Geçen haftaydı kuaföre gittim. Föndü, manikürdü derken öğlen saatlerinde teşrif etmiş olduğum kuaförden akşam saatlerinde çıktım. Başım çatlamak üzereydi. Bir sürü kadının olduğu yerde ne olur bilin bakalım. Tabiki dedikodu. Hani çenesine vurmuş derler ya gerçekten de bazı insanların çenesine vuruyormuş. Şaka bir yana kadın milletine gerçekten hayranım.

Siz onlara bir saat süre verin. O bir saatin içinde konuşulmadık hiçbir şey kalmıyor. Her konuya değinebiliyorlar ettikleri sohbette. Kocalarından, çocuklarından, çocuklarının okullarından, komşularından, dizilerden, siyasetten, fazla kilolardan, çekemedikleri kadınlardan, altın gününe gelecek misafirlerine ne yapacaklarından tutun da akşam ne yemek pişireceklerine kadar.

Ama şu var ki sanki hiçbiri birbirini dinlemiyor gibi geliyor bana. Öyle hızlı ve akıcı konuşuyorlar ki “ayyy hemen anlatmalıyım yoksa içimde patlar.” diye düşünüp bir anda hızlı bir biçimde çıkıveriyor dudaklarının arasından cümleler. Yaklaşık 15 tane kadının bunu aynı anda yaptığı düşünülürse sanırım başımın o gün fazlaca ağrıması normaldi. Hadi bu hatunlar bir yana bir de üzerine manikürü yapan arkadaşın bir saat boyunca kendi hayatından kesitler sunması o da yetmezmiş gibi saçıma fön çeken hatunun bitmek tükenmek bilmeyen gereksiz soruları of dedirtti.

“Okuyor musun canım?”

“Hayır. Mezun oldum”

“Kaç yaşındasın sen?”

“25″

“Aaa 25 misin hiç göstermiyorsun. Bil bakalım ben kaç yaşındayım?”

“26-27 mi?”

“Ayyy inanmıyorum o kadar gösteriyor muyum ben. Sadece 23 üm. Hep saçımı sarıya boyattığım için. Çikolata tonlarında mı denesem acaba?”

Hayır anlamıyorum ki nedir derdi. Böyle sosyalleşilmez ki. Kafamın üzerinde bir sürü fırça, vınnnn diye kulağımın dibinde sürekli ses çıkartan fön makinesi nasıl sosyalleşeceğiz hatun kişilik biz seninle. Seni duyamıyorum bile. Yarım yamalak duyup cevap vermeye çalışıyorum. Duyamadığım kısımları gülücüklerimle geçiştiriyorum. Kuaföre her gittiğimde yanımda okumakta olduğum herhangi bir kitabı götürürüm. Neden mi? Ben kitap okuyayım kimse de bana bir şey sormasın diye. Ama nerede o günler. Sonra ne oluyor? Başım ağrımaya başlıyor. Başıma ağrı girince de 23 lük kızı 26 lık yapıp kocaman potlar kırıyorum.

Kırdığım büyük pottan sonra kızın morali alt üst oluyor. Yüzünde sitemkar bir ifade baş gösteriyor. Sürekli aynaya bakıyor. Tahminimce “ya gerçekten 26 mı gösteriyorum ben. Yok yok en iyisi çikolata kahveye boyatmak saçlarımı”diye geçiriyor içinden aynaya bakarken. Içimden “Allahım sana geliyorum. Bir kapris çekmem eksikti” diyorum ve saçıma yapılan işlemler bittikten sonra kuaförden dışarıya atıveriyorum kendimi. Derin bir nefes alıyorum. “oh be dünya varmış” diyorum.

Sonuç olarak kuaförde muhabbet edebilmek bir sanattır, o da benim eksik yanım sanırım. Bugüne kadar kadar beceremedim beceremeyeceğim de, beni bağışlayın sevgili kuaförler.

İlginizi çekebilir

  • 19 Mart 2011 -- Yazmazsam unuturum 14 (0)
    * Doğa, insanoğlundan intikamını çok acı şekilde alıyor diye düşünüyorum. Japonya'yı sarsan deprem ve tsunami sonrası, Fukuşima Daiçi Nükleer Santrali'nde meydana gelen patlamaların önüne geçmek için,...
  • 31 Aralık 2008 -- Hoşgeldin 2009 (0)
    Her şey zamana yenik düşüyor, tıpkı 2008 gibi. Kimileri için olumlu, kimileri için olumsuzdun, ama bittin işte…Yılın son günü geldi. Nasıl geçti koskoca bir yıl? Nasıl geçiyor yıllar? Bazen çok uzu...
  • 19 Nisan 2010 -- Neler oluyor bana, uykularıma? (7)
    Hep dünden kalmayım, bugüne. Uykusuzluk çekiyorum bu ara. Yoksa yaşlanıyor muyum ne? Yaşlılar az uyur diye bilirim de. Ben de bir alemim lafa bak, ee genç de değilim heralde. Ama sanki yastığı yorg...
  • 11 Şubat 2012 -- Hiç kimse insan değildir (2)
    ilk intiharımda göbek bağımı kullandım. dördüncüsünde son kullanma tarihi geçmiş süt. on sekizincisinde kekeme bir baretta. en son bir kaşık su. boğuldum. iki hidrojen birden sunî teneffüs uyguladı. b...
  • 06 Mart 2011 -- Sevmiyorum işte var mı diyeceğin:) (2)
    Gecenin bir vakti zırıl zırıl çalan telefonumun sesiyle uyandım. Gece lambamı açıp başucumdaki saate baktım. Saat sabaha karşı 3 ü gösteriyordu. "Alo" demek yerine uyku semesi "kim o" dedikten sonra t...
  • 15 Kasım 2009 -- En garantili etkileme taktikleri (0)
    En garantili, etkileme taktikleri başlığı altında bir çok yazı okumuşsunuzdur, sanırım bende birkaç defa yazdım bu konuyu. Uzmanlar, araştırmaların sonucunda ortaya çıkan; "karşısındakini baştan çıkar...