Toplumların bazı ihtiyaçları zaman içinde değiştiğinden, bu ihtiyaçlara cevap verebilmek için kimi çok bilinen ve bir yerle özdeşleşen mekânlar kendiliğinden değişir veya dönüşür, kimi de zorunlu olarak bizim isteğimiz dışında tamamen yok olur. İşte Moda /Kadıköy deyince birçoğumuzun aklına hemen gelebilen tarihi Moda Plajı da değişemeyip, dönüşemeyen ve maalesef tamamen ortadan kaybolan mekânlardan birisidir.

Bu gün bulunduğu yere baktığınızda, burada tarihi Moda Plajı vardı diye söylediğinizde kimseyi inandıramayacağınız bu yer nasıl oldu da tamamen ortadan kayboldu? Ve bu zamanda bile müşterisi olabilecek bu plaj nasıl bir yerdi?

Ülkede sağ sol ideolojik çatışmaların yoğun olduğu yıllar. Hükümetler sorunları çözemiyor,  idareciler hizmet üretemez durumdaydı. Çöpler günlerce sokaklarda, sular akmaz, dereler kirli ve yoğun kirlerini akıta akıta Marmara’yı iyice kirletmiş. İstanbul gibi her tarafında deniz olan bir şehirde kirlilikten adeta denize girilebilecek plaj kalmayıp kapanmış birkaç tanesi de kapanmamak için gün sayıyordu.

İşte Moda plajı da bu kirlenmeden nasibi almış ama kapanmamak için adeta ayak direyen plajlardan birisiydi. Plaj, yüksek kayaların hemen bitiminde,  deniz üzerine ahşap iskeleler kurularak oluşturulmuş, tahta kabinleri olan bir yerdi. Bir sürü merdivenlerden inilerek plaja ulaşılırdı. Kayalıklar o kadar keskin ve uçurum o kadar fazlaydı ki başka bir yerden plaja girilmesine adeta izin vermiyordu. Bunun yanında kumla kaplı sahili ise hiç yoktu. Bayanlar için ayrı bir yer yapılmıştı. Üç tarafı tahta kabinlerle kapalı, denize bakan tarafı açık dışarıdan bakıldığında ise içerisi görülmeyecek şeklindeydi. İsteyen bayanlar burada rahatça yüzüyor ama arzu edenler erkek tarafında da yüzebiliyordu. Bayanlar bölümüne çay ve diğer yiyecek içecek siparişleri kapıya kadar götürülür ama içeriye girilmezdi. Siparişi veren kapıya gelir alırdı.

Plajda her yıl geleneksel olarak düzenlenen güzellik yarışmaları yapılır. O yılın plaj güzeli seçilirdi. Ödül olarak da plaja bir yıl ücretsiz giriş bileti verilirdi. Tarihi geçmişi olduğundan sanırım bu yarışmalar basında bile yer alırdı. Ayrıca plajın birde fotoğrafçısı bulunur, İsteyenlerin siyah beyaz fotoğraflarını çekerdi. Yaz kış orada yaşayan ve plajın genel işleri ile ilgilenen adeta plajın tarihi kadar yaşlı, zar zor yürüyen Bayan Marika ve siyahî bir eşi vardı. Marika bayanlar, kocası da erkekler tarafıyla ilgilenirdi. O zamanda, ne iş yaptıkları bilinmeyen ama her gün oraya gelen ve vücut geliştirme çalıştıkları belli bölgenin iri yarı tipleri ise sanki plajın emniyetinden sorumlu gibiydiler.

Son dönemlerinde iki yıl büfesinin işletmeciliğini yaptığım, şimdilerde sadece ismi akıllarda kalan ve kim bilir nice anıların yaşandığı tarihi Moda plajı denizin iyice kirlenmesi ile zorunlu olarak kapanmış ve sahil yolu bağlantısı oluşturulunca da tamamen ortadan kaybolmuştur.

About Selami Aydın

Selami Aydın has written 144 post in this blog.

İlginizi çekebilir

  • 28 Ocak 2012 -- Adını perişan koydum (0)
    “Ben senin ayıbınım”, diyerek p/aklanıyorum it(ki)fayesiz gecelere. Siyanür gözlü kadın, neden zehirliyorsun ezberimi. Likörken en karbon abartılı yaralarıma. Saçma s/apansız lügatleri adın diyerek öp...
  • 14 Nisan 2011 -- Göğün karnı, düz yazı ağlayışı, çocuk (0)
    Pazartesiler; ölü çocukları yutuyor. Elleri sedef, ayaları kırmızı Pamuktan yumuşak, iyi huylu düş'üş. Titrek öpülesi saçlarda Tüm sesler sağır, Yeni yetişen kızlar,  oğlanlar birikir kulaklarım...
  • 11 Temmuz 2010 -- Seninkinin üzerinde ne var (12)
    Masaya oturur oturmaz, hepimiz silahını çıkarıp masanın üzerine koyan kovboylar gibiydik. Daha oturduğumuz sandalyeye kendimiz yerleşmeden, sigara paketlerini masanın üzerine koyuşumuza hala inanamıyo...
  • 18 Eylül 2010 -- En damar 20 (6)
    Dinlenildiğinde damardan dakikalar yaşatan, atar ve toplar damarların yaşanan acıdan dolayı isyan çıkarıp pankreas'a hücum etmesi ve tüm iç organların iç acılarını toplayıp kalp kapakçıklarından içeri...
  • 05 Ocak 2009 -- 04.01.2009′ da demlenenler (1)
    Sevgili Demliğim; Nasıl güzel uyumuşum anlatamam, dinlenmiş ve zımba gibi bir pazara başlamak çok keyifli... Pazar sabahları saatimi 10.00'a kurup, yarım saatçikte oğluşuma sarılıp keyif yapıyorum....
  • 27 Mayıs 2011 -- Seçim Panayırı (0)
    Sizlerde sıkılmadınız mı? Allahaşkına; Sokağa çıkmak istemiyoruz. Yer, gök, duvarlar her yer o kadar kirlenmiş ki öyle böyle değil, tamamen görüntü kirliliği... Seçim yüzünden neredeyse kulaklarımız s...