O henüz çok küçük bir çocuktu. Daha birçok şeyin farkında değildi. Kendi oyun ve hayal dünyasında çok masumca yaşıyordu. Oysa içine bir kurt girmişti. Belki onu daha büyüyüp okula gidemeden, doyasıya koşup oynayamadan, telli duvaklı gelin olamadan yiyip bitirecekti.

Rahatsızlığını erken fark etmişti ailesi. Kurt büyüyüp gelişemeden önlem alınmaya başlanmıştı. İlaç tedavileri olumlu sonuç veriyordu. Atacaktı içindeki vücudunu kemiren kurt’u. Yalnız bu arada saçları dökülmeye başlamıştı. İşte buna bir anlam veremiyordu çocuk. Oysa başkalarının saçlarında bir değişiklik olmuyordu. Küçük yüreği çelişki içindeydi. Bir gün” Anne benim saçlarım niye dökülüyor?” dedi.

Bu beklenmedik soru üzerine anne zorlandı. Önce ne diyeceğini bilemedi. Onun anlayacağı bir cevap vermesi ve ona vereceği cevapta onu ikna etmesi gerekiyordu. Birden “ pireler var ya onlar seni ısırmışlar onun için dökülüyor saçların” dedi. Fakat bu cevabın pek inandırıcı olmadığını sonradan kendiside fark etti. Ama bir defa söylemiş bulundu. Çocuk ise ” sizi niye ısırmadı”  deyince de adeta sus pus olup geçiştirmeye çalıştı.

Lakin yinede böyle söylediği için içi rahat değildi. Verdiği cevabı bir şekilde onun anlayacağı dilde açıklaması gerekiyordu. Aklına birden bir fikir geldi. Saçlarımı kazıtmalıyım dedi. Bu vesile ile hem onun mutlu olmasını, hem de ona verdiğim cevabın doğruluğunu gösteririm diye düşündü. Ve öylede oldu.

Çocuk bir sabah uyanır ve annesi ile babasının ilk defa kendi gibi öyle saçsız hallerini görür. Şaşkınlığını gizleyemez. Ama aynı zamanda mutlu da olur. Sizi de bu gece pireler mi ısırdı? Diye de sorar. Anne “evet yavrum bak bu gece bizi de pireler ısırdı” der. Küçük yürek buna inanarak böylece sorduğu sorunun karşılığını fazlasıyla almış olur.

Aslında anne ve babanın evlatlarının mutluluğu için yapamayacağı bir şey yoktur. Hele başka yapılanları göz önüne getirdiğimizde bu saç kazıtma devede kulak bile kalır. Ama olsun yinede onlar bu duygu yüklü ve zekice davranışları karşılığında sanırım birçok kişiden kocaman bir” helal olsun” u çoktan hak etmiş oldular bile.

About Selami Aydın

Selami Aydın has written 144 post in this blog.

İlginizi çekebilir

  • 15 Mart 2009 -- Umut tükenmişse (0)
    Gecelerin karışmışsa bilinmez gündüzlere, yalvarışlarındaki umut tükenmişse, kapat gözlerini sıkıca hayallerine bırak düşüncelerini. Bırak sendenki seni uzak diyarlara götürsün, bırak ki ruhunun huzur...
  • 30 Mart 2009 -- Halkın takdiri (0)
    2009 yerel seçimlerinin sonucunda sandıklarda halkın oyları konuştu...AKP oy kaybetti...CHP ve MHP ye kendinize biraz daha çeki düzen verirseniz yola devam edersiniz dendi bu seçimlerde...DTP ye gelin...
  • 22 Eylül 2009 -- Komşunun şeftali ağacı (2)
    Komşunun bahçesinde, tam sınıra teğet bir şeftali ağacı var. Ağacın Kolları da geniş geniş bizim bahçeye uzanmışlar. Özellikle bizim bahçeye girmiş olan dallar, mutlu mesut azmış vaziyette şeftali ver...
  • 20 Haziran 2009 -- Babam (2)
    Gözüm kapalı sırt dayadığım ilk erkekti. Tanıdığım en güvenli kucak onunkiydi. En kolay şımardığım ilkti. Nazım sözüm en çok ona geçti. Bana, sevgisi fazla kaçmış bir geçmiş hediye etti. Bir dediğimi ...
  • 28 Şubat 2010 -- Gitmek Sanattır Ey Sevgili… (4)
    "Bekliyorum, öyle bir havada gel ki vazgeçmek mümkün olmasın" diyordu Orhan Veli sevdiğine. Oysa bilmiyordu ki bütün havalarda sen vardın ve tüm hava sen kokuyordu, benim için.. Ama yoktun sen. Gid...
  • 25 Temmuz 2010 -- Güzel surat ve zor görevim (6)
    O zamanlar, henüz 11 aylıktı. Masmavi gözleri, sarı saçları, özenilerek yaratılmış düzgün hatlarıyla beni etkileyen bir varlıktı. Bebekleri severim, ama ona olan düşkünlüğümde sanki bir sır saklıydı. ...