Hiç yaşadığınız aşkın dinginleştiğine, durulduğuna tanık oldu mu kalbiniz? Kaybetmekten korktunuz mu yaşadığınız tutkuyu, aşkı, heyecanı ? Düzeltmeye çalışırken daha da battığınızı hissettiniz mi? Eskisi gibi olamadığınızı düşündünüz mü?
Yoksa sizin aşkınız hep tek düze mi yaşandı? Sürekli bakışmak, sevişmek ve gülüşmekten mi ibarettiniz ikiniz? Sadece sevişmekten mi yorgun düştü bedenleriniz? Hiç didişmenin tadını çıkartmadınız mı? Arada bir özlem duyup sonrasında daha sıkı sarılmadınız mı kavuştuğunuzda birbirinize.
Aşk başlangıç ise eğer, sonrasında sevgi değil midir aşkı güçlendiren ve sevginin yanında gösterilen şefkat değil midir yaşadığınızı bağlılığa çeviren? Aşıkken yaşadığınız tutku en üst seviyede gözükse bile bu tutkunun ateşi zamanı geldiğinde küllenmez mi? Bu kül mü korkuttu sizi? Oysa korkacak ne var ki! Çünkü külllenen ateş daha yakıcıdır, daha heyecanlıdır, daha çok özlemler sarmalar bedenlerinizde…Yapmanız gereken bunun bir süreç olduğunu görüp sabretmek değil midir?
Önemli olan sevdiklerimizi ateşiyle de külüyle de sevebilmeyi becerebilmektir. Her anımızda aynı kalmamızı beklememektir. Aşkın da sevginin de değişim içerisinde olduğunu bilmektir. Değişimi sevebilmektir önemli olan. Ve değişimi severken bizi kaybetmemektir. Tıpkı onu ilk zamanlarınızda adım adım sevdiğiniz gibi şimdi de bu değişim içerisinde olduğu gibi kabullenmektir. Bir şeyi kaybettiğimizde bunun acısı bir süre hatta kısa bir süre devam eder sonra unutulur yaşanılan acı ama bu kaybın anlamını yitirmek yıllarınızı alabilir…






Son yorumlar