Kendi örmüş olduğu duvarların ardından bakıyordu artık ona. Yasaklanmış bir aşkın meyvesini yemiş kadar suçlu hissediyordu kendini. Bir yatakta, tutkulu ve  birbirine tutuklu iki bedenin sabahlara kadar sevgiyle sevişmesini özlüyordu… Teninin kokusu burnunda tütüyordu…

Ruhları karışıyordu birbirlerine dokundukları anlarda. Elleri birbirlerine kenetlendiğinde seni seviyorum fısıltıları kulak arkalarına düşüyordu. Bedenleri şehvetle titrerken tek düşünceleri ise yaşadığımız her ne ise hiç bitmesindi… Adı yoktu yaşadıkları hissin. Aşktan öteydi, sevgiden öteydi sanki tarifsiz gibiydi… Birbirlerinin gözlerine değdiğinde ise gözleri, sanki yıllardır birbirlerini tanıyormuş havasında, ukalaca ne var ne yok bir bir çıkartıyordu ortaya. Birbirlerinden sakladıkları sırlara yer yoktu yaşadıkları bu tutku dolu hayatta. Hem arkadaş hem dost hem de birbirlerine omuzlarını dayayabildikleri iyi birer eş gibiydiler.

Şimdi ise birlikteyken aşkın en delisini yaşayıp hisseden bu iki yürek acı çekiyor. Sanki ayak bilekleri bir ipe, ip ise kaldıramayacakları kadar ağır bir taşa bağlı gibi… Her çırpındıklarında daha dibe çekiyor sanki bulanık su onları. Bitsin istemiyorlar yaşadıkları her ne ise işte. Sırf bitmesin diye gece hayallerinde yaşatıyorlar birbirlerini… Birbirlerini düşündüklerinde yüzlerinde tarifsiz bir mutluluk beliriyor. Birbirlerine yaşattıkları anlar geçiyor gözlerinin önünden tıpkı bir film şeridi gibi. Ve onlar istedikleri sürece ayrı da olsalar oynuyor yine de bu film sessizce her gece…

Kadının içinden ayrılığa dair geçen sözler ise; “Ayrılık mı bana vız gelir! Sen benim her anımda soluduğum nefesimsin. Unutmuş olsan hissederdi yüreğim. Sen bensin! Unutmuş olsan kendimi kaybederdim. Ben kendimi sende buldum ve ben yine sende, seninle birlikte kayboldum. Hata mı, ceza mı, pişmanlık mı şu an yaşadığımız her ne ise sensizlik kadar acıtamaz canımı. Ben hala seninleyim ve seni yaşatıyorum bütün bedenimde. Sen ister gel ister gelme. Bir deli gurura kapıldık gidiyoruz ama biliyorum bir çaresi bulunur elbet…Unutma sen benimsin. Sen benim nefsimsin, nefesimsin…”

Benzer yazılar

  • 29 Aralık 2011 -- Nefes (0)
    ağzı büzgülü rüzgar torbasında geçmiş yıllar şaşkınlıkla yola çıktığımız günlerin tozunu mahsun gözlerle uğurladık gönülsüz bir yavaşlık değildi de neydi bu yerin yüzü bilir sakladığımız her şeyi ...
  • 01 Kasım 2010 -- Ayrılığın kadındaki sureti/ bana sen lazımsın (0)
    Uykusuz geçen bir gecenin ardından sabahı karşılıyorum. Sen yine aklımın bir köşesindesin... Radyoda bir şarkı çalıyor, hafiften hüzün çöküyor gözlerime... Arabada bu şarkıyı söylemiştik birbirimize a...
  • 10 Ekim 2010 -- Ayrılığın kadındaki sureti/ eşikte (2)
    Aklımda bir gidiş sahnesi sen öylece durmuş bana bakıyorsun. İkimizin de gözlerinden yaşlar süzülüyor. Birimiz gittiği için ağlıyor, diğerimiz arkada kaldığı için... Uzun uzun birbirimize bakıyoruz...
  • 20 Ağustos 2010 -- Ayrılığın kadındaki sureti/ çok sesli ayrılık (6)
    Hani sen şimdi gidiyorsun ya gözümden akan yaşa aldırmadan, umarsızca ve hatta acımasızca, ben sol tarafımdan kan kaybediyorum senin benden uzaklaşmak için attığın her adımda. Sarıldın son defa sık...
  • 06 Ağustos 2010 -- Ayrılığın kadındaki sureti/ düşümde sen (0)
    Bir rüya gördüm, rüyamda aklıma düştün bende boş durmadım bol bol düşledim. Keşke dedim keşke; Sabah yine sen benden önce uyansan ve uyandığımda yine beni seyrediyor olsan. Uyku semesi sana gülümse...