Akraba evliliklerini bilirsiniz. Aileler karar verir. Evlenecek çocuklara da “siz nasıl münasip görürseniz” demek düşer. Çok büyük risklere gebe kalmak demektir akraba evililiği yapmak.

Bir arkadaşımın tanıdığı akraba evliliği yapıyor. Aradan kısa bir zaman geçiyor, kadın hamile kalıyor. Hamilelik dönemi başlarından sonralarına kadar anne adayı kendine ve bebeğine dikkat etmiyor. Kilo alacağım diye yemek yemeyi azaltıyor. Doktor kontrolü geldiğinde bütün ailede bir tereddüt tabi acaba çocuk sağlıklı mı diye. Neyse ki tıp öyle ilerledi ki sizde bilirsiniz artık anne karnındayken bebek sağlıklı mı değil mi anlaşılıyor.

Doktora gidiliyor ultrasonda ve yapılan testler sonucunda bebeğin down sendromu olduğu tespit ediliyor. Bunu duyan aile perişan tabi ki. Doktor, bebeğin alınmasını tavsiye ediyor. Çünkü yaşadıkları şartlarda ne o bebeğe iyi bir gelecek verebilirler ne de kendileri bu durumun tek başlarına üstesinden gelebilirler. Aile hiç düşünme ihtiyacı bile duymadan bu bebeğin dünyaya gelmesi gerektiğini düşünüyor. “Allah bu bebeği bize bağışladı vardır bir bildiği” diyorlar. Ve bebek dünyaya geliyor.

Şu an aile çok mutlu. Çünkü şu an ileriki dönemlerde yaşayacakları sıkıntılardan bihaber yuvarlanıp gidiyorlar. Onlar için önemli olan bebeğin doğmasıydı, yaşamasıydı. Benim tek üzüldüğüm nokta bu devirde hala böyle bir sorunu yaşıyor olmamız. Ve bunun önüne bir türlü geçilememesi. Ben tabiki çocuk aldırılmalı ya da aldırılmamalı demiyorum. Sonucunda o psikilojide karar vermek çok zor olsa gerek. Ama insan sonucunu bildiği bir şeye de girişmez diye düşünüyorum. Ve işin kötü tarafı buradaki tek günahsız, kaderi daha en başından ailesi tarafından belirlenen bu masum bebek…

Sadece soruyorum maddi yönden iki taraf birbirine düşmesin diye yapılan bu akraba evliliğine değdi mi?

About Elif Savaş

Elif Savaş has written 367 post in this blog.

İlginizi çekebilir

  • 25 Eylül 2009 -- Kendi vatandaşını desteklemeyen ülke (0)
    Her gün yaptığım gibi bugün de internetten gazete haberlerine göz atarken çok vahim bir habere takıldım! UNESCO başkanlık seçimi olmuş. Her dönem farklı bi kıtadan başkan seçme geleneğine sahip ola...
  • 16 Şubat 2009 -- Dün’süz adamın bu günü 16 şubat 2009 (0)
    Buz gibi bir pazartesi sabahına uyandım, hem hava hem gün soğuk, hafif bir geçikmeyle iş yerimdeyim. Rutin çay kahvaltı olayını halletikten sonra, yazarkafeye eklediğim yeni yazıların onaylanıp onayla...
  • 16 Nisan 2010 -- Ne aygırmış be (3)
    Tecavüzcü aygır ortalığı perişan etti, son günlerin en sıra dışı haberinin kahramanı beş yarış atına tecavüz eden ve "coşkun" ismi takılan aygır. Yarış atlarına edilen tecavüz sonucunda büyük zararlar...
  • 30 Ocak 2009 -- Davos’ta Erdoğan rüzgarı (0)
    Tüm dünyada son dakika haberi olarak yayınlandı...Bu akşam Davos zirvesinde Sayın Başbakanımızın tavrını ayakta alkışladığımı belirtmek istiyorum... Belli ki doğruları duymak birilerinin canını yak...
  • 10 Haziran 2009 -- Hüceste Aksavrın/Sana yürümeyi ben öğrettim (1)
    Aşağıda yazdığım mısraları Mehmet Barlas bir televizyon programında söylemişti, çok etkilenmiştim. 2006 yılında aramızdan ayrılan Şair Hüceste Aksavrın, 17 yaşında Avrupa'ya okumaya gidip oraya yerleş...
  • 06 Eylül 2009 -- Allah nazarlardan saklasın olaki kıskanan varsa çatlasın (1)
    1987 yılında doğan, 7 yaşında Fatih Terim'in beğenisi ile Galatasaray altyapısına transfer edilen, sahanın her yerinde görülebilen, oynadığı maçlarda futbolun seyir zevkini taraflı tarafsız herkese ya...