Hani bilirsin, onca kalabalığımın arasında, koşuşturmacalarımın kıyısında bazen dörtlüleri yakar, sağa çeker anahtar kontakta seni düşünürüm. Bu kez, neler oluyorsa bana, taşıt değiştirmiş gibiyim. Aslında kanatlarımı buldum tavan arasında, yine onları kullanıyorum. Uçuyorum, seni yukarlardan seyredip bulutların üzerine serilip de düşünüyorum.
Sıcakla aramın olmadığını bilirsin. ”Delirtir beni hep” derim. İşte bu yüzden, bir şarkı takıp dilime, martılara omuz silkerek vuruyorum kendimi bilmem kaç bin feetlere. Belki de seninle, havadaki nemi aşıp sonsuz maviliğin içinde huzur buluyorum.
Huzur dedim de, en komiği bende bilirsin. Sana saklıyorum içimde. Bir de yeni keşfettiğim ve azad etmediğim sözler biriktiriyorum. Ahh unutmadan, dün sıyırdım usul yollu. Oradan kaldı aklımda. Kırılmış sözlerim varsa sana sarfolan, topladım bugün hepsini yakıyorum.
”Ahh pervasızım, üstün açık uyuma” dersin ya, biliyor musun yine üşütmüşüm. Hastayım. Göğsümde bronşitim, sırtımda terim. Ama ben yine suçsuzum. Bütün suç Temmuz’un.
Ve keşke şimdi burda olsan. Aşağısı deniz derya. Gözlerimde, muhteşem bir manzara. Nerden geldiyse aklıma, deniz kabuklarından bana taç yapar mısın? Seni özledikçe saçlarıma takar, sen gibi başıma taç yaparım.
Benzer yazılar
- 18 Temmuz 2010 -- Gönderilmemiş mektuplar/Bilemezsin ama bilmelisin (7)
Bilemezsin;
Hangi tenhalarda gezdi bu can, tek başına.
Nereden bileceksin;
Ne karanlıklarda yürüdüm. El yordamı hemde, korkusuzca aynı zamanda. Ne soğuklarda titredim ben. Sen bilemezsin; ne üşüm... - 15 Nisan 2010 -- Gönderilmemiş mektuplar/unut gitsin (6)
"Unutuyorum'' demişsin. Yok bir mahsuru benim için, unut gitsin. Avcuna bunca yüreğimi dökmüşken, beni bilememişsin. Zaten hatırında değildim ki, ''Unutuyorum'' deyişin beni silkelesin.
Ben, senin ... - 31 Mart 2010 -- Gönderilmemiş mektuplar/ Nasıl özledim bilemezsin (0)
Hatırlıyor musun, ne çok didişirdik seninle, sessiz sevişmelere gebe kuytularda. Ne tuhaf, sağnak öfkelerini bile özledim birden, sicim sızılarla.
Hani hatırla. Huysuz çocuklar gibi kendine geçirme... - 30 Mart 2010 -- Gönderilmemiş mektuplar/ Melek (2)
Bilir misin bilmem; belki de tahmin edersin. Çok duymuşumdur bana ''Melek'' sıfatı yüklendiğini. Mesela okulumda, ''Melek'' kulağımın en aşina olan sözlerinden biri.
Ama sen bana melek dedin ya han... - 29 Mart 2010 -- Gönderilmemiş mektuplar/ El üstünde (4)
Yıllar akıp gidiyor, ben peşinde tuhaf gölge. Sen hep el üstümde ve belki bundan sonra da hep böyle.
Ellerime bakıyorum şimdi. Avuç içime. Avcumdaki çizgilere. ''El üstünde taşıdığın kadar, baş üst... - 24 Mart 2010 -- Gönderilmemiş mektuplar/ Kaçamak sözler (8)
Sen bilmezsin, ahh ben hep böyle yapıyorum anlatmadım ki nereden bileceksin. Her hüzünlü şarkıda sen bana misafirsin.
Hani ele avuca gelemeyen hiç bir yere sığamayan ben, işte o ben var ya; sırf s...
Ağustos 6th, 2010 on 20:19
Geçmiş olsun Lütfen kendinize iyi bakın .
Yazınız çok güzel.Bence yorum yapılacak her şeyi zaten siz anlatmışınız.Tebrikler.
Ağustos 6th, 2010 on 22:31
Sevgili ikiler,
Çok teşekkür ederim..
Temmuz 30th, 2010 on 21:35
Aslı hanım;
hayatta herşeyin cevabını almamakta bazen iyidir..
Sizde olan , ondadır zaten …
yazınız yine şiirsel olmuş, cok güzel
kaleminize sağlık..
Temmuz 30th, 2010 on 13:06
Bende “varsayım ” üzerinden sorumu sormuştum ki
)
Temmuz 30th, 2010 on 17:04
Ama Selami Bey,
vardır-yoksa yoktur ki.
Gönderilmeyen mektuplara nasıl cevap gelsin ki:)))))
Varsayamayız öyle değil mi?
Temmuz 30th, 2010 on 00:25
Eğer gelirse ve sizde yayınlarsanız bizde öğrenmiş oluruz…
Temmuz 30th, 2010 on 00:36
Selami Bey,
))
Cevap gelirse, yayınlar mıyım bilmem?
Belki utanırım.
Ama cevap gelirse söz ben size fısıldarım
Temmuz 30th, 2010 on 11:48
Göndermediğim mektuplara nasıl cevap gelebilir ki?
))))) Adı üzerinde, gönderilmemiş mektuplar onlar.
Temmuz 30th, 2010 on 00:07
Aslı hanım çok anlamlı duygu yüklü bir mektup.Eğer göndermiş olsaydınız nasıl bir cevap gelirdi diye de insan merak ediyor!
Temmuz 30th, 2010 on 00:17
Offf ama Selami Bey, yaaaa…
Zaten, Sevgili Mert de bu mektupların gönderilmemesi kayıp” demiş.
Sizin yorumunuzu da okuyunca ”Nasıl cevap gelirdi”ben de merak ettim şimdi…
Temmuz 29th, 2010 on 23:51
Ayy Estağfurullah Mert Bey, beni şımartıyorsunuz.
Temmuz 29th, 2010 on 23:18
Ahh Aslı hanım ahh bu mektuplar gönderilmezmi kayıpppp
Muazzam bir yazı gerçekten taçlandırılması gereken bir yazarsınız…