Bugün Aret Vartanyan ın bir yazısını okudum. Tek kelime ile ifade edecek olursam müthişti. Hele ki bir cümle vardı ki; “Sen ve benden başka aramıza giren hiçbir şey yok. Zaman durdu. Bedeninle değil ruhunla sevişiyorum…” diye.

Etrafıma bir bakıyorumda her yanımız sahte sevgiler, beş para etmez aşklar, daha aşkı için en ufak bir mücadele vermeden pes etmiş çekip gitmiş insanlarla dolu. Herkes anı yaşamanın derdinde. Günümü gün edeyim, oluruna bırakayım, inceldiği yerden de koparsa kopsun havasında… Bu kadar mı basitleşti artık aşk? Bu kadar mı bozuldu insanın kimyası? Hiç göremiyorum kalmak için direnen birini. İnsanlar kalmak için değil gitmek için bahaneler bulmaya çalışır oldu.

Aret Vartanyan’ ın bu yazısını okurken içimi titretti cümleleri. İşte bu diyorsun böyle olmalı sevmeler, sevişmeler… Sevdiğinin bedeninde ruhunu bulmak, sevişirken gözlerin kapalıyken bile onu görmek, nefesini nefesinde karıştırmak, gözlerine baktığında gözlerinde kaybolmak, her dokunuşunda bir kez daha titremek ve onu her anında daha çok istemek… İşte hesapsızca sevmek bu dedim kendime. Aşkı apayrı farklı bir boyutta yaşamak, sevdiğini bir et parçası gibi değil bir düş gibi görmek, sevişirken sen ve ben değil bir bütün oluşturup BİZ olabilmek. Sevişmeyi 2 dakikalık bir haz gibi değil ömür boyu severek sürdürebilmeyi dilemek.

Sanırım sevgi ile sevişmenin tarifi bu olsa gerek.