Oyalanmam lazım. Yani, vakit tüketmem lazım. Vakit geçirmek demiyorum. Çünkü, oyalanmak için bulunduğum yerde, geçmedi vakit. Vakit dedin mi hele sayılısı, geçip gidiverir aslı esası. Ama yok, vakit tüketmek dersem daha doğru. Hem vakit dediğin tükense ne yazar, oyalanacağım derken ben tükendim dostlar.
İlk gidişim değil elbet. Çok keredir gitmişliğim var. Ve her seferimde, ”çık çık çık” dilim damağımda. Ve her defamda, her ayak basışımda, ”vaay bütün işsizler burda” diye söylene söylene oturuyorum dış bölümde, bir cafenin koltuğunda. Sözünü ettiğim yer, işsiz güçsüz takımının mekanı. Yediğini geğiremeyen hazımsızların ortamı. Neresi mi? İstinye Park tabi ki.
Herkeste çok reklam hareketler var. Sanırsınız, hepsi dertsiz tasasız ve cool’lar. Marka arabaların biri gidiyor biri geliyor. Kimi makam şöförüne emrediyor, kimi arabasını eskinin kahyasına, şimdinin ”valet”sine teslim ediyor. İhtişam düşkünü insanlar, valet sektörü yaratmışlar. Ve o güzelim arabalarından inen, hatun ve er kişiler neden acaba o kadar çirkinler. Irkımız mı bozuldu, artık yüzler estetiği mi kaldırmıyor, yoksa nurlar pirler mi yok oldu, bilemiyorum. Bilmek istiyor muyum? Hayır ben almayayım, hiç ilgilenmiyorum.
Eyy ülkemin işsiz ve geçim zorluğu çeken çoğunluğu, esas İstinye Park’ta işsizlerin en yoğunu. Onlar bir kendi geçimlerini biliyorlar. Siz de kimsiniz? Aç mısınız, açık mısınız farkında değiller. Bambaşka dünyanın, bir başka mahluğu onlar. Tüketimin piri durumundalar. Hani sadece alış-veriş yapsalar iyi, dalış-dalmaya elveriş de çok popülermiş gibi geldi bana aralarında sanki.
Herkes tepeden zirveden bakışlar atıyordu birbirine. ”Ulan, dur bir de ben yükseleyim, uçayım bakalım” dedim. Bir ara yukardan baktım da, ne de küçük görünüyorlardı. İki parmağımın arasında sıkıştırdım herbirini. Hepsi sanki, hiçti. Bir sigara tüttürürken, bir de şarkı tutuşturdum dilime, “Kah çıkarım gökyüzüneee seyrederim alemi,
kah inerim yeryüzüneee seyreder alem beni”…Allah sonumuzu hayr eylese bari…






Son yorumlar