Bugün eşimin doğumgünü. Sevdiği yemekleri ve en sevdiği pastayı yapmak için sabahtan beri kırdım kendimi. ”Oooo!” diyeceksiniz. Demeyin. Derdim, eşimin gönlündense, çocukların gözüne girmek iyi mi. Hatta, ne ayıp öyle değil mi? Ne ayıbı, ayıp yok. İçim neyse, itiraf bu! Bazen bende sahtekarlık diz boyu.

Ama öyle. Durum böyle. Elbette eşimdir, ama 28 yıldır beni bilir. Ezberindeyim, ne ölçüde eş oldum, ne kadar asi, ne denli deli. Neler önceliğimdir, nelerimin göstergesi sevgi. Bilir, hizmetim değildir sevgim. Yaptığım hizmetim sevgi dilim değil, sadece hizmetimdir. O bildiği gibi anlar da beni. Ama ya çocuklar, anlarlar mı beni acaba, babaları gibi. Öyle ikimiz yalnızken yaptığım, az biraz değişik özenle iki kap yemek, bir kek, şimdi çocukları düşündürmez mi? ”Hani aile olmak önemliydi anne” demezler mi? Bilmem, belki düşünmezler belki demezler. Ama ben sağlamcıyım. Satrançtaki gibi bir hamle sonrasına kafa yorarım. Benden doğmaların beni eleştirmesine mahal vermem. Ne kadar büyüseler de bebeklerim onlar benim. Zaten uzaktalar, yanımızda değiller. Evlerine gelmiş misafirler. Hazır yanımıza gelmişler. Eee biliyorum ki, izlerimden yürüyecekler, beni örnek gösterecekler. Dedim kendime, ”Fırsat bu fırsat kızım. Göster kendini.” Kime? Çocuklarına. Ayıp be, o-haa:)

”Ne sahtekarlık” filan demeyin. Nasılsa akşam kutlama saatinin hemen ardından, içimi eşime diyeceğim. ”Bu kadar kendimi yırtmam senden çok, çocuklar içindi. Gönülleri rahat, adımları kocaman olsun diyeydi.” Biliyorum içinden gülecek bana. Hatta ”Vayy sahtekar” diyecek. Hatta gücenmiş gibi yapıp, çocuk gibi dudak bükecek. Ama bildiğimi okuyup, okuduğumu aleniyete döktüğümü bilir, yine bilecek. Eş olmayı bırakın, insan olmak insan yetiştirmekten geçer, ister istemez bana onay verecek:)

Bu arada, ben can-hıraş pervane koşarken, ”Hadi davranın bakalım gençler” dedim çocuklara. ”El emeği göz nuru, elinizden ne geliyorsa. Artık, kartlar mı hazırlar, içini yazarsınız. Çer çöp çiçek böcek mi yaparsınız, bilemem. Sevgi emektir, eğer seviyorsanız. Ver parayı al hediyeyi, kolaya kaçmaktır. Bakın sabahtan beri, göğsümde bronşitim, sırtımda tehlikeli terim, emek dökmekteyim. Benim üstümden geçinmek yok. Sıvayın kolları, yaratıcılığınızı gösterin, günün anlamına siz de önem verin.”

Şimdi evde çocuklar tarafından hummalı bir çalışma var. Bense bitirmişim işlerimi, çıt pıt tuş basıyorum. Tüm itirafımı önce kağıda döktüm, size sökülüyorum. Bir yandan da akşamki itirafın kılıfını hazırlamaktayım:)

Benzer yazılar

  • 19 Ocak 2009 -- İyiki doğdun hazel (5)
    Yazarlarımızdan Selda UĞUR' un yeğeni Hazel' in bugün doğum günü, baygri.com ailesi olarak Hazel'in doğum gününü kutluyor, sağlık ve başarılar diliyoruz....