Dönüm noktaları vardır insanların hayatlarında…

Bir veya birkaç tane olur sayıları, eğer başınızdan hiç geçmediyse ders almak diye bir kavram yoktur benliğinizde, bence edinmelisiniz bir an önce… Karşınıza çıkmış bazı insanlar yaratmıştır bu dönüm noktalarını, iyi ya da kötü insanlar olabilirler, bazen sizi bir daha kaldıramayacağınız şekilde incitmiştir, bazen sizi kullanmıştır bazen de size kurduğu bir cümlesiyle olaylara bakışınızı değiştirmiş ve sizden yeni bir siz yaratan ateşin kıvılcımı oluvermiştir…

O insanlar sayesinde hayatta kazık yememeyi, satılmamayı öğrenirmişsinizdir… Kimileri de siz yoldan çıkmak üzereyken, çaresizken, yani uçurumdan tam yuvarlanmak üzereyken, hani parçalanmaya gitmeden hemen önce hiç anlam veremediğiniz bir şekilde, elinizi kavrayıverir… Hayatınıza girip “Ramiz Dayı”nız oluverir birden..Eşine az rastlanan bu insanlar sayesinde hayatı yeniden görmeye başlarsınız, adımlarınızı atarken havaya değil önünüze bakmanız gerektiğini, asıl erdemin çok konuşmak değil, çok dinlemekte olduğunu öğrenirsiniz… Onlar sayesinde hayata yeni bir anlam katıp, hayatınıza giren insanlara, onları iyice tanımadan iyi niyet beslememeyi, böylece daha az darbe yemeyi öğrenirsiniz… Daha neler öğrenirsiniz kimbilir neler…

Hayatınıza iyi ya da kötü etki bırakan insanlara karşı yaptığımız en büyük hata da,kötü etki bırakanlara nefret kusmaktır bence . Unutmayın onlar olmasaydı, şu an iyi olarak niyelendirdikleriniz de olmayacaktı hayatınızda.. ve siz bu kadar kendinizden emin olamayacaktınız, belki yolculuğunuz bir bataklıktan bir diğerine olacaktı sadece.. Ve bu hayat yolunda, defalarca darbe yiyip keskin, mükemmel bir kılıç olmaktansa bir demir yığını olarak göç edecektiniz, hayattan hiç bir şey almadan veya hayata veremeden… O yüzden asıl teşekkürü onlar hakediyorlar aslında…

Tabi şunu da unutmamak lazım, bütün bu zaman içerisinde hayat da akıp geçiyor. Karşınıza gelmiş olan imkanlar, göze alıp tek bir kelimeyle hayır dediğiniz fırsatlar bir daha karşınıza gelmiyor… Her şeyden önce yaşınız geçiyor, ruhunuz geçiyor… Ama geriye kalan ömrü dolu dolu bir şekilde geçirmenizi sağlıyorlar aslında…

O zaman da sözü Sezen Abla’nın dediği gibi “Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler” demek kalıyor geriye…

Sağlıcakla kalın…

İlginizi çekebilir

  • 07 Mart 2010 -- Çok Farklı Bir Oyuncu: Demet Evgar (0)
    19 Mayıs 1980 Manisa doğumlu olan Demet Evgar, Oyunculuğa 17 yaşındayken, Manisa'daki amatör bir topluluk olan Afsem Tiyatrosu'nda başlamış. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü'n...
  • 25 Kasım 2010 -- Belki’de (7)
    Bedenimi kaplar sinsi bir hastalık Beteriyim en felaket anın Bahstsızlığım bundan Bundan çaresizim Belkide çok konuşuyorum Belkide hiç yere susuyorum Bana neden acı yakışıyor Bunu hep sana baka...
  • 19 Eylül 2011 -- Çelişki (0)
    İlk başladığımız yerdeyim, keşke her şey o an ki kadar sıcak o an ki kadar sevgi dolu olabilse… Ama biliyorum hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Çünkü yılların biriktirdiği bir özlemle sevmiştim seni (...
  • 02 Nisan 2010 -- Gökkuşağım’a (2)
    Önce iki yabancıydık birbirimize. Varlığından habersiz kendi kurduğum siyah beyaz dünyamda yaşıyordum. Nereden bilirdim bi gün dünyamı gökkuşağına çevireceğini. Rüyadaydım sanki ve gittikçe kaptırı...
  • 31 Mart 2010 -- Feysbuk :) (8)
    Şu Facebook dedikleri. Ne mi? Tabi bencesi. Aslında, yıllar önceden var olmuş bir site. Ancak, çılgınlığı bir kaç yıldır ulaştı bize. Kısaca sosyal ağ. Uzuncası, epey yol alır anlatması. Ben seveme...
  • 26 Eylül 2009 -- Çirkinlik maç kazandırır mı? (0)
    Nike'ın farkı sen yarat sloganıyla yürüttüğü reklamlarda oynayan eski Galatasaray'lı futbolcu Frank Ribery'nin reklamda verdiği mesaj dikkat çekici; Ribery ormanda koşuyor, koşmayı bırakıp durduğu ...