Kim bu; içimdeki kah yalnız, usul, ürkütmeyen fısıltı. Kim bu içimin çoklu ortam kategorisindeki çılgınlar korosu. Çok kesin, birinin yada birilerinin benden daha geveze olduğu. Ve hemen hepsinin benden daha kararlı her duruşu.

Kimsin sen içimdeki ses? Yada kimlersiniz böyle pür nefes? Haklı öfkelerimde, bana kılıcı kalkanı kuşatan, ”Allah Allah” nidalarıyla gözü kapalı beni savaşlara daldıran. Sevgilerimde, tanıdık tanımadık her canlıya bende kucak açtıran. Hem yalnız hem kalabalık siz, kim ve kimlersiniz?

Sanırsınız tek sesle, iç coğrafyalarımda kocaman bir aile konuşlanmış. Taraflarından, tek ses, bir nefesle muazzam düzen oturtulmuş. Hatta sanki, içerlerde tüm bölgelerime karargahlar kurdular. Sanki çoluk çocuk salıncakta sallanıp neşeyle bağırışıyorlar. Üstelik herşeyde bir fikirleri var. İç ses sistemimin benim gibi hudutları da yok üstelik. Uçsuz bucaksız ve sınırsız titreşiyorlar hep hep ve şimdilik.

Bir karmaşa ve kargaşa ki sormayın. Her seçeneğin üstünde bana sek sek oynatıp, sonunda oyunun kurallarını öğretiyorlar. Yenilgilerim de çok dikkatliler. Benim homurtularımı bastırıyorlar. Zaferlerimde ben ne kadar mütevaziysem de onlar ”Sen yine de öyle kal” deyip, çok gürültülü bir şekilde bana alkış tutuyorlar. Hiç kötü değiller. Tüm dertleri bana yol göstermekten geçiyor. Hatta fazla iyiler. Bir kuşun kanadında ki incecik tüy için bile bana şükrettiriyorlar. Saf kötülüklerime tam meyl ettiğimde ise, bana ”Şşşttt, bir dur” çekiyorlar. Biri, ”Sus” dese, diğeri ”Hakkını ara, susma” diyor. O en gür sesli ve ürperteni en kararlı ve en müthiş olanı, ”Derin nefes al” diye emrediyor.

Bazen çoğu uykuda oluyor. Biri var ki, tek söz -tek ses, ben uyusam bile bende uyanık yaşıyor. Dedim ya, sanki içimde, içimin de iç çeperlerinde biri ve diğerleri var. Hadi, diyorum aktif duygularım vicdanım ve şeytanım aralarında çekişip didişenler. Beni seçim ve karar noktasına getirenler. İyi de beni benden eden, bana beni bildiren o en muazzam ses ne ve kim, olabilir ki?

O ses, neyin nesi, kimin kimsesi olabilir ki?
Öncelikle Yaratan tabi ki. Ve Yaratan, her yarattığının ruhuna, tabi benim ruhuma da kendi suretinden, üfledi ya. Öyleyse o ses, hem Yaratan’ın hem de Yaratan’ın bana lutf ettiği, kendi Tanrısallığımın sesi…

About Aslı Özden

Aslı Özden has written 455 post in this blog.

İlginizi çekebilir

  • 30 Ekim 2010 -- Biraz ben isen biz olalım mı? (0)
    ön söz Üç beş dakikalık sevişlere yetişmez ellerim Sarılacaksan  sımsıkı, Yüreğine yabancı gelen misafirdir nefesimin sıcaklığı… ¹ Kara gecelerimdir,  seni çığlıklarımla uyandıracak olan Sabır...
  • 02 Temmuz 2009 -- Özlemlerimiz hiç bitmesin (2)
    Büyük bir çoğunluğumuzun çocukluğunun geçtiği, bir köy, kasaba, mahalle veya sokak ile orada yaşayan unutamadığı büyükleri vardır. Zaman geçtikçe o yaşadığımız yerlere ve büyüklerimize özlemler duyarı...
  • 02 Mart 2009 -- Sen ben o (1)
    Yaşattığın ne varsa içinde Ruhunda sakladığın umutların Gözlerinde tomurcuklanan yaşların Kalbinde koruduğun sevgin Dünyaya sunduğun varlığın Havaya bıraktığın sessizliğin Ellerindeki her bi...
  • 13 Aralık 2009 -- Dik Kulak (1)
    Sigara içmek için balkona çıkıp sokağa baktığımda, hemen kafasını kaldırırdı göz göze gelirdik, sigara bitene kadar gözümü ondan ayırmaz "nasılsın, açmısın" diye sorar sesimi ona duyurur, yemesi için ...
  • 02 Ağustos 2009 -- Son sözü Tanrı söylüyor (2)
    Epeydir etrafımı inceliyor, insanları gözlüyorum. Aslında ne yalan söyleyeyim, ben bunu çocukluğumdan beri hep yapıyorum. Sanki çağın hastalığı. Hep bir hazırcılığın, avantacılığın söz konusu olduğuna...
  • 30 Kasım 2009 -- Durma Git (2)
    Dakikalarıma tutturduğun gülüşlerini hain bir rüzgar savurup çalıyor benden, uzaklaşmaları benliğimden bir şeyler alıp götürüyor. Ceplerimde senden kalan son resimler, hepsine bir bir karanlık çökü...