National geographic in hazırladığı bir belgesel izledim geçenlerde. Tüylerim diken diken oldu desem yeridir herhalde. Afrikada Kamerun kırsalında yaşanan ve yaşanması gerektiğine inanılan bir olayı anlatıyordu belgesel.
Henüz ergenliklerinin başında olan genç kızların saçları tıpkı bir erkek çocuğunki gibi kısacık kesiliyor ve okul hayatılarını bu şekilde sürdürüyorlar. Amaç kız oldukları anlaşılmasın ve erkeklere çekici gelmesinler diye. Genç kızın ergenliğe girdikçe büyümeye başlayan göğüsleri için ise anne endişeli…
Diğer annelerin kızlarına yaptıkları şeyi kendi kızına yapmak zorunda. Kısacası yapacağı işlemin adı “meme ütüleme”. Genç kızın göğüslerini sıcak taşlar, hindistancevizi kabukları, ısıtılmış bıçaklar ve buna benzer maddeleri bastırarak ısı yardımı ile düzleştirilmeye çalışıyor. Acı kızın yüzünden okunuyor. Her gün bu işlemi yaşayan kız alışmış olsa gerek artık bağırmıyor. En fazla gözlerinden yaşlar geliyor. Ama yapabileceği hiçbir şey yok bunu da çok iyi biliyor. Kaderine razı ve kabullenmiş bazı şeyleri. Göğüsleri ve saçları ile erkekleri tahrik edip tecavüze uğramaktansa annesinin her gün kızgın taşlarla ve bıçaklarla göğüslerine uyguladığı baskıyı çekmeyi kabul ediyor. Annesine soruyorlar bunu yaparken üzülmüyor musunuz diye? Kadının söyleyebildiği tek şey “Benim annemde bana bunu yaptı ve doğru olan bu.”
Kızının göğüslerinin çatlaması, kanaması hatta mikrop kapmasının bile en ufak bir kaygısını yaşamıyor anne. Amacı sadece kendi aklının yettiğince kızını korumak. Sonucu ne olursa olsun ne kadar can yakıcı olursa olsun anne de kızı da bu duruma boyun eğmiş durumda…Erkekleri yola getirip dizginlemektense, kendilerine işkence edip namuslarını korumayı tercih ediyorlar. Ve bu noktada tek bir şey biz insanların yüzüne tokat gibi iniyor. Tek kelime ve üç hece “CEHALET”






Son yorumlar