Elif Hanım’ın geçen günkü yazısına yorum yazacaktım bu konuyu, baktım biraz uzun olacak, yazı olarak yazayım dedim. Düşünce için kendisine çok teşekkür ediyorum. Shakespeare demiş; Modifiyeleştirilebilmek ya da Modifiyeleştirememek işte bütün mesele bu!

Evet gerçekten bütün mesele bu… İngilizler yüzyıllarca boş yere asalet diye yanıp tutuşmamışlar, gerçekten öyle… Asalet insanın içinde olacak, eğer asaletiniz yoksa başbakan karısı bile olsanız oraya yakışmazsınız. Neyse, Modifiye; sağından solundan tatmin olmadığınız birşeyi kurcalamak, çeşitli kısımlarında değişiklik yapmak suretiyle tatmin olmaya çalışmak demektir.. İnsanlar iki çeşittir Shakespeare’in dediği gibi… modifiye olabilenler ve olamayanlar.. Eksik olduğunu gördüğünüz ya da düşündüğünüz kısımlarınızı modifiye edebilmek lazım. Modifiye edelim ki daha güzel olsun değil mi? Tabi insanın elinde olmayan bir şey var, madem söz modifiyeden açıldı, ona da kasa diyelim, yani insanın özü, kendi benliğidir, bir diğer anlamıyla asalet…

Gelelim benliği, özü yerinde olmayanlara, onlara ne kadar modifiye yapmaya çalışsanız azdır. O öyle değildir çünkü, asalet yoktur bir kere.. Sizin sayesinde daha üst bir sınıf hayatı görmüştür, daha iyi insanlarla tanışmıştır ama olmaz, dikiş tutmaz… Atalarımız da demiş ya, eşeğe altın semer de yüklesek yine eşek oluyor anlaşılan. İlişkilerde buna bakarsak eğer, siz eğer modifiye olamayan birisini modifiye ederim gözüyle düşünüp onu modifiye etmeye çalışırsanız, o noktada şunlar olacaktır. Tabiri caizse eşeğimiz, sizin üstüne yakıştırdığınız semerine pek çabuk alışıverir, artık hayvan pazarında değil kaliteli yerlerde dolaşmaya başlamıştır, çevresindeki insanlar da kaliteli oluvermişlerdir birden. E bir zahmet de poposunun konumu biraz yukarılara çıkar ve sizden istediğini almış, artık ben kendim de buralarda yaşarım hevesiyle sizden ayrılır, tabi çok geçmeden üstündeki semeri düşmüş bir sıradan, bildiğin bir eşek olarak dolanmaya başlar ortalıkta. Ve emin olun en zevkli an, onu semersiz halde çırpınırken görebilmektir, çünkü artık sadece sıradan bir eşektir, hayvan pazarı dışında da bir yere kabul etmezler zavallı eşeğimizi… Sonraları ah ben ne yaptım diye içlerinden geçirseler de ömür boyu bir eşek olarak kalmaya mahkumdurlar. Bununla ilgili küçük bir hikayem de var hatta: “Bir kurbağa varmış acayip iyi niyetli.. milleti nehirden bir taraftan bir tarafa geçirirmiş, para falan almadan yani…iyi ya bir gün bir akrep gelmiş yanına, o da böyle melun birsey, demiş beni de geçirsene…kurbağa demiş sen beni sokarsın yolda, akrep yalvarmış yakarmış demiş sokarsam ben de boğulurum akıntıda, neden sokayım. Kurbağanın aklına yatmış bu.. almış akrebi sırtına, gelmişler akıntının ortasına,sırtında korkunç bır acı, ikisi de akıntının içine sürüklenirken kurbağa sormuş akrebe, niye yaptın akrep kardeş, bak şimdi ikimiz e öleceğiz..Akrep omuz silkmiş.. demiş napiyim benim huyum bu… Yani diyorum ki kardeş, akrep akreptir,sonunda sokar,seni sokar,olmazsa beni sokar.. Bu yüzden bir diğer bakışla da uzak durmak lazım bunlardan… Kaybedecek şeyleri olmadığı için çok ciddi hasarlar verebilirler size…

Bir de modifiye olabilenler vardır, onlar için küçük bir dokunuş bile yeterlidir bazen.. Küçük bir telkinle bile yepyeni bir insan oluverirler bir anda, içlerinde vardır çünkü.. Bir önceki “Eşek” benzetmesi yaptığımız grubun aksine “Asalet” vardır bunların içlerinde.. Hayatta bazen bir yerlerde takılıp kalmışlardır, bir dost, bir arkadaş, bir yoldaş ararlar kendilerini yola çıkaracak.. Her insan olabilir bu durumda.. Ayrıca her durumda her konumda belli ederler kendilerini… Bu insanlar çok da vefalılardır, kötü değillerdir çünkü.. Olur da bir gün yollarınız ayrılırsa da, size teşekkür ederler içlerinden, siz de onlara… İlişkiden sonra arkadaş kalabilecek kadar da olgundurlar ayrıca.. Size kötülük yapmak için, intikam almak için uğraşmadıkları için siz de onların iyi yerlere gelmesinden huzursuz olmazsınız.. Ayrıldıysanız sadece, yaşadığınız sorunlara keşke olmasaydı dersiniz karşılıklı olarak.. Çünkü güzel şeyler paylaşmışsınızdır beraberken.. İlişkilerde de böyle insanları bulmak lazım kesinlikle.. Çünkü zaman geçiyor ve bu hayat olmayacak birisine emek vermek için çok çok kısa. Ama eğer bulduysanız o altın kişiyi sakın bırakmayın derim ben, hem dost olarak hem de sevgili olarak… Onları rakı masasına meze yapmayın, küçük hesaplar uğruna harcamayın, çünkü ne yazıkki onlardan çok az var günümüzde…

Saygılarımla…

Benzer yazılar

  • 29 Temmuz 2010 -- Siz modifiyeleştirebildiklerimizdenmisiniz? (4)
    Modifiyenin anlamı; başka bir moda sokulmuş, moduyla oynanmış, şekli değiştirilmiş. Şimdi sizlere modifiye edilmiş adamlarla, modifiye edilmemiş adamlardan bahsedeceğim; Modifiye edilmemiş adamlar ...
  • 24 Nisan 2011 -- Yol Ayrımında Aşk (7)
    Özlediğim şeyler var sana dair... Seninle bir fincan kahveyi yudum yudum paylaşmayı, elini sıkıca tutup amaçsızsa rüzgar bizi nereye savurursa orayı dolaşmayı, birlikte bol küfürlü maçlar izleyip bund...
  • 19 Nisan 2011 -- Aşk (1)
    Şu dünyadaki en önemli şey nedir? Mutlu olmak… Peki, mutlu olmak için neler gereklidir? Başarılı olmak, iyi para kazanmak, iyi bir kariyer yapmak, lüks bir araba, belki lüks bir çanta… Peki, bunların ...
  • 30 Mart 2011 -- Ne delilikler geliyor içimden (0)
    Hayat beni çekerken herşeyden, sen belkide bir fincan kahvenin kırk yıl hatırındasın şu dakikalarda. Özledim demek geliyor içimden ama inan izin vermiyor kalbin sızısı. Ne tuhafdır değil mi? Kaç kez s...
  • 25 Mart 2011 -- Yüreğim kadardı… (0)
    Hiç gitmem sanıyordun değil mi... Hep seninle kalacağımı, senden hiç vazgeçmeyeceğimi... Hatta sen ne yaparsan yap görmezden gelip sabredeceğimi düşünüyordun... Aklının ucundan bile geçmiyordu değil m...
  • 23 Mart 2011 -- Sadece gülümse… (0)
    Düşlerle düşünceler bir olmayınca, içten gelen tutarsızlıklar sahipsiz bir kalpte yerini bulunca, bedel olarak hayal kırıklığının en büyüğünü yaşıyor belki de insan... Biraz ona inat, biraz da yaşanan...