Tekne gezisine gitmek için biz yolculara tahsis edilmiş olan otobüslerdeki yerlerimizi alıyoruz. Havanın etrafa yaydığı bunaltıcı sıcaklıkla birlikte herkes bir fenalarda…
Otobüste ön koltukta oturan bir anne kucağında ise şirin mi şirin oğlu. Herhalde toplasanız iki ya da üç yaşında falandır. Kıyamam o kadar bunalmış ki yolculuktan dudakları sürekli bükük. Biz koca koca insanlar bile “öf daha varmadık mı tekneye” diye söylenme modundayız ee o nasıl bıkmasın küçücük bedeni ile. Birazcık mızıklanmaya başlıyor bebekcik. Anneden ise hiç görmediğim bir tepki bebeğin dudaklarını parmaklarının arasına alıp sıkıştırıyor “bükme o dudaklarını, zırlama!” Şaşıp kalıyorum. Tekneye vardığımızda hiç karşılaşmıyorum onlarla. İyi de oldu karşılaşmadığım yoksa ben çenemi tutamam başlarım ağzıma geleni okumaya.
Güzel geçen bir günün ardından yeniden otobüsteyiz eve dönüş için ve malesef yine o saçma sapan aile. Bu kez biraz uzağımda kalıyorlar. Ama bakışlarım onlara doğru kilitlenmiş durumda. Gözüm sürekli olarak o bebekte. Kuzenim dürtüyor “Elif yeter bakma artık” diye. Otobüsün hareket etmesiyle bebeğin ağlaması bir oluyor. Anne bebeğininin iki kolunu sıkıp tartaklamaya başlıyor o da yetmiyor tokatlıyor. Bebek nasıl sussun daha da ağlıyor. Annesine akıttığı gözyaşlarına karışmış olan haykırışları bütün otobüsü inletiyor. Bebek ağladıkça anne daha da bağırıyor daha da tartaklıyor o küçücük bedeni. Kadın oturduğu yerden kalkıyor, kocasına bağırıyor bu kez de “Lanet olsun al şu çocuğu. Defolun gidin ikinizde Allah belanızı versin. Gidin kaybolun gözümün önünden görmeyeyim ikinizi de” diyor. Adam ise “peki karıcığım.” diyebiliyor. Bu sözleri duyan herkes şokta.
Ben biraz sesimi yükseltmeye başlıyorum “Allah nasıl biliyorsa öyle yapsın.” Kuzenim hişt diyor. Ağzımı açmama ramak kala otobüs duruyor ve eve gidiyoruz. Yol boyunca içimden saydırıyorum. Bunlar mı anne baba? Bu nasıl sinir hastası bir kadın böyle. Henüz 3 yaşında olan bir bebeğe öyle mi yaklaşım gösterilir! Hayır beceremiyorsan anne olmayı iki dakikalık zevk için yapma o çocuğu! Peki o babaya ne demeli Allah ın iskele babası. Karşıdan gören adam sanır. Bir ağırlığını koy, bir varlığını hissettir. Hadi kadın eşi ile nasıl konuşulur bilmiyor e be adam sen nasıl seninle bu şekilde konuşulmasına izin veriyorsun! Ne diyeyim tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş ama olan malesef o zavallı bebekciğe olmuş…



Temmuz 29th, 2010 on 10:22
Allah kocasına sabır versin…
(Büyük konuşma Mert büyük konuşma)
Temmuz 29th, 2010 on 15:15
Bence Allah kocasına biraz erkeklik versin