Masaya oturur oturmaz, hepimiz silahını çıkarıp masanın üzerine koyan kovboylar gibiydik. Daha oturduğumuz sandalyeye kendimiz yerleşmeden, sigara paketlerini masanın üzerine koyuşumuza hala inanamıyorum. Yuhh ya, biz hepimiz bu kadar mı içiciyiz. Bunca mı bağlanmışız, bağımlıyız diye düşünmekten kendimi alamadım.

Şimdi oturup da, ”Vah vah, napıyoruz biz?” diye diye tüttürmeye kalksak, daha çok zehirleneceğiz. En iyisi, kendimize çıkardığımız ölüm davetiyeleriyle kafa yapmak. Eee nasılsa öleceğiz. Sigara tüketicilerini caydırma amaçlı paketlerin üzerinde ki resimleri kast ederek, sordum yanımdakine. ”Seninkinin üzerinde hangi resim var?”

Aaa birden öleceğimizi unuttuk. ”Benimkinde, sigaradan parmaklıklar var” dedi, yanımdaki. Karşımda oturana sormaya gerek kalmadan atıldı, ”Tansiyon ölçümünü koymuşlar resim diye benimkine” dedi. Bir diğerimizinki de farklı resimdi, ”Aynı yatakta birbirine sırt dönmüş, ayrı yatakta yatar gibi benimkiler” dedi. ”Yok bee onlar küsmüştür birbirine” dedim. ”Türk erkeğine bişey olmaz :) ” diye ekledim.

Ulan hani ölüm fermanlarımızdı bu paketler bizim. Bu kadınla öyle eğlenmeden, gülmeden ölmek var mı? Yok tabi ki. Hadi eğlenelim gülelim, mutlu mutlu ölelim. Sıra benim pakete geldi. ”Aaa benimkinin üzerinde ölmüş kadın var” dedim. Hepsi, ”O kadın değil, erkek” diye beni uyardılar. ”Yaa ne fark eder. Ben kadınım ya, ölüyü de kendime uyarladım. Kadın erkek diye ayırmıyor ki bu meret, hepimizi öldürecek nasılsa” diye söylendim. Baktım bizi duyan yan masadakiler başlamış, paketlerinin üzerine kafa yormaya. Eşim beni bildiği için, ”Yan masaya bulaşma şimdi, bütün restaurantta kimin paketinin üzerinde ne var bilmeye gerek yok öyle değil mi?” dedi. ”Aynı kaderi paylaşıyoruz, hepsi benim kader arkadaşım” diye gülerek, ağzımda lafı geviş getirdim.

İnsan caymıyor resimle filan. Hiç kanını tanıştırmamış olmak en iyisi. Sizinkinin üzerinde hangi resim var sahi?

İlginizi çekebilir

  • 19 Nisan 2009 -- Gerçek dostluk tadından yenmez (3)
    Güneşli bir sabaha uyandım bugün. Dışarı çıkıp gazete, ekmek alışverişimi yaptıktan sonra güzel bir kahvaltı ettim ve şimdi ofiste nöbetteyim… Ben ofisteyim ama yüreğim dışarıda geziyor, dağ bayır ...
  • 21 Aralık 2009 -- Çocukluğumun sessiz filmi (6)
    Bir anda aklıma düşüverdi. Ne fenayım, aklıma düşenin kaçarı yok. Olduruncaya kadar takılıyorum, kafama üşüşen düşünceye. Üstüne üstlük tatlı bir kıvamda millete de ikrah getiriyorum. Olsun alışkınlar...
  • 18 Şubat 2011 -- Saklan yüreğime unutsun hayat seni (2)
    ruhumu öpüyorum uzanıyorum yalnızlığa boylu boyunca üzerimde soğuktan bir yorgan zihnimde arapsaçı olmuş sorular avuçlarımı ıslatan küçük yağmurlar... gözlerinden dökülen yaşlar sözlerimizden ak...
  • 23 Ekim 2011 -- Doğanın Aynası (0)
    çocukların yeşil elma toplarken başlayan heyecanı olgunlaşan bir meyvenin yere düşmesiyle aynı bahçelerde gül toplayanların parmak uçlarını kanattığındaki isyanı dikenlere katlanmanın baş ağrısıyl...
  • 08 Aralık 2009 -- Abimm’i izledim (2)
    Başrollerini, Mustafa Üstündağ, Levent Üzümcü ve Selen Seyven'in paylaştığı Abimm filmini izledim. Komedisi de dramı da bol bir film.     Abimm filmi için, sinemaya giderken özel bir heyecan duydum....
  • 27 Kasım 2010 -- Hayati trafo (0)
    Trafo... voltajlar ayarlanıyor ve burada korunuyor... dikkat yüksek gerilim hattı! lakin duvarlara ağaçlara tahta masalara  kısaca yazarak coşan milletiz vesselam... kalpler, ilanlar...her daim hazır....