Modifiyenin anlamı; başka bir moda sokulmuş, moduyla oynanmış, şekli değiştirilmiş. Şimdi sizlere modifiye edilmiş adamlarla, modifiye edilmemiş adamlardan bahsedeceğim;

Modifiye edilmemiş adamlar son derece orijinaldir. Belli bir çizgileri vardır. Herkes gibi giyinirler ama mutlaka kendilerini diğer adamlardan ayırt edebileceğimiz bir noktaları hatta bir havaları vardır. Onlarla her konu hakkında rahatça konuşabilirsiniz. Kültür seviyeleri oldukça iyidir.

Modifiye edilenler ise şöyle ki karşıdan bakılıp ne kadar yola sokabilirim gözü ile bakılanlardır. Arkadaşımla konuşuyoruz geçenlerde eski erkek arkadaşlarından bahsediyor ve bunun yanında yeni biri ile tanışmış bir de ondan bahsediyor “inanır mısın kuzu bu adamı modifiye etmeye gerek yok. çok ciksti. Zaten hoş adam bir de üzerinde şık gömleği, altında taşlanmış kotu, ayağında ayakkabıları ve yüzünde hafiften kirli sakalı ile bittim pek bi beğendim.” diye ekliyor. Başladım gülmeye. Sonra düşündüm de hak verdim kıza. Bazı erkeklerin gerçekten tarzı olmuyor. Bir erkek arkadaşı vardı vakti zamanında. Çocuğun kız arkadaşım öncesi ve kız arkadaşım sonrası diye hayatı bence ikiye ayrılıyordu. Görseniz ne demek istediğimi anlardınız.

Mesela bir erkek gömlek giyip neden o gömleğin en az 4 düğmesini açar anlamış değilim. Neyi ispat etmeye çalışıyorsun anlamıyorum ki “erkekim ulen ben kıllarım var” mı diyorsun kamuoyuna. Hangi mantıkla o düğmeleri açıyorsa artık göbek deliğinin en fazla iki parmak üstüne kadar ne var ne yok görüp inceleyebilirsiniz. Birde buna ek olarak zincir takanlar var ki onu hiç anlatmayayım. Onlar tam bir yürüyen felaket.

İşte biz hatunlarda da nasıl bir mantık varsa arada böyle denk geliyor acı ama gerçek hoşlanıyoruz bu adamlardan. Sonucunda her şey dış görünüş değildir adamın sohbeti hoş etkilendim bi kere ne yapayım diyoruz kendimizi savunuveriyoruz :) Zaman içerisinde eğer ki bu adam hayatımızda bir yer edinmeye başladıysa ve artık birbirimize tavsiyeler verebilecek bir aşamaya geldiysek kendisine tarzı konusunda yardımcı olmaya başlıyoruz. Nerede ne giyilir ya da kendisine en çok hangi rengin yakıştığı konusunda beraber fikir yürütüyoruz. Rahatsızlık verici ya da kırıcı bir şekilde değil tabi ki hassasiyetine özen göstererek atıyoruz her adımımızı. Sonuç olarak daha sonra bir bakıyoruz erkekimiz parmakla gösterilir hale gelmiş. Herkesin ilgisi üstünde. Ee tabi erkekimizin bir miktar poposu kalkıyor.

Sonrası mı olanlar oluyor poposu tabana yakınken yardımlarımızla birden  tavana kalkan erkekimiz bir havalarda “benim aklım karıştı sen daha iyilerine layıksın” deyip toz oluyorlar. O lafı da çözemedim bir türlü. Şu “layık” kelimesinden fenalık geldi bana. Ben sana layık değilim sen daha iyilerini hakediyosun gibi ıssız adam filminden çıkmış tırt cümleleri duyduğumda keçilerim tepeme geliyor. Ne hatunmuşum ben ya kimse bana layık değil diyorum :) Ki bunun anlamı ben seni haketmiyorum değildir. Ben sürekli seninleyim sıkıldım biraz gönlümü eğlendireyim sonrasında duruma göre bakarız tamam mı devam mı demektir.

Aradan biraz zaman geçiyor bu herifin yanında yeni kızlar türüyor. Biz bu duruma besle kargayı oysun gözünü diyoruz. Bu kez kendi içimizde dövünüyoruz “enkazdı restore ettim nankörlüğün dikalasını gördüm” şeklinde :) Sonrası mı tilki döner dolaşır kürkçü dükkanına geri döner lafı boşuna değil ya hanımlar, gittiği gibi dönmesini de biliyor bu adamlar. Dönüyorlar dönmesine ama o zamanında arkalarında bıraktıkları hatunlar pas vermiyorlar bu seferde tabi biraz akılları varsa. Poposu tavana yapışmış bol bol pohpohlanan erkekler sanıyorlar ki dünya sadece onlara dönüyor ama yok öyle bir şey. Hayat çok da adaletsiz değil bence. Gün geliyor hak yerini buluveriyor. Hem şu açıdan düşünün hanımlar bu herife bu kadar emek vererek topluma bir adamda siz kazandırmış oluyorsunuz. Bardağa dolu tarafından bakmak lazım yoksa boş tarafı hiç çekilmiyor :)

Benzer yazılar

  • 31 Temmuz 2010 -- Modifiyeleştirilebilmek ya da Modifiyeleştirilememek (5)
    Elif Hanım'ın geçen günkü yazısına yorum yazacaktım bu konuyu, baktım biraz uzun olacak, yazı olarak yazayım dedim. Düşünce için kendisine çok teşekkür ediyorum. Shakespeare demiş; Modifiyeleştirilebi...
  • 24 Nisan 2011 -- Yol Ayrımında Aşk (7)
    Özlediğim şeyler var sana dair... Seninle bir fincan kahveyi yudum yudum paylaşmayı, elini sıkıca tutup amaçsızsa rüzgar bizi nereye savurursa orayı dolaşmayı, birlikte bol küfürlü maçlar izleyip bund...
  • 19 Nisan 2011 -- Aşk (1)
    Şu dünyadaki en önemli şey nedir? Mutlu olmak… Peki, mutlu olmak için neler gereklidir? Başarılı olmak, iyi para kazanmak, iyi bir kariyer yapmak, lüks bir araba, belki lüks bir çanta… Peki, bunların ...
  • 30 Mart 2011 -- Ne delilikler geliyor içimden (0)
    Hayat beni çekerken herşeyden, sen belkide bir fincan kahvenin kırk yıl hatırındasın şu dakikalarda. Özledim demek geliyor içimden ama inan izin vermiyor kalbin sızısı. Ne tuhafdır değil mi? Kaç kez s...
  • 25 Mart 2011 -- Yüreğim kadardı… (0)
    Hiç gitmem sanıyordun değil mi... Hep seninle kalacağımı, senden hiç vazgeçmeyeceğimi... Hatta sen ne yaparsan yap görmezden gelip sabredeceğimi düşünüyordun... Aklının ucundan bile geçmiyordu değil m...
  • 23 Mart 2011 -- Sadece gülümse… (0)
    Düşlerle düşünceler bir olmayınca, içten gelen tutarsızlıklar sahipsiz bir kalpte yerini bulunca, bedel olarak hayal kırıklığının en büyüğünü yaşıyor belki de insan... Biraz ona inat, biraz da yaşanan...