Hulusi amca ile Melahat teyze şu an seksen yaş civarında bulunan iki yaşlı karı koca. Onlar yıllar önce geniş bir arsa içine tek katlı bir ev yapmışlar. Bahçesinde de çeşitli sebze meyve yetiştirerek toprakla haşır neşir,  mutlu bir şekilde yaşamışlar. Ancak zaman birçok şeyi değiştirdiği gibi onların o küçük evleri ile bahçelerinin de kaderini değiştirivermiş. Çevresinde oluşan yüksek ranta daha fazla dayanamayan bu küçük ev yıkılınca yerini yirmi dört daireli bir apartmana bırakmış.

İki yaşlı bahçelerinin büyük bir kısmı bina ile yok olunca, sanki yüreklerinin yarısı da yok olur. Ve bu durumu içlerine bir türlü sindiremezler. Yıllardır alışa gelen yaşamlarını devam ettirememe kaygısı yüreklerini burkar, içlerini acıtır. İşte bu kaygılarının önüne geçmek için binanın ortak kullanım alanlarını yine eskisi gibi ekip biçmek isterler. Hatta bahçenin bir kısmını bu amaçla kullanırlar.

Bina sakinleri yaşları suyu hürmetine bu duruma seslerini çıkarmazlar. Fakat onların ortak kullanım alanlarını sahiplenmeleri sanki çok olağanmış gibi birde bununla kalmayıp kimi zaman bahçenin diğer kısımlarında oyun oynayan çocuklara yok topunuz kaçtı, yok çimlere bastınız, yok ekili alana girdiniz diye müdahale edip rahat vermeyince kantarın topuzu iyice kaçırıyor, tabi iş de zıvanadan çıkmaya başlıyordu. Çocuk bu laf dinler mi? Hiç. Ama onlar bunu anlamayıp yinede bildiklerini okumak istiyorlardı. Fakat olmadı. Çocuklarla baş edemediler. Yapamadılar. Bunun yanında birde hem suçlu hem güçlü durumu söz konusuydu. Farkındaydılar.  Sonuçta ise yinede pes de etmediler. Baktılar ektikleri alan zarar görmeye devam ediyor. Çaresini hemen kendilerince buldular. Burayı kimsenin haberi olmadan, kimseye çaktırmadan tel örgülerle koruma altına aldırdılar. Yani bahçemizin bir kısmı abluka altına alındı. Giriş çıkış yasak oldu. Gazze gibi. Gönüllü mü oluştursak ne yapsak bilmiyoruz bu ablukayı kırmak için. Şaka bir yana sonuçta bina sakinleri alttan alalım onlar yaşlı kırgınlık olmasın derken, onlar ortak kullanım alanını ekip biçmeyle kalmayıp üstüne üstlük bir de tel örgü çektiler.

Bina sakinlerinin bunun yanlış olduğunu, ortak alanlarının nasıl kullanılması gerektiğini hatırlatacak doneleri ellerinde vardı ama gönüllerinde yoktu. Hiç bir zaman olmadı da. Çünkü onlar iki yaşlı çınardı. Aynı zamanda iki inatçı, laf dinlemez yaramaz çocuktu.  Nasıl hatırlatılabilirdi ki? Tutkularından, alışkanlıklarından ve abartıya kaçan sahiplenme duygularından onlara ne yapılsa bir türlü vazgeçmiyorlardı, geçemiyorlardı. Hatta bazen sakinlerde,  vasiyetlerine de vefat edince acaba bizi bu bahçeye gömün yazdırırlar mı? endişesi bile oluşmuyor değildi doğrusu!

Sonuçta Hulusi amca ve Melahat teyzenin bu hal ve davranışları bize bir kez daha gösterdi ki yaşam biçiminden, alışkanlıklardan ve tutkulardan kolay kolay vazgeçilmiyor. Hele bir de bütün bunlar yaşlılık döneminde  başa gelirse…

About Selami Aydın

Selami Aydın has written 144 post in this blog.

İlginizi çekebilir

  • 25 Aralık 2010 -- Yuh diyorum sana lütfen kabul et (3)
    Seninle olabilirliktik, olumsuzluklardan süzülen olumlu çıkarsamalardık. Duygu olgusunu kıyı köşe anlamlandırabilirdik... Paralel çığlıkların peşine eklediğimiz arsız küfürlerin terkisinde ne çok s...
  • 06 Ocak 2010 -- Bir adam peşinden bakar (9)
    kadın, dudağından damlayan ihtirasının acemiliğinde, göğüs uçlarından göğe yükselen şehvetten habersiz... sevişmeler senfoni, sevişmeler melodram. ruh sorguda, ruh rutubetli. sadece gidiş b...
  • 07 Mayıs 2011 -- Annelerimizi her an hatırlamalıyız (0)
    Hafta sonu olmasının yanısıra, havalarında güzel olmasından dolayı Beşiktaş sokakları çok kalabalıktı bugün, öyle kargaşa vardı ki, yarın anneler günü olduğu için insanlar hediye alma telaşındaydı... ...
  • 30 Mart 2009 -- Halkın takdiri (0)
    2009 yerel seçimlerinin sonucunda sandıklarda halkın oyları konuştu...AKP oy kaybetti...CHP ve MHP ye kendinize biraz daha çeki düzen verirseniz yola devam edersiniz dendi bu seçimlerde...DTP ye gelin...
  • 18 Ocak 2011 -- Otizm Nedir… (2)
    Kısaca tanımlarsak; Otizm, üç yaşından önce başlayan ve ömür boyu süren, sosyal etkileşime ve iletişime zarar veren, sınırlı ve tekrarlanan davranışlara yol açan, beynin gelişimini engelleyen bir raha...
  • 11 Eylül 2010 -- Söyle Maria (7)
    dokunuşunu kıyasladığım bütün eller; stabil jilet kesiği, sayısal sevişmelerimin yüzleri silinmiş ve ezberim hiçliğime el sallıyor. [audio:http://medya.kursatsenturk.com/bebe.siempre_me_quedara.m...