Herkesin sınırları var, kuralları bir de. Huyu, suyu elbette. Ama ben de bir tuhaflık var. Sınırlarım hem keskin, hem pamuksu.

Kurallarım ise hem deliksiz hem kusurlu. Bir bak, huysuzun önde gideniyim. Ters yüz et, huyum da bir uyum var ki, dersiniz ”Ders almalı, huyluların en huylusu bu”. Bu ne şimdi, neden hep uçlardayım ki. Neden, bir tavan bilirim bir taban. Yok mu bunun bir ortası, yok mudur bir arası deresi.

Herkesin her haline hem çok saygım var, hem hiç umrum yok mesela. Sor bana, bilmem, konu komşuyu. Yani kimseyle ilgim yok, ayıp sayarım burnumu sokmayı. Ama dön öbür yanıma konu komşu derdini bana konuştu mu, a-haa işte olduu, yok bende uyku. Çoğu ifritim, saçmaladıklarıma. Çoğu da hastayım bayılıyorum, seçmelerden saçmalarıma. Ben ki, otokontrolün kralına hükmederim. Ama çevir beni, otokontrol de ne? Otosu kusur kalsın, zaten kontrol hak getire.

Az önce bir sineğe takıldım. Yani ben sineğe takılmışken, sineğin yağının hesabında kendimi buldum. Mutlaka bilirsiniz, minyondur diğerlerine göre, dediğim bu tür sinek kısmı, serseri hatlar çizer hani. Bu sinek hep ”vınnn” bir o yana ”vınnn” bir bu yana hem dingin uçuşlardadır, hem de seri. Hatta, sanki yer çekimi yokmuşcasına, hani inadına inadına, ya tavana yakın uçar, yada tavanda. Olmadı yapışır tabana. Yani, kafasına göre takılıp uçmakta. Karışamazsın, pervasızın teki o sinek, gelmez araya dereye, ortaya. Baktım da birbirimize benziyoruz şaşılacak tuhaflıkla. Hadi çek ortaya, yok gelmez o ille ya yere yapışıp ”vınzzz” layacak yada tavana yakın ”vın vın vınn” layıp, uçacak. Tıpkı benim gibi. Ortalamayı bilse de kullanmıyor. Gerek yok, sayıyor. Ya toplayıp, çıkarıyor. Ya çarpıp bölüyor. Ama kullan matematiğini bul ortalamayı, ”Hadi lenn” vızıltısında, o da, ben gibi. ”Varsa vardır yoksa yoktur” a getiriyor her işi.

Kendi tabiatımın ve eko sistemimin, bir sinekle eş değer oluşunu ben hem komik, hem iğrenç buldum. Hem ”ığğğ” oldum, hem de ayılıp bayıldım hayran oldum. Ve bundan böyle, bütün sineksavarlara savaş açıyorum…

About Aslı Özden

Aslı Özden has written 455 post in this blog.

İlginizi çekebilir

  • 27 Ocak 2009 -- Dün’süz adamın bu günü 27 0cak 2009 part 2 (0)
    Arkadaşımın tavsiyesi ile bir video izledim, tüylerim diken diken oldu, 1914 de sarıkamış ta tek kurşun atmadan ve yemeden donarak şehit olan askerlerimizin, rus askerler tarafından çekilmiş görüntüle...
  • 16 Eylül 2009 -- Siyaset ve sel felaketi (3)
    Bilindiği üzere İstanbul’da tarihin en büyük sel felaketlerinden biri yaşandı. Otuz’un üstünde vatandaşımız hayatını kaybetti ve bu olay sonrası siyasetteki gelişmeler ise şöyle oldu; İktidar cephe...
  • 24 Aralık 2011 -- Baba biliyor muydu? (0)
    “Hayat devam ediyor” dizisi bildik konu ve ilişkilerle ile sürer iken bu hafta ilk defa zaplamadan izlediğim bölümde iki olay gözlerden kaçmadı. Birincisi, baba oğlunu kemeriyle uzun bir süre kırba...
  • 27 Nisan 2010 -- Şımarık kadın (7)
    pamuk ipliğine bağlı, koptu kopacak bir ilişki… karakterlerin baskınlık çabası pis bir çelişki… dörtte üç şehvet… dörtte bir sevgi… bolca beyinsel sevişme, ensenden öpeyim de, şıma...
  • 26 Aralık 2010 -- Yeni yıl yaklaşırken (0)
    Bir yıl daha bitiyor... Yaş alıyoruz hayat serüvenimizde. O kadar hızlı geçiyor ki zaman insan inanamıyor bazen. Hayatımın en curcunalı zamanlarını yaşıyorum galiba. Sabah yedi de gözümü açıyorum güne...
  • 04 Temmuz 2009 -- “Terlem-Torlam” Goruklar etekte (0)
    En sevdiğim mevsimi yaşıyorum. Akşamı sabahı güzel olur bu mevsimin. Çocukluğumda meyvelerin olgunlaştığı toz ile terin yüzümüzde bütünleştiği zamanlar. Dutlar erdi, balamıt (palamut) gibi en tatlı...