Bugün sabah gazetelere göz atarken bir haberle karşılaştım. Haberin başlığı ” 2 kız çocuğu, 2 dram “. Okudukça sinirlerim bozuldu. 14 yaşında imam nikahı ile evlendirilen iki kız çocuğu, 15 yaşında anne olmuşlar.
Ne okul biliyorlar ne kitap! İçimden “sen daha nesin ki senin doğurduğun ne olsun be çocuğum” dedim. Soruşturma başlatılmış. Amcasının oğlu ile evlenen kız “kendi isteğimle imam nikahı ile evlendim” demiş. Kız çocuğu, artık ailesinin üzerinde kurduğu baskıdan mı yoksa cahillikten mi böyle söylüyor bilemiyorum. Bu nasıl bir zihniyet aklım almıyor. Alan razı veren razı. Ortada mal gibi satılan kız çocukları.
Daha çocukluklarını yaşayamadan kucaklarına verilen birer bebek. Artık doğurdukları bebeklerle oynarlar oyuncak niyetine! Ailenin açıklaması ise enteresan “kızımız aslında büyük sadece nüfusa geç kaydettirdik.” Kızın yüzüne bakan anlar daha çocuk olduğunu kimi kandırıyorsunuz siz? Bu nasıl bir cehalet? Bu nasıl büyük bir hata?
Doğu kalkınmadıkça, doğru düzgün yatırımlar yapılmadıkça, kişilerin kendilerini geliştirebilecekleri sahalar kurulmadıkça biz bu kadere razı olalım. Şu hayatta cehalet kadar insana zarar veren bir şey yok. Her şey bilmekle, öğrenmekle kendini geliştirmekle başlar.Kimse kendini kandırmasın doğu batı birdir diye. Yok öyle bir şey. O tamamen bir hayal.
İlginizi çekebilir
- 25 Ağustos 2011 -- Siktir olup gidelim Pedro (0)
“Kim bu Pedro” diye düşünenleriniz olabilir. Pedro benim kirvem; tüm kesiklerimde yanımdaydı. Gece yarılarında gece yaralarına yara bandı olma konusunda da ehildir.
Yazının devamında Pedro ile dert... - 10 Şubat 2010 -- Tabutta rövaşata ve gol (2)
Doksanlı yılların başı, liseyi yeni bitirdiğim pervasız ve inadına isyankar olduğum dönemler, peşimdeki belalardan uzaklaşmam lazım, arkadaşlarım Ahmet ve Cemal kardeşlerin işlettiği Rumeli Hisarındak... - 04 Aralık 2010 -- Yetiş çok fenayım gel tut beni (14)
İçime doğmuş gibiydi sanki… gitme dedim, dinletemedim. Uzun zamandır gitmiyorum, çok ısrar ettiler kıramadım dedi…
Peki sen bilirsin, ama eve gelince oram ağrıyor buram ağrıyor demek yok! dedim… İş... - 06 Ağustos 2010 -- Yağmuru özlüyorum (0)
Yağmuru özlüyorum. Huysuzlanıyor içim, huzursuzlanıyorum sıcaktan. Daralıyorum hayattan. Bir yandan güneş bunaltırken, diğer taraftan güneşin gaz kesmeden inen ışığı, fazla gerçek gösteriyor herşeyi. ... - 05 Ekim 2010 -- İşte benden herkese ve sana (16)
daha başından beri hiç sevmedim yerimi: adi gök, bayağı toprak!... bu lanetlenmiş yerde iki arada kaldım bir betona gerilmiştim, ufaldım; bu kentin aşkları koparıyor bizi, durmadan bir leşe konuyor ak... - 19 Haziran 2010 -- Bu ülkede çocuk olmak (3)
Çocuklar, belki de dünyanın en büyük neşe kaynakları... Sonsuz neşeye sahip olan ve sadece an’da yaşamanın ne olduğunu bilen çocuklar... Peki çocukluğunu yaşamayadan büyümek zorunda kalan kaç tane ço...
Temmuz 22nd, 2010 on 01:18
Elif hanım aslında bu yazınıza (haber yazınıza)çok şey yazmak istiyorum ama..terbiyem çok bozulacağı için yorumsuz kalıyorum..:)) anlaşılası haller durumu..
Temmuz 22nd, 2010 on 01:25
aman diyeyim Murat Bey terbiyemiz bozulmasın
) anladım ben
)
Temmuz 22nd, 2010 on 02:06
Elif Hanım ;:))yok yok merak etmeyin şimdi daha sakinim:)))
ama şunu söylemeden geçemeceğim..eskilerden duyduğum ve hikaye sandığım bir şey vardı;”kız cocuğunu sandalyeye oturtdukları zaman ayakları yere değiyorsa artık bu evlilik çağına gelmiş derlermiş”Ben bunu ilk duyduğumda bir espri olduğunu sanırdım..ama mahalesef durum içler acısı hal almış vaziyette ..
şimdi şunu sormak istiyorum büyük şehirlerde mi korkulacak durum var ? yoksa küçük(köylerde) kasabalarda mı ? cahillik değil bu bence bu sadece işlerine gelen bir uyanıklık..
kız cocuklarının büyük şehire kaçmasından doğan sorumluluğun belgesi bu durum.
Vakti zamanında küçük köy yerinde yaşamış bir dostuma sorduğumda aldığım cevap çok ilginçti,-Bizim köyde küçük yaşta evlendirilmemizin tek sebebi ergenlik çağıyla oluşan hormonların çalışmasından doğacak sonucu evlilikle kontrol altında tutmak. etrafta namussuz bir durum olmasın diye tedbir alınıyormuş..
cehalet mi?,işe gelen durum kurnazlığı mı? geresini siz düşünün…
Temmuz 22nd, 2010 on 03:12
bunu hiç duymamıştım namus kurtarmak için evlendiriyorlar demek ki ilginç ve bir o kadar da komikmiş
geçenlerde köye gitmiştim yaşın kaç dedi teyzeler 25 dedim “vışş yavrum evde kalmışın ya sen! bizde körpeler 15 oldu mu everiyoz biz” dediler
) Ayy depresyona sokacak köyün bilmiş teyzeleri beni.Bu arada bir daha da sandalyeye oturmam en olmadı ayaklarımı altıma alırım yere değmesin mümkünse
hem benim bacak boyum uzun ondan değiyor yere yoksa ben küçücüğüm daha
Temmuz 22nd, 2010 on 03:26
o köyün bilmiş teyzeleri varya..! herşey onların başının altından çıkıyor zaten ..aman dikkat ! Elif hanım onların menzilinde fazla dolaşmamak lazım, mazallah size de bulurlar bir amcacocuğu:)))
)
ayrıca köylerde yer sofrası ve yer minderini neden çok seviyorlar belli oldu
Temmuz 22nd, 2010 on 03:37
evet evet düşündüm de yer minderi iyi fikir murat bey:) onlar için ben artık kartım şansımı kaybettim yaşım gelmiş 25 e bir ayağım çukurda
))
Temmuz 23rd, 2010 on 02:20
aman..! Elif hanım ne yaptınız !yaş 25 ayak çukurda falan …durun daha
)eğer o bilmiş teyzelere kalsa demek ki sizi bırakın, ben cukurun içindeyim üzerimi örtecekler nerdeyse:)))
Temmuz 23rd, 2010 on 03:05
aman Allah korusun Murat Bey.Allah uzun ömürler versin. Ne yapalım kader böyleymiş o teyzelere göre kartız
bir de şu konuşmaları beni gülmekten öldürüyor “ben senin yaşındaykene 2 çocuğum vardı biri de karnımdaydı”
çok geriden gidiyorum çok:D
Temmuz 21st, 2010 on 19:35
Sevgili Elif;
Eğitim şart ve acil…
Temmuz 21st, 2010 on 19:37
hem de çok acil Aslı Hanım
Mayıs 1st, 2011 on 13:07
Anneler ,babalar evlatlarını düzgün yetiştirirlerse, ki bu yıllar alır türkiyenin tam gelişmiş olması için işte o zaman belki değişir.Tam olarak herhalde 10 kuşak daha bitmesi lazım gibi geliyor,yoksa bu cehalet bitmez…
Mayıs 3rd, 2011 on 19:43
Sanki her gün daha kötüye gidiyoruz millet olarak. Özenilmeyecek şeylere özenip, önemli olan ne varsa ardımızda bırakıyoruz gibi.
Teşekkürler değerli yorumunuz için Fikriye Hanım