Koskoca adam nasıl da bahanelere sığınıyordu kendi yoluna gidebilmek için. Belli ki durduğu kalbin ağırlı fazla gelmişti sevmeye, sevilmeye alışık olmayan ürkek yüreğine… Kaldıramıyordu daha fazla bu kadar iyi niyeti. Alışık olmasa gerek biraz çarpmıştı karşısındaki bu çıkarsız, bu iyi yürek zamanında horca kullanılan kalbini.

Gitse bir türlü, kalsa bir türlü hallerindeydi yüreği… Yazık ki ne istediğini kendi bile bilmiyordu. Karmakarışıktı kafası. Seviyordu ama gidiyordu. Bağlılığa karşıydı daha en başından bünyesi. Sonucunda kendisi mi kaybediyordu, yoksa karşısında suskun olan kadını mı mahvediyordu o bile bir muammaydı…

Araya giren uzun bir zamandan sonra biraraya gelen bu iki yürek zoraki konuşmaya çalıştı. Adam durmadan bir şeyler anlatıyordu, tıpkı bir masal tadında. Nasıl çözüm üretebilirizden çok neden olamadığını açıklıyordu durmadan. Kadın ise sessiz bir şekilde fermanını yazan bu adamı dinlemeye çalışıyordu bir kenarda usulca. “Biliyorum şimdi zor olacak gidişim ama inan ikimiz içinde en doğrusunun bu olduğuna karar verdim. En az senin kadar özleyeceğimden şüphen olmasın. Hem sen daha iyilerini hakediyorsun ne yapacaksın benim gibi işe yaramayan, seni yolun ortasında bırakan adamı!” dedi. Kadın tek kelime etmedi. Bir şey demeyecek misin diye ekledi adam sözlerine. Ne diyebilirdi ki kadın. Karar çoktan verilmişti. En başından önemseyip, fikrini bile almadığı bir kadına giderken mi fikrini soruyordu. Sanki kadın “gitme kal” dese kalacak mıydı yüreği. Tabi ki kalmayacaktı. Yeni bahaneler, yeni masallar anlatacaktı adam, kadınına… Kadın bu vedanın daha fazla uzamasını istemedi. Derin bir nefes aldı “Peki. Nasıl istersen” dedi. Ve adam gitti…

Kadın derinliği çok büyük olan bir acı hissetti o an kalbinde. Sanki sevdiği adam adım adım ilerledikçe özgürlüğüne, kadının kalbinden parçalar kopuyordu bir bir. Adam uzaklaşırken kadının gözünden süzülen bir damla yaş ve aklında bir şiir;

Hayır sus! Gitmeni anlarım ama sus.
Bahanelerini cüzdanına kaldır..
“Gitmek zorundayım”la başlayan cümlelerini ağzının içine topla… Küçükken öğrenememişsin…
Ağzında yalan varken konuşma…!
Özdemir Asaf

ve dilinde bir söz ;
“bahanesi aşk olsun dönmek için yüreğinin…”

İlginizi çekebilir

  • 14 Ağustos 2010 -- Bir keçi, iki keçi, üç keçi… (7)
    Hani bazı insanlarda ramazanın anlamıdır ya davul sesi. Ben öyle hisseden insanlardan olamadım bir türlü. Geldim 25 yaşına hala her davul çalışında bin laf söylüyorum davulcu arkadaşa.  Hatta geçen se...
  • 14 Ağustos 2011 -- Her Seven Yusuf Değildir (2)
    Derindir kuyular, duygusuzdur kuyular Tabutluk kadar dar Mahpus kadar tehlikeli Kör misali Karanlık Buz gibi Soğuk Ve yılanlarla dolu. Yolla  düştüm Yolum düş-tü Heybem omuzumda çöller geçerke...
  • 15 Aralık 2009 -- 35 üstü yaşlarda yapmak istediğim 35 şey (13)
    Şu sıralar televizyonlarda sıkça gösterilen "gençken yapılacak 100 şey" reklamını kendime "35 üstü yaşlarda yapmak istediğim 35 şey" olarak uyarladım ve üşenmedim birde listeledim; 1.Balıkçılarla b...
  • 01 Eylül 2009 -- Sessizliğin karanlığını aydınlatır “ Anne” diye seslenebilmek (2)
    Anadolu’nun küçük bir ilçesinde yaşıyorlardı. İki tanede çocukları vardı. Baba ticaretle uğraşırdı. Ticaretin inceliğini ve detaylarını babasının yanında çalışarak öğrenmişti. Ufku çok açıktı. Çok kit...
  • 18 Mayıs 2010 -- Yedek (11)
    Hep son dakikacıyımdır. Hep yumurta kapıya dayanacak bende. Öyle tedbir, yedek pek bilmem nedense. Mesela bir süreliğine gitsem bir yere, bir an kaybolmam gerekse, ben tüm benimle giderim gideceğim ye...
  • 12 Eylül 2011 -- 12 Dev adam (0)
    12 dev adam an itibariyle avrupa şampiyonasından elenmiş bulunmakta. Bu sizler gibi benimde hayallerimi süsleyen, attığı her şut potaya giren, girmese de teğet geçen bir takımdan uzak bir görüntü çize...