Şanslı hatunum ben. Neden mi? Harika bir ailem ve harika bir dayım var. Ben öyle bir dayıya sahibim ki üzüleceğim bir şey olsa onu bile tam yaşayamıyorum.
Bir şeye üzüldüğümü hissetiği an, ne kadar uzağımda olursa olsun aklımı bildiği kadar kalbimi de bilir ve hemen yanımda olur. Bazen o tok sesi ile telefonun diğer ucunda, bazen elimizde birer fincan sütsüz, şekersiz kahve ile webcamde, bazen ise kocaman bir kucak ile hemen dibimde. Doğum günümde bana bir mesaj yollamıştı ve o mesaj o gün okuduğum mesajlar içerisinde en güzel olanıydı;
“Dayısının kelebeği, nice güzel bir yaş dilerim. Bu yıl biraz zor oldu yürek yangınları, kül atıkları derken bir yılı ve ardından yeni yaşına başlayacaksın. Sonsuz mutluluk yada sonsuz sevgi dilemeyeceğim senin için. Çünkü sadece layık olduğun sevgiler ve mutlulukların seni bulmasını diliyorum. Umutların ve sevinçlerin …denizler kadar engin olsun, acıların ise bu denizlerin üzerindeki yakamoz gibi gelip geçsin. Sen sadece acıların geçişini ayrı bir güzellik olduğunu düşünerek izle. Seni çok sevdiğimizi unutma, emin ol ki seni en az senin bizleri sevdiğin kadar saf ve karşılıksız olarak seviyoruz. Telefon harici ilk kutlama bu olsun kelebeğim. Yüreğine bu sene bir tırtıl musallat olsun ama kemirmek için değil koza yapmak için.:)”
Onu dinliyorum, huzuru içimde kalbimde hissediyorum. Geçenlerde yüreğinden kocaman dizeler kopmuş. Defalarca okudum ilk gülüşlerde ayrılık sancısına kapılmayacak, yarın görüşürüz dediğimizde içten veda etmeyecek bir aşk diliyorum kendime. Acı geçişlerini hayatıma katılan ayrı bir güzellik olarak görüyorum artık onun sayesinde. Ve şu tırtıl meselesi dediğin gibi belki de kemirmeyen bir tırtıl veya yeni bir kozanın vakti geldi kimbilir balım. Seni seviyorum..
Sırtı Dönük
Küs müydük hayata yoksa küsmeyi mi öğrendik,
Ne zaman kayıp gitti ellerimizden umutlar?
Mutluluk ve huzurlu bir gelecek düşlerken,
Hep aynı türküleri aynı tınıları ve aynı duyguları,
Farklı sözlerle ama aynı hüzünle dinler olduk.
Bilmedik, hep bu bilinmezlik içinde yeni umutlara yelken açtık,
Sanki kirli bohçamızın içinde yenileri varmış gibi.
Yitirdik zamanla parçalarımızı yüreğinin,
Her gidenin ardından bir parçası kırılan,
Onarmak için uğraşsak da eskisi gibi olmayan,
Biraz boş biraz öksüz kaldık.
Sırtı dönük yaşadık kimi zaman hayatı,
Her şeyden çokta sevdalarımızı,
Hep gitmek için vardık ansızın çıkan umutlarda,
Hazırdık daha ilk gülüşlerde ayrılığın sancılarına,
Yarın görüşürüz dediğimizde bile veda ettik içten içe,
Yalnızlığımızla ördüğümüz kaderimizde bizler hep biraz sırtı dönüktük.
Korkularımız vardı heveslerimize yenilen,
Sonrasını düşünmedik ya ona ne olur diye,
Sahi ya ona ne olur sonrasında hiç düşündünüz mü?
Dürüst bir cevabınız var mı buna?
Sanırım biraz düşündünüz.
İyi en azından biraz düşünmek lazım sırtını dönmeden önce,
Arkadaşlara, hayata, sevdalara senin sen olmanı sağlayan bütüne…
Murat Yazıcı



Son yorumlar