Kafayı yemişcesine kitap okuyorum. İki günde 600 sayfa kitap biter mi? Bitiyor valla. Kitap yetiştiremiyorum kendime. Ya her zaman gidip alışveriş yaptığım kitapçımdan alıyorum istediğim kitapları ya da dr sitesinden sipariş veriyorum elimdekileri bitirmeden.
Newyork Times çok satanlar serisinden bir kitap almıştım geçenlerde bakalım çok sattığına değmiş mi diye. Kitabın adı “Karpuz”. Açıkçası çok satması beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. Ne bileyim okuduktan sonra çok satacak bir yanı olmadığına kanaat getirdim. Ama tabi zevkler ve renkler meselesi ben beğenmem bir başkası bayılır o ayrı konu.
Sonrasında yine kitapçıya gittim. İki kitap daha aldım. Birinin adı Sil Baştan(Ken Grımwood) bu kitapta dr sitesinde en çok okunanlar arasında diğerinin adı ise “Küçük Aptalın Büyük Dünyası Pucca Günlük”. Biraz geyik olsun diye “küçük aptalın büyük dünyası”ndan başladım okumaya. Kardeşim “abla bu ne ya çocuk kitabı gibi duruyor, klasik bir şeyler bakalım sana” dedi. Ben mızmız çocuklar gibi tutturdum illa da küçük aptalın büyük dünyası diye.
Kuzenlerim aşık olduğum zamanlarda bana küçük aptal ya da aptal aşık diye seslenirler. Kitabı kendime yakın mı hissettim ne bilemiyorum artık. Ben o kapağından etkilenip kitap alan aptallardan değilimdir aslında ama bu kitabın kapağı bile pek bir şeker geldi bana. “al beni elif al beni küçük aptal, aptal aşık seni al beni dedim sana” diye bağırıyordu sanki bana. Aman alayım gitsin beğenmezsem okur geçer, üzerine de unuturum hatta dedim. Bir de üzerine Fıratın (karikatür okuyanlar bilir) ciltli kitabı çıkmış ikisini de aldım. Sanırım biraz gülmeye ihtiyacım var. Buradan bunu anlıyoruz değil mi şekerler
Kitapta bol miktarda küfür var diyebilirim. Benim gibi küfüre alışık değilseniz ilk başta çarpabiliyor.”ayy ne ayıp neler neler söylemiş bu küçük aptal” diyebilirsiniz. Ama şunu da söylemeden edemeyeceğim bu kitap kesinlikle eğlendiriyor. Bir kızın sevgilisine kendisini beğendirmek için ne tiplere girdiğini sonunda ne hallere geldiğini gülerek bizzat kendi kaleminden çekinmeden anlattığı bir kitap.
Beynim de bir ampul patladı bende mi yapsam acaba Pucca bacım gibi diye. Sonra bir düşündüm eski erkek arkadaşıma saydırırken kendimi herhalde şoka girer çocuk “içine şeytan mı kaçtı” falan der. Sonra o noktada göremedim kendimi. Benim en fazla edeceğim hakaret ki hakaret değildir; “ayy çok salaksın biliyosun demi” derim O da “sende çok manyaksın” der güler geçeriz. Deli deliyi görünce sopasını gizlermiş diye boşuna dememişler. Hem sonra ben en fazla maçlarda karşımda bir fenerbahçeli varsa saydırabilirim diye düşündüm. Anlayacağınız eski sevgiliye saydırma fikrinden vazcaydım
Allahım sanırım ufaktan ufaktan, yandan yandan sıyırıyorum
Yakında başımın tepesinde bir huni ile yazı yazmaya başlarsam şaşırmayın benden söylemesi. Hadi bakalım hepinize sevgiler…






Ağustos 26th, 2010 on 11:43
”Hem sonra ben en fazla maçlarda karşımda bir fenerbahçeli varsa saydırabilirim diye düşündüm”
…incelikler yüzünden.:)
Ağustos 26th, 2010 on 19:07
incelikler yüzünden
)
Ağustos 25th, 2010 on 16:01
Puccaa’nın kitabına not verebilmem için D&R da şöyle bir göz gezdirmem yeterli oldu. Türk toplumunun abazalığından faydalanan yeni nesil kızlardan bu da.. İki küfür, biraz da cinsellik işte bitti, meşhursun. O değil de, böyle İçi boş insanların da kitapları satılıyor ya ona üzülüyorum asıl. Gerçi aynı zamanda Cd bölümünde de en çok satan İsmail YK idi. Normaldir toplumumuza baktığımızda..
Ağustos 25th, 2010 on 16:22
Ben olaya bir bayan bakış açısından baktım diyebilirim. senin bakış açında güzel tabi.türk toplumunda bir kadının bunları bu kadar açık net yazabilmesi beni şaşırttı. bilirsin bu tarz kitaplar genelde yabancı yazarlardan çıkar.
adam atv de yayımlanan bir program vardı bir şarkısın sen diye.oraya katılmıştı.adamın çalmadığı enstürman yok.ağzım açık izlemiştim
)
ismail yk yı da küçümsememek lazım