Öğlen saatlerinde kardeşimle İstanbul’ a giriş yaptıktan sonra cılkımız çıkmış bir halde kuzende aldık soluğu. Malum ramazan hadi iftarı Sultan Ahmet’e gidip yapalım dedik. Zar zor bir yer bulduk, ama nasıl da güzel bir manzarası var. Nasıl kalabalık nasıl şenlikli tarif edemem. Açıkçası ben biraz daraldım.
Eee sessiz sakin bir yerden kalkıp İstanbul’un şu sıralar kalbinin attığı yere Sultan Ahmet’ e gidince böyle hissetmem normal tabi. Her yerde ayrı bir curcuna, ayrı bir telaş var.
Bir tarafta semazen gösterileri, bir tarafta ağzından ateş çıkan adam, başka bir yanda dua eden insanlar. Her kafadan çıkan ses oradaydı anlayacağınız. Sonra yürüdükçe etrafa kurulmuş standları farkettik. Kimisi resim yapıyor, kimisi ebru sanatını tanıtıyor, kimisi bardaklara istediğiniz isimleri yazıyor. Sonra ilerledikçe öyle bir stand gördük ki. Ben dayanamadım “hadi bizde yapalım” dedim. Herkes önce birbirine baktı tereddütle. “Hadi ama çok eğlenceli duruyor” dedim. Sonra stand sahibi yanımıza geldi ooo cariyelerimizde gelmiş dedi. Kardeşimin başına fesi bize de cariye kıyafetlerini giydiriverdi
Hepimiz birbirmize bakıp gülmeye başladık. Sonrasında ise başladık poz vermeye. Kuzenim başladı bana “Elif senden iyi Hürrem olurmuş be” demeye.
Aaa bir bakmışız kardeşim padişah, kuzenim hükümet gibi kadın, Nazlım padişahın zevcesi, Hülyamla ben ise padişahın cariyeleri oluvermişiz
Biz çok eğlendik. Bir de üzerine hatıra fotoğrafı çektirdik. Eğer ki yolunuz düşerse mutlaka bu ramazan etkinliklerine bir uğrayın derim.






Ağustos 30th, 2010 on 11:35
süper olmuşsunuz:))
Ağustos 31st, 2010 on 17:07
teşekkür ederiz Selda Hanım valla süperdik o gün