Tıp ilerledikçe her gün yeni bir şeye tanıklık ediyoruz estetik dünyasında ve insan demeye bin şahit isteyeceğimiz suratlar görüyoruz etrafımızda.

Her yerde gerilmiş kırışıksız suratlar, iğne ile şişirilmiş dudaklar, yer çekimine meydan okuyan son derece kalkık popolar, kapıdan içeriye kişiden önce giren silikonlu memeler, mimikleri kaybetmek pahasına yapılan botokslar, hokka gibi burunlar, ben buradayım ben buradayım diye bağıran yüz hatlarında çıkartılabildiği kadar çıkartılmış elmacık kemikli insanlar…

Ben bu insanları görünce açıkçası önce bir korkuyorum! Yüzlerine işlem uygulanmış insanların çoğunun estetikli olduğu anlaşılıyor zaten. Sanki hepsinin yüzü aynı gibi. Güldüklerinde suratları kukla gibi duruyor. İçtenlik, doğallık sıfır. Onlara baktığımda bunlar insansa ben neyim ya da ben insansam bunlar ne diyorum. Malesef kendimi tatmin edecek herhangi bir cevap bulamıyorum.

Estetik ameliyata karşı mıyım? Değilim tabiki. Ama sadece istisnai durumlarda. Allah korusun bir kaza geçiririm herhangi bir yerimde bir deformasyon oluşur. Ne bileyim burnum kırılır, yüzüm yanar, memelerim sarkar, popom yere düşer falan :) Tamam biraz abarttım. Yani demek istediğim beden sağlığım yerindeyken başıma bir iş gelirse ve ameliyatsız sağlığıma kavuşamayacaksam neden olmasın derim. Ama onun dışında burnumda kemik var aldırayım, kaz ayaklarım var gerdireyim, dudaklarım ince iğne ile bir güzel şişirteyim gibi huylarım yoktur olmasın da mümkünse. Allah aklımı başımdan almasın. “Ayy senin daha yaşın ne başın ne neler diyorsun böyle bize” derseniz eğer. İşte burada bu yazıyı neden yazdığımı anlarsınız.

Bugün araba farı görmüş tavşan gibi kalakaldım. Neden derseniz pek görüşmediğim bir arkadaşım yüzündeki elmacık kemiklerini daha dışarıya çıkartıp, dudaklarını silikonlatıp bir de üzerine burnunu hokka gibi yaptırmış. Ah nasıl isterdim fotoğrafını ibretlik şu yan tarafa koymayı. Uzun zamandır kendisini görmediğim için bende tabi kısa süreli bir şok geçirdim. Tanrım bu kızın içine ne kaçtı böyle dedim. Burnu pinokyo gibi olmuş. Burun ucu sipsivri hani çeksen uzar gibi duruyor. O yanakları görmeniz gerek sanki bir şey yutmuş da iki yanağına eşit miktarda yerleştirmiş gibi. Dudaklar tam bir skandal balık dudağı gibi. Hani ismini görmesem tanımakta zorluk çekebilirdim o denli değişmiş yani. Güzel olmuş mu derseniz, kabus gibi olmuş. Üzerine basa basa söylüyorum henüz 25 yaşındasın! Bu ne kendine özgüvensizlik! Sanırım kendince yılların acısını çıkartıyor. “Hani lisede bana kimse bakmazdı ohh sefam olsun şimdi herkes bana bakacak” gibi bir düşüncesi var sanırım. Gerçekten de herkes onu konuşuyor. Millet birbirine hususi telefon açıp “aaaa bilmem kimin burnunu, yanaklarını gördün mü japon balığına benziyor” diyor. Amaç dikkat çekmekse eğer başardın bebeğim tebrikler :)

Mantığımın almadığı insan 25 yaşında neden böyle bir şeye gerek duyar? İnsan neden estetik yaptırır aslında konunun özü bu. Estetik gerekli bir şey midir? Kendimi düşünüyorum çok mu güzelim? Hayır. Kusursuz muyum? Hayır. Daha bu soruları çoğaltabilirim bol hayırlı cevaplarla. Ama en önemli soru şu; kendimle barışık mıyım? Tabiki evet. Allah bana vücut bütünlüğü vermiş mi? Çok şükür ki evet. Sanırım mantık burada devreye giriyor. Allah beni böyle yaratmış. Benim hamurum,özüm bu. Yaptıracağım estetik operasyonlarla neye karşı geliyorum ki ben? Aileme mi? Genlerime mi? Zamana mı? Nereye kadar kaçabiliriz kendimizden? Biz düzelsek yarın öbür gün doğuracağımız çocuk bizim estetiksiz halimize benzeyecek. Ee onu da mı estetikle düzelttireceğiz ileriki zamanlarda? Kısacası kendimize defolu mal muamelesi yapmaktan vazgeçmeliyiz ey insan evlatları! O kadar da zor değil sadece biraz kendimize güvenmeliyiz!

About Elif Savaş

Elif Savaş has written 367 post in this blog.

İlginizi çekebilir

  • 03 Eylül 2009 -- Yörük Ali Efe’nin diyarı (0)
    Ege'nin küçük ama şirin, incir ağaçlarının gölgesinde denize manzaralı kendi halinde bir şehri vardır.. Yazları o kadar sıcak olur ki "hani asfalta yumurta kırsanız pişer ya" o misal bunalırsınız, ama...
  • 23 Haziran 2009 -- Protokol (0)
    İşim gereği zaman zaman protokollerde bulunmak durumundayım. Ama sevmiyorum protokolleri, bünyeme uymuyor, ruhumun yalınlığına ters düşüyor. Anlayamıyorum saatler önceden sıraya dizilişleri, kapılarda...
  • 14 Eylül 2010 -- Aşk nedir, ne değildir (3)
    Hafta sonu gazeteleri karıştırırken” Büyük aşk karakolda sonlandı, bitmez denilen aşk tek celsede bitti “ diye atılan başlıklar dikkatimi çekti. İnsan bu başlıkları okuyunca; Nasıl olur! Aşk bu kadar ...
  • 01 Nisan 2010 -- Küfür gibi müdür (7)
    Haberi görünce, ''Yok canım, daha neler'' der gibi bir şaşkınlığa düşmedim. O kadar inanıyorum ki çünkü, eğiticilerin de kesinlikle eğitilmesi gerektiği fikrime. O denli aşinayım ki artık, yatak odala...
  • 30 Ocak 2009 -- Unutma (1)
    Gün geliyor yaşanan her şey unutuluyormuş, zaman acımasızca siliyormuş hatıraları...Geçmişe bakınca yalan oluyormuş yaşananlar...Unutulunca değersizleşiyormuş en güzel zamanlar. Bütün zamanlarımı seni...
  • 04 Kasım 2009 -- Domuz Gribi hükümeti devirebilirdi! (0)
    Sağlık Bakanlığı geçen sene dünyada meydana gelen domuz gribi salgınının bu yıl da olabileceği endişesi ile Dünya Sağlık Örgütünün de verileri doğrultusunda alınabilecek önlemleri görüşerek bu salgına...