Sayısız, kutlama davet özel gün ve törenlerle geçti hayatım. Masamda, çevremde su gibi alkol tüketti dostlarım. Ama ben alkolden uzak kalabilmeyi kafama koymuştum. Yudum tadını bilmeden, bugünleri buldum. Alkış filan beklemiyorum. Her koyun gibi ben de kendi bacağımdan asılacağım.
Bu konuda, çocukluğuma dönüp baktığımda, rahmetli anneannemin sevecen sohbetlerini buluyorum karşımda. Ağa kızı olduğundan mı bilmiyorum ama, hayata dair hikaye kıvamındaki sözlerinin, rahatsızlık vermeden, ürkütmeden ve hükmeden iknasını buluyorum her birinin arkasında. Hayatın her köşesinde; evde oyun oynarken onunla, yürürken yolda, gezerken parkta, hayatın tüm dallarını tutup elime verişi geliyor aklıma.
Bir gün, alkolden söz açılmışken neden ve nasılsa aramızda, ”Yasak” demişti bana. ”Kim yasaklamış peki?” diye sorduğumda, ”Allah baba” cevabını alacağımdan emindim oysa. Başkasının yasakladığı bana pek işlemezdi, ”Bana ne.” cevabımı ezberine almıştı çünkü. Konunun içinde ”Allah baba” olmadıkça, yormazdı kendini söz geçiremeyeceğini bildiği bana. O gün de hiç yorulmadan anlatmıştı, kah bildiklerini, duyduklarını kah okuduklarını masal tadında. Yasaktan çok, sebep-sonuç anlatırdı her defasında. Seçimi her zaman bana bıraktığını ihmal etmezdi, hemen ardından. ”Hiçbir şeyin aklının önüne geçmesine izin verme” derdi. ”Hiçbir şeyi, bilincinin önüne geçirme” demek istediğini bir gün anlayacağımı bilme rahatlığıyla. Beni ürkütmemek, bunaltmamak için ”Kulağının bir köşesinde bulunsun” derken rahmetli, o günlerde büyük bir ustalıkla kulağımın salyangozuna konuştuğundan artık eminim.
Gençlik, ”Yasak” kelimesine omuz silktiren bir süreç olmasına rağmen, alkolle aramı bir türlü barıştıramadım. Geçici rahatlamalara, sahte keyiflere, sarhoş olmaya gerek duymadım. Zaten var olan eğlenceli yanımla, çakır-keyif dünyaya doğmuştum. Herkes dili sürçerek, yarım yalpa yürürken ve bilincinin önüne uyuşturan sıvıyı geçirerek saçmalarken, ben dilime hakim, dimdik yürüyüp, bilincim berrak eğlenirken, eğlencenin tavanına tırmanabiliyordum. Ayrıca sigara kullanma hallerimden biliyorum, herşeyin b.kunu çıkarıp abartmak adetim olduğundan, kendime güvenemedim. Alkolün seyrini hep uzaktan izledim. Arkadaşlarımın baskılı hatta bazen rencide edici ısrarlarına rağmen, ayak diretip Nuh dedim, Peygamber demedim. Ağzıma sürmedim.
Yasak, yasaktı. Ama tövbesi de affı da vardı. Bilincimin önüne geçirme meselesi var ya, işte beni en çok etkileyen işin o kısmıydı.
Dün gece, bir iftar davetindeydim. Bir bahçede güzel bir sofrada sevdiklerimle beraberdim. Bir ara konu, alkolsüz şampanya ve şaraba geldi. O da neydi, haberim yoktu. Ülkemizde 1 aydır, satıldığını öğrendim. Dün geceki konuşmaların üzerine, bugün de gazetede okudum. 1 ay gibi kısa sürede, şimdiye dek, 40.000 şişe satılmış. Şaşırdım. Çok özenti buldum. Alkolsüz şarap ve şampanya içmeyi, hani hımmm kim diyelim, bir hatunun sallıyorum Brad Pitt, bir erkeğin de atıyorum Charlize Theron ile sevişmek isteyip de şişme bebeklerini alıp eve getirmesi kadar komik ve bayağı olduğunu düşünüyorum.
Bir şey varsa vardır- yoksa yoktur. Arası ortası, daraltır bunaltır şaşırtır kandırır. Alkolü ya kullanırsınız ya kullanmazsınız. Ama çakması, sizi kişiliksiz kılar, siz- siz olamazsınız. Bence herşeyin olduğu ve olacağı gibi, taklitlerinden şiddetle sakınınız. Sadece kendiniz kandırırsınız. ”Yasak” kılan, meylinizi bile değerlendirecektir, O’nu kandıramazsınız.



Ağustos 17th, 2010 on 19:59
Faiz değil kar payı gibi işte,işin sahtesi kandırması.
Her şeyin başı niyettir hayatta,herkes kafasına göre takılsın,bu akşam içkiler benden.
Aaa ne güzel yabancı film repliği gibi oldu…
Şişme bebek benzetmesi de yıklısın iyiydi kutluyorum yazı için
Ağustos 17th, 2010 on 22:11
Sevgili Mert,
))
Bu gece, içkiler sizdense;
ben bir limonlu soda içerim, ardından tuzlu ayran, bol buzlu su, hadi çay da rica edeyim ehemmm bir de az şekerli bir Türk kahvesi lütfen
Alkollü içkiye ancak tekabül eder fatura sanırım…
Ben ekonomik içiciyim:)))
Ağustos 17th, 2010 on 02:24
Din ve Siyaset kişilerin tercihine bırakılarak yaşaması gereken konulardır bence.. Benim görüşüme göre din de siyaset de önce benim aklıma yatmalıdır, eğer yatıyorsa onun yasak olması, çevremin ne dediği benim için önemli olmaz. Yine kendi adıma alkol konusuna ‘adam gibi’ içildikten sonra sıcak bakıyorum. Yasak dense de denmese de kendimi bildikten sonra bir şey aklımın süzgecinden geçtikten sonra daha önce bana yüklenmiş önyargılar da geçersiz kalır haliyle..
Çakma içki konusuna da çok güldüm hakkatten. İçkiyi içki yapan içindeki alkolü değil midir zaten? Bir aralar malt suları çıkmıştı, şimdi satılmıyor bile.. Bunlar da onlar gibi olacaklar kanımca..
Yazınız için teşekkürler Aslı Hanım..
Ağustos 17th, 2010 on 12:44
Sevgili Melih,
Kendi süzgeçlerimizden damıtmadan, ”Yasak” edilmiş yasağı uygulamak bile aklı işletmemektir bence de…
Benim süzgeçlerim, herşeyi abarttığım için, yasağa uymamın daha aklı selim bir hal olduğunu söylediği için ben hiç alkole bulaşmadım. İçene de içmeyen kadar saygım var. Çünkü o kişinin kendi bilinci ve kararıdır.
Çakma olan herşey beni iter. Sahicisine ya varım ya da yokumdur…Dediğiniz gibi, malt suları misali bu alkolsüz şarap ve şampanyalar da. Alkolsüz şarabı içen, şampanyayı patlatan komik ötesi özenti işte…
Ağustos 16th, 2010 on 23:35
Sevgili Bige Hanım,
”Bilincinin önüne geçirmemek” gerçekten çok öz bir söz…Yazdığınız gibi, gençlerin dikkatine!
Ağustos 16th, 2010 on 23:23
içinde alkol yoksa o olsa olsa meyve suyudur… yaz akşamlarında içilen bir bardak buz gibi bir bira yada votka-redbull ikilisinin yerini hiçbişey tutmaz
) herkese sevgiler..
Ağustos 16th, 2010 on 23:40
Sevgili CheetoS,
İşte bu, ”Yaz akşamlarında içilen bir bardak buz gibi bira yada votka-redbull ikilisinin yerini hiçbir şey tutmaz” diyorsunuz ya; keyfiniz bol olsun…
size de sevgiler.
Ağustos 16th, 2010 on 18:50
Hayatımda ilk defa duydum alkolsüz şampanya ve şarabı. Bu iki kelimenin sözlükte anlamına baksak içki türü diye geçiyor.Allahım daha neler duyacağız bakalım.ne büyük saçmalık.
Ağustos 16th, 2010 on 23:33
Elif’ciğim,
Herşeyin çakması çıktı çıkalı, inancın da çakmasına galiba alışacağız…Çok haklısın ki, saçmalığın dik alası…
Ağustos 16th, 2010 on 17:58
şişme bebek olayına koptum:)nefis bir felsefe var.ne güzel özetlemiş anneanneniz allah rahmet eylesin.bilincinin önüne geçirmemek çok güzel.bütün gençlerin dikkatine diyor sevgilerimi gönderiyorum.