Bugün kapı çaldı. Kapıda kargocu amca, tombik ellerinde ise sevgili editörümün hediyesi olan sarıp sarmalanmış bir resim :) . Gerekli yerlere annem imza atarken, ben ise özene bezene resim üzerindeki kağıdı yırtmaya çalışıyorum. Annem olaya el atıyor “geç bakiyim sen şöyle kenara sakar şakire” deyip elindeki makasla yavaş yavaş kağıdı resimden ayırıyor arada da bana bakıp “Allahım bunu ben mi doğurdum” diye şüphe ediyor bakışları. İkimizde bir süre resime bakıyoruz.

Benim için İstanbul eşittir kız kulesi ya da kız kulesi eşittir İstanbul diyebiliriz. Sanki kız kulesi olmasa İstanbul yarım bir parça gibi gelirdi herhalde bana. Kız kulesi İstanbul u tamamlayan bir güzellik. Ve Kız Kulesi gibi bir güzelliğin, resimlerini her zaman beğendiğim bir ressam olan Bülent Yılmaz imzasıyla evimde olması da benim için ayrı bir güzellikti.

Ayrıca resmin arkasından Bülent Yılmaz ın çalışmalarına dair bilgi kağıdı ve bunun yanında yağlıboya resimlerle ilgili kısa ama öz bilgilerin verildiği bir kağıtta bulunuyordu. Kağıtta bir cümle vardı “resim alabileceğiniz en güzel hediyelerden biridir, her bakıldığında siz hatırlanırsınız” diye. Bu resme her baktığımda önce sevgili editörüm Cengiz Beyi sonrasında ise İstanbul un güzeli Kız Kulesini hatırlayacağım.

Bu arada bir sorunum var şöyle ki sabahtan beri elimde tablo evin içerisinde gezinip duruyorum. Kendi yaptığım yağlıboya tabloları indiriyor yerine Kız Kulesini asıyorum nerede iyi durur diye tahmin yürütmeye çalışıyorum. Allahım hiçbir yere yakıştıramadım ya. İstiyorum ki resimdeki bütün noktalar odaya girdiğim gibi baktığım açıdan fark edilebilsin. Öyle güzel ve öyle özel bir hediye ki benim için onu baş köşe neresiyse oraya asmalıyım çerçeveletip. Tekrar tekrar teşekkür ederim. Yağlıboya resim yapan biri olarak, değer verdiğim bir sanatçının bir eserini evimde görmek benim için mutlulukların en büyüğü ve aldığım en anlamlı hediyelerden biri.

Yeniden teşekkür ederim Cengiz Bey.

İlginizi çekebilir

  • 08 Ağustos 2010 -- Hiç kimseyim (3)
    hayatım çok salonlu sinema gibi, her salonda farklı bir film oynuyor, tüm baş roller kapılmış, madde'nin mana karşısında diz çöktüğü sonsuzlukta, mevsimsiz tomurcuk patlatıp büyümeye duran erik ağ...
  • 20 Nisan 2009 -- Davetiye Yollasaydınız! (0)
    Terör örgütü PKK'nın elebaşlarından Murat Karayılan, Kürt gençlerine dağa çıkma çağrısında bulundu. Karayılan, terör örgütünün şehirdeki yapılanmasına yönelik operasyonlara tepki olarak dağa çı...
  • 03 Mart 2009 -- Ece’nin zaferi, ece yoğun bakımdan çıkarıldı (0)
    Daha önce Ece Turhan’ı sizlere tanıtmışık. Ece’nin bu yaşama savaşını kazanacağına hepimiz inanmıştık. Ece’nin iyileşmesinde büyük katkıları olan, İstanbul Çapa Tıp Fakültesi doktorlarına ve hemşirele...
  • 24 Şubat 2011 -- Vedalarımızı sil istasyonlardan (0)
    Ruhuna yalanan sokak fahişeleri Üç kuruş etmeyen ruhunu beş lira gösteren vitrin kızları Önümden geçip giden yüzsüzlüklerine Kelimelere dökülmüş kötü niyetlerine bakmıyorum bile Değmezler ki! Yar...
  • 03 Mayıs 2009 -- Es deli rüzgar beni bana getir (0)
    Dışarıda hafif hafif esen rüzgar var, insanın yüzünü okşuyor, bazen saçınızı başınızı dağıttığıda oluyor tabii ama şuan gerçekten çok güzel… Bazen öyle kokular getiriyor ki uzaklardan, yıllar önces...
  • 07 Ağustos 2009 -- Kent yorgunu (0)
    Doktor: - Neyiniz var nedir şikayetiniz? Hasta: - En ufak bir ses ve kalabalık beni boğuyor, çıldırıyorum, ayrıca tahammülsüzüm çok çabuk kızıyorum. Ne düşündüğümü ne söyleyeceğimi bakışlarımdan, s...