Biliyor musun ben kimsenin yanlışı olmadım ve kimsenin inandığı doğrularıyla oynamadım. Aklımı çeldirmedim kimseye ve kimsenin aklını çelecek kadar tehlikeli olmadım. Hep inandıklarımı yaşadım. Kaderin benim için anlamı, inandıklarımı yaşamaktı her zaman.

Yeri geldi sevdim hem de çok sevdim. Kendimden bile çok… Üzerine titredim sevdiğimin. Kalbimi ona verdim ve “kalbime iyi bak” dedim. Onun göğsünde uyudum, gözlerinde büyüdüm… Ne olursa olsun pişmanlık ne bilmedim. Yaşadıklarımı, yaşayamadıklarımın yanına kar saydım. Akışına bırakmadım, salmadım kendimi “aman ne olursa olsun” demedim hiçbir zaman. Hep tutunmaya çalıştım hayata bir taraftan. Bu kalbi, bu nefesi bana verene sığındım her zaman. Hiç şikayet etmedim halimden, ben hep şükretmeyi bildim en kötü zamanlarda nefes alamadığımı hissettiğim anlarda bile. 

Şimdi istiyorum ki aşk beni hazırlıksız yakalasın yine. En darmadağınık hallerimle kalbim çarpsın onu hiç beklemediğimde. İçeriye girmesine fırsat vermeden kalbimin kapısında atlayayım onun boynuna. Biraz sitem edeyim, biraz da nazlanayım hatta “nerede kaldın ne zamandır seni bekliyordum” diye. Soru sormama fırsat vermesin, o sustursun beni elleriyle. Ve usulca öpsün sol yanımdan bir ben bileyim öpüşünü bir de yukarıdaki. Dua edeyim içinde kaybolduğum derin gözlerine bakıp, kaybederken kendimi “Allahım sen onun yokluğunu gösterme bana” diye. Mutluluğu gözlerinden okunuyor denir ya hani mutluluk sadece gözlerimden okunmasın bu sefer, mutluluk beni, tüm bedenimi sarsın sarmalasın. Yeniden yeşersin hayallerim. Yeniden atsın şu deli kalbim.

“Eğer önündeki kapılar bir daha yüzüne kapanacak olursa, hayatının sonra ermediğini düşün. Sona eren şey yalnızca hayatlarının birincisidir ve diğeri başlamak üzere sabırsızlanmaktadır.”
                                                                                                                                                                                                                                            Amin Maalouf

İlginizi çekebilir

  • 05 Ocak 2009 -- 04.01.2009′ da demlenenler (1)
    Sevgili Demliğim; Nasıl güzel uyumuşum anlatamam, dinlenmiş ve zımba gibi bir pazara başlamak çok keyifli... Pazar sabahları saatimi 10.00'a kurup, yarım saatçikte oğluşuma sarılıp keyif yapıyorum....
  • 08 Nisan 2009 -- Sürüden ayrılanı kurt kapmıyor (0)
    Herkesin dediğinin tersini söylemek, çoğunluğun beğendiğini beğenmemek, bir film, bir albüm, bir spor olayı, siyaset, ülke gündemi, aklınıza ne gelirse, toplumun genelinin rızası ve kabulü olan konula...
  • 16 Mart 2011 -- Sütlüce (0)
    görmeyeli çok değişmiş evleri bile kat kat büyümüş doğduğum mahallenin bu kadar yakın mıydı giderken yoluna onca hayal sığdırdığım okul? sokakları hala taş ama bir şeyler eksik gibi   sonrada...
  • 19 Mart 2012 -- Gece ve adam (4)
    Gece uykuyu hapsedince, yatağın bir kenarına sıkışmış bedenin cesedi olmuştu adam. Kırık yüreğinin yarası çift kişilik hücresinde hançer yemiş gibi hala kanıyordu. Konuşup veya dokunup merhem olmak ya...
  • 02 Eylül 2009 -- Pazara sunulan en iyi marka: Elif Şafak/Aşk (0)
    Elif Şafak'ın Mevlana ve 'ilahi aşk'ı anlattığı son romanı Aşk,  aldı başını gidiyor, Aşk romanı hakkında şurada ve burada yazmıştık, neyse kitapların okunmadığını yazarların pek kazanamadığını duyard...
  • 17 Nisan 2009 -- Özgürlük aşktan dahamı değerli? (0)
    Dün akşam otobüste giderken arka koltukta oturan iki erkeğin konuşmasına mecburen tanık oldum. O kadar yüksek sesle konuşuyorlardı ki istem dışı duyuyorsunuz konuşmaları.. Evli iki erkeğin konuşmasıyd...