Yazının konu başlığına bakıp da, ”Hayırdır biri mi öldü?” demeyin. Allah herkese gecinden, sıralısını ve hayırlısını versin tabi. Şimdilik şükür ki ölen, giden yok. ”Eee hayırdır o zaman, bir dua mı yapıldı da sonunu bağlıyacağız birlikte” diye de düşünebilirsiniz. Yok, herkesin duası kendine. Fatiha’yı da okur ardından isterse. ”İyi de bu Fatiha da neyin nesi” diyeceksiniz. Okuyunca neyin nesi olduğunu anlayacak, konu başlığına neden seçildiğini bileceksiniz.

Oruçluyken, özellikle yemek programlarının içine düşmeye bayılan ben, TV de kanalları zaplarken, Kur’an-ı Kerim okunuyordu bugün bir kanalda. O an, birden geldi aklıma. Bir Fatiha suresi dinlemiştim ki, hiç bu denli ürpermemiştim. Hep o anı yaşamayı, ve o mekanda okunan Fatiha’yı dinlemeyi istemişimdir o andan sonra, defalarca.

Oğlumun Amerika’da, müthiş bir organizasyon çerçevesinde hazırlanmış üniversite mezuniyet törenindeydik. Tahmin edersiniz ki, çok mutlu anlardan bir küçücük zaman diliminin içindeydik. Rektörler, Profesörler, Hocalar, Dekanlar konuşma yaptılar. Bütün gençlerin sırayla isimleri okunup diplomalarını almasına ramak kala, din adamları teker teker kürsüye çıktılar. Her dinin mensubu olan kişi ingilizce konuşmalarını yaptılar. Sıra Müslüman din adamına geldiğinde, onun da diğerleri gibi ingilizce bir şeyler anlatıp iyi dileklerde bulunup kürsüden ineceğini düşünürken ben, Müslüman din adamı bir ”Fatiha” suresi okudu ki, koskoca salonda herkes ürperdi. Çıt çıkmadan herkes kulak kesilip dinledi. Gözlerim doldu. Oğlumla gözgöze geldik onca kalabalığın arasında. Muhteşem bir andı. Ve nefes almadan dinleyen her milletten insanlar vardı.

Öylesine bir gururdu ki, o tok sesin okuduğu Fatiha suresi; Bir başka ülkede, farklı din, dil, ırk ve kültürden insanların bile, yabancı oldukları Fatiha suresi, bir an için kulakların pasını silmeye yetti.

Şimdi bizi düşünüyorum da. Biz ne yaptık bize böyle yaa. Nasıl da ayrıştık, nasıl da dinimizi hırpaladık kendi içimizde ve aramızda. Yazıklar olsun ki, biz din kisvesi altında menfaatlerinin peşinde koşanlar yüzünden, gerçek müslümanlığımızı unuttuk. Çok karıştık birbirimize. Çok suistimal edildi inançlar, elin adamları kadar bile olamadık. Düşünün ki, ülkemizde bir mezuniyet töreninde gerekli yetkililer konuştuktan sonra, ”Fatiha” suresi okunsa, nasıl da karışır ortalık. Nasıl da yara alır müslümanlık. Yazık. Bizi bu hale getirenlere hakkımızı helal eder miyiz? Hiç sanmıyorum artık.

İlginizi çekebilir

  • 03 Ocak 2011 -- Enflasyon dediğimiz şey… (4)
    2010 Aralık ayı Tüketici Fiyatları endeksi açıklandı bugün. Bir önceki yılın aynı ayına göre TÜFE de en yüksek artış %25 ile alkollü içecek ve tütün grubunda gerçekleşmiş. Artışın en yüksek olduğu iki...
  • 26 Nisan 2009 -- Garipoğlu’nun garipliği… (2)
    Tarih 3.3.2009 İstanbul'da yaşanan vahşi bir cinayet,ve bu cinayete kurban giden güzeller güzeli bir genç kız...katil zanlısı Cem Garipoğlu... Bu da kim dedim haberi okuyunca...Garipoğlu sülalesiym...
  • 19 Kasım 2009 -- İnsanın adı çıkacağına (8)
    Henüz 40 yaşında yoklar, ama Hacca gidiyorlar. Kızkardeşim ve eşi. Kısmetse genç hacı olacaklar. Ben kardeşime ''Hacı hanım'' diyeceğim, o bana ''Hoca hanım'' diyecek bundan sonra, öyle anlaştık aramı...
  • 15 Eylül 2010 -- Aşk hiç biter mi? (6)
    Biraz gitmeye ihtiyacım var. Biraz uzaklaşmaya. Kaçışım senden değil, kaçışım kendimden... Aynalara uzak duruyor benliğim. Aynadaki yüz sanki ben değilim... Tükenmişliğin, tüketilmişliğin acısı var iç...
  • 11 Mayıs 2011 -- Ben mesela… (2)
    Ben mesela… Ne zaman alıp başımı gitmek istesem Bir yusufcuk havalanır yüreğimden Gidemem… Bilirim ki gitmek ne kadar hüzün dolu bir iştir Nasıl ıslak nasıl ağlamaklı… Ceplerimde biriken bayra...
  • 25 Ekim 2010 -- Yosunlaşmış Umutlar (5)
    ne zaman gözlerine olta atsam, hep yas tutuyorum ayrılık geliyor elime pul-pul ve yosunlaşmış umutlar... oltamın ucunda yalanlar var mecburum yalan söylemeye çünkü başka türlü girilmiyor g...