Ayaklarım geri geri de gitse kuaföre, çapa gibi olan tırnaklarım manikür manikür diye inim inim inliyordu. Yapacak bir şey yok randevumu aldım. Her zaman manikürümü yapan kız geldi yanıma, aldı ellerimin bir tanesini koyuldu işe.

Bir yandan manikürümü yapıyor diğer taraftan da çenesine kuvvet konuştukça konuşuyor. Sürekli olarak sağ eliyle yüzünü kaşıyor anladığım kadarıyla parmağındaki yüzüğe dikkat çekmek istiyor. Evlendin mi dedim sağ elindeki alyansı görünce. Gülümsedi “of elif daha hangi ele takılan yüzüğün ne anlama geldiğini bilmiyorsun. Farkındaysan sağ elimde. Nişanlandım gibi bir şey. Ay nasıl evleneceksin sen bilmem yani. Kusura bakma da bu konularda sıfırsın. Sen nişanlanırken sol, evlenirkense sağ elini uzatırsın Allah bilir” dedi bana.

Benim surat ifadesi son derece şaşkın olsa gerek güldü bir daha. İçimden diyorum kızın bana ettiği laflara bak :) Sonrasında “kaç yaşındaydın elif sen” dedi. Biraz önce yaptığı ukalalığa hiç ses çıkartmadan cevap verdim. “25″ dedim. Ağzı bir karış açık “Ne 25 mi Allah tan göstermiyorsun. Hani senin yüzüğün? E sen neyi bekliyorsun hala? Gelmişsin kaç yaşına! Düzenli bir ilişkin olsa hadi neyse diyeceğim. Dur ben sana birilerini bulurum. Allah bilir aramıyorsundur da sen şimdi. Bak bebeğim öyle olmaz çıkacaksın dışarıya, arayacaksın,yeni insanlarla tanışacaksın, onlara şans vereceksin sonunda doğru kişiyi bulacaksın.” Sonunda dayanamadım artık “Ne münasebet! Ne diye birilerini arayayım ben! Aciz miyim o kadar da kendimi dışarılara vurup kafam bir sağda bir solda kendime adam arayayım!” dedim.

Bu sefer onun yüzünde şaşkın bir ifade. “yani sonucunda 25 yaşındasın. Senin yaşındakilerin kaç tane çocuğu oluyor” dedi. “Bana 30 yaşındaymışım gibi davranma istersen. Onlar çocuk yaparken ben okuyordum. Benim önceliklerim var hayatta. Her şey evlenmek değildir ki evlilik dediğin nedir! Sahi sen kaç yaşındasın?” dedim. En az 25 gösteren bu kızımız henüz 20 sindeymiş. Nişanlısı ise üniversite birinci sınıftaymış daha. Okulunu bitirecekmiş, askerliğini yapacakmış, işini kuracakmış sonrada evleneceklermişmişmiş :) Zaten daha yeni tanışmışlar.

Nişandan da ailelerin haberi yokmuş. At nalı kadar yüzüğü parmağına takmayı biliyor, ailesine bunu söylemeye ise cesaret edemiyor. Bu sefer ben başladım konuşmaya “Yanlış anlama ama  bir ablan olarak konuşuyorum şu an yaşın daha çok küçük. Tabi ki zamanı geldiğinde parmağına yüzüğünü takarsın. Ama anne ve babanı çiğneyerek taktığın bu yüzükten sana hiçbir hayır gelmez. Annen ve baban sana olmaz diyorlarsa bir dur düşün. Mutlaka vardır bir bildikleri. Ne ki acelen. Sana bir şey söyleyeyim mi bu yüzük senin parmağında çok durmaz!” dedim. Bir daha tek kelime ne o konuştu ne de ben. Belli ki bana çok bozuldu. Ama o kadar cahilce geldi ki cümleleri bana, müdahale etmeden duramadım.

Çeşit çeşit insan var işte. Onu evliliğe bu kadar hevesle çeken taraf anladığım kadarıyla çocuğun üniversitede okuyor olması. Yanlış anlaşılmasın ben ne üniversite mezunları gördüm kendini bir şey sanıp aslında hiçbir şey olmayan. Ve ne lise mezunları tanıdım hayatta bir çok şeyi yaşayıp, deneyim kazanıp, yaş tahtaya basmayan, kendini geliştiren ve bir çok konu hakkında çok şey bilen. Benim için her zaman önemli olan karşımdakinin etiketi değil insanlığıdır. Bu kızın bütün amacı kendini her gün gittiği o dört duvar arasından kurtarmak başka da bir şey değil. İşini söylene söylene yapan bir kişiye ne kendinden hayır gelir ne de yaptığı işinden bir hayır gelir. Gerçekten çok üzüldüm onun gerçeklerinin bu kadar sığ oluşuna. Bana yaşlı, cahil insanları hatırlattı bir anda. Günümüzde her gün her şey geliştikçe, insanların bir adım bile ilerlemeyişi, hatta aksine bu kadar yenilik içinde bile geri geri gidişi beni çok üzüyor. Cehaletten arınmış bir toplum diliyorum…

İlginizi çekebilir

  • 13 Mart 2010 -- Eyvah eyvah’ı izledim (0)
    Günün yoğun yorgunluğunu yere sermek, başımdan def etmek için akşam alacasında koşa koşa evime geliyorum. Duşumu alıp yemeklere el atıyorum. Sofrayı hazırlıyorum. Bahçeden birkaç ot yoluyor minik vazo...
  • 13 Ocak 2009 -- 12.01.2009′ da demlenenler (4)
    Sevgili Demliğim; Keyifli bir pazardan sonraki; yeni haftaya, merhaba! Dün duyduğum, yaşanmış bir aşk hikayesinin ve bunun noktalanamamış olmasının etkisindeyim hala... Askere gitmeden bir gü...
  • 29 Ekim 2009 -- Cumhuriyetimizin 86. yılı kutlu olsun (1)
    Yüce Atatürk'ün önderliğinde kurulan Cumhuriyet'in 86. yıldönümünü, Ulusça coşku içinde kutladığımız bu büyük günlerdeyiz. En büyük bayramımızda, başımızı her dönemde dik tutabilmek için Cumhuriyet...
  • 19 Nisan 2010 -- Anla(sana) (2)
    Geçtiğin yollar hep mi ıslak olacak, hep mi üşütecek içini bu yalnızlığın türküsü. Güneşin sıcaklığını unutmadım henüz, unutturacak kadar uzamadı kışlar... Sadece güneşi özlettirmeye yeltendi, kapa...
  • 04 Şubat 2011 -- Lokum ve Sezercik İlişkisi (2)
    Diş teli taktıralı neredeyse iki ay oldu. Ağzımın içerisine yuva kurmuş bu fazlalıklara alıştım alışmasına da bazı şeyler var ki resmen isyana sürüklüyor beni. Açım yahu açım ötesi var mı :) Canımın i...
  • 02 Mayıs 2010 -- Olasılıksız (0)
    Sanırım kızgınsın bana, biraz da kırgın. Kaçıp gelmişliğin ve acemi adımlarını saklamanın telaşıyla sözlerini savurdun önüme. Anlaşılamaz bulduğum tavırların anlam kazandığı anda, evet uzun zaman ö...