Dün gece biraz rahatsızlandım bugün oruçlu değildim haliyle. Nedenine gelirsek eğer, hepsi zeytinyağlı sarmaların suçu yok yok vazgeçtim hepsi benim sarmaya olan zaafımın suçu.

Karşıma geçip sevdiğin adam mı yoksa zeytinyağlı sarma mı diye sorsalar, “Ne var bunda bilemeyecek tabiki zeytinyağlı sarma” derim.( regal reklamlarına mı benzedi bu söylediğim ne aklımı seveyim aklımı :) ) Kısacası bir tencere değil iki tencere de olsa yerim şuursuzca. Ayıptır söylemesi canım isterse pek güzel de sararım incecik, kalem gibi. Ama içeriğinde nane ya da maydanoz oldu mu sinirlerim bozuluyor hiç sevmiyorum hiç!

Annem sağolsun bir tencereye biraz dolma, biraz da sarma yapmış. Her şey su içmek için buzdolabının kapağını açtığımda oldu. Bir tencere sarma ile karşıkarşıya gelmek çok heyecan vericiydi. Köpek olsam kuyruk sallar durumdaydım sevincimden. Tencereyi dolaptan çıkardım sarmaları güzelce yedim. Akşam yemeğinde yarım tabak yemeği mızıklana mızıklana yiyen ben bir bakmışım tenceredeki bütün sarmaları mideye indirmişim. İnsanım sonucunda sanırım ufak çapta mide fesadı geçirdim :) Sanki birisi karnıma bir iğne batırsa balon misali patlayacak gibiydim. Fazla yemenin bünyemde yarattığı mide bulantısına rağmen yüzümde saçma sapan bir mutluluk ifadesi. Evet hepsini ben yedim başardım der gibiydim.

Sonrasını tahmin edersiniz sabahı zor yaptım. O yüzden de gün içinde kafam pek kalkmadı. Zaten gün içerisinde oruçlu gibiydim hiçbir şey yiyecek halim yoktu. Akşam arkadaşım iftara davet etti ona bile gidemedim. Akşam iftar sofrasına oturduğumuzda ise annem yemekleri servis ediyordu. Baktı tencerenin içinde sarma yok. Herhalde herkes dolabın kapağını açıp kapattıkça sarmaları da görünce yedi diye düşünmüş. Ben tabi hiç çaktırmıyorum durumu. “Elifcim sen sarmalardan yedin mi kızım” dedi. “Yedim ama sanki bir şeyi eksik gibiydi sanki kıvamında bir sorun var gibiydi oruçluyken yaptığın için olsa gerek. Yine de süperdi ellerine sağlık annem” dedim ve konuyu değiştirmeye çalıştım. Ama işe yaramadı. “Ben hiç tadamadım yemişsiniz sarmanın hepsini” dedi annem. Herkes birbirine baktı masada “sarma mı? ne sarması? nerede sarma?” diye birbirlerine sormaya başlamışlardı ki sonra bütün bakışlar üzerime yöneldi “aaa yediğimde gözünüz mü var sizin? Ne kadar ayıp 3-5 sarma yedim diye ne bakıyorsunuz garip garip”. Kardeşim başladı “Akşam yemek yediremiyoruz bütün sarmayı yemeyi nasıl becerebiliyorsun pes valla abla” diye söylendi. Başladım hemen “ablaya pes denilmez çok ayıp! ya zaten yeseniz anlardınız sarma gibi olmamış tabi ama yine de çok güzeldi keşke tadabilseydiniz sizde.” Babam ise “bıraksaydın da ona biz karar verseydik nesi eksik nesi fazla olmuş diye” dedi. “Ama biliyorsunuz işte sarma görünce dayanamıyorum. Bir sarma iki dondurma dedim mahçup mahçup” İçimden ise gülüyordum hıznırca. Babam gülmeye başladı. Babam gülünce benim yanakta, çenede, omuzda ne kadar gamze varsa hepsi birden coştu bastım kahkahayı :) “Ay ben size sararım kıyamam kuzucuklarıma” dedim. Bu kez annemde gülmeye başladı “ya eminim sararsın sen bize sarma. Ben sana bir saracağım ya hadi hayırlısı bakalım sarma canavarı” dedi.

Neyse ki bu kez ucuz atlattım.Kesin bir intikam çanı çalar yakında karşıma geçerler artık bilemiyorum neler yerler neler. Benim annem öyle diğer anneler gibi kıyamam kızıma da yedireyim diyen annelerden değildir. Eğer ki ders alacaksam yaptığımdan cezası nettir, borcum kesilir. Ne tarz bir tuhaflık yapacak bekliyorum bakalım. Yaparsa aktarırım. Ama olsun yine de benim annem bir melek :)

İlginizi çekebilir

  • 09 Mart 2011 -- Ce Ng(iz)aydıN “kısa kısa” bölüm 8 (0)
    *Sen satır aralarımı fırsat bilip kaçarsan, ben de seni yazmam… *Gökyüzünde bir martı kanat çırpsa, aniden yağmur yağsa mesela, ben sigaramdan derin bir nefes çeksem, üflesem dumanını seninde baktı...
  • 29 Nisan 2009 -- Kuş gribi, kene ve şimdide domuz gribi (2)
    Ülkemizi ve bizleri tehdit eden virüsler çoğalmaya başladı. Nerdeyse hergün yeni bir virüsle tanışıyoruz. Ve hepside küçümsenmeyecek, bizleri ölümle tehdit eden yatağa düşüren hastalıklara yol açıyor....
  • 11 Ocak 2011 -- Oğlak burcu kadınına nasıl davranılır, nasıl davranılmaz (4)
    Yükseleni akrep olan bir oğlak burcu kadını olarak Ekşi sözlükte oğlak kadını ile ilgili yazan yazılardan derlediklerim; * Üstüne gitmeyin çünkü inadının varacağı noktayı asla tahmin edemezsiniz ve...
  • 07 Ocak 2010 -- Mississippi yanıyor (Gerçek hikaye) (10)
    Rafineriler patlamalarla yanıyor. Gökyüzü maviliğini yitirmiş, çılgın kızıllığa geçit vermiş, ağlıyor. Kadın, bir filmin içindeymiş gibi mağrur. Bir o kadar da, gücünü yüklemiş uzuvlarına ve gözü kara...
  • 12 Mart 2011 -- Artconsept (1)
    Pek aziz Bay Gri.com dostları sizlere bu yazımda tüm sanatsal işlerinizde, ihtiyaçlarınızda güvenle iletişime geçeceğiniz, alışveriş yapabileceğiniz artconsept'i tanıtacağım. Bilenler bilir inanmadığı...
  • 03 Şubat 2010 -- Asker (3)
    Elime yapışan elin sahibine döndüm yüzümü. ''Allah aşkına sen yaparsın Aslı Hanım, gözümü yummadan asker yap şu oğlumu'' diyen annenin, o an elini elimde değil yüreğini yüreğimde hissediyorum. ''Zihin...