Akşam saatleri laptopum balkonda, ben elimde bir fincan kahve dolanıyorum evin içerisinde sıcaktan bunalmış halde bir sağa bir sola. Kabıma sığamıyorum sıcaktan. Sonra laptopumdan bir ses yeni bir mail geldiğine dair. Bir bakıyorum facebooktan bir arkadaşım mesaj atmış. İsmini görünce bir miktar şaşırıyorum zaten. Çünkü pek konuştuğum biri değil. Hayırdır inşallah diyorum ve mesajı açıyorum.
Mesaj Berke’den geliyordu “Elif ben seni ne zaman online görebileceğim? Seninle konuşmam gerek ya denk gelemiyoruz ya da pek internete girmiyorsun. İstersen msn adresini ver oradan konuşalım. Görüşürüz. Kendine iyi bak tatlı kız.” Çocuk benim liseden arkadaşım herhangi bir samimiyetimiz de yok. Arkadaşlık talebini sırf “aman bu da ne havalı kız lisede de suratıma bakmazdı şimdi de tersliyor, kendini bir şey zannediyor” gibi düşüncelere kapılmasın diye kabul etmiştim yaklaşık bir hafta kadar önce. Mesaj attım “hayırdır Berke kötü bir şey yok ya ne söyleyeceksin bana? Ben pek msne girmiyorum. Buradan söyle istersen.” dedim.
Sonrasında facebookta kısa süreli online oldum. Nasılsın iyi misin muhabbetinden sonra Berke sadede geldi. “Biliyorum aradan 8 sene geçti seni görmeyeli ama seni yıllar sonra görmek bile içimdeki hisleri tetikledi. Bütün fotoğraflarını ezberledim diyebilirim. Her gece seninle nereden konuşmaya başlayacağıma dair prova yapıyorum bir aynanın karşısında. Ve işte şimdi karşındayım. Eminim ki seninle ben çok mutlu olacağız. Hayatında kimse olmadığını çok iyi biliyorum en az benim hayatıma gireceğinden emin olduğum kadar.” diyor kendinden emin bir şekilde.
Verdiğim tepki kısa ve net “ilgin için teşekkür ederim ama hayır demek durumundayım.” oluyor. Çirkinleşmeye başlayıp daha da ısrar etmeye başlıyor hayırı kaldıramayan bünyesi. “kafan mı güzel senin!!” diyorum sert bir şekilde. Sonrasında ise “sen çok hoş bir kızsın, çok güzelsin, çok şirinsin her erkeğin isteyebileceği türden birisin. Terslemen bile ayrı güzel” “O da ne demek öyle ya!” dedim. Konuştukça batıyordu Berke. Görünüşümden etkilenmişmiş sonra bir de ne dese beğenirsiniz “Sen güzelsin ben ise yakışıklı duyuyorsundur sağda solda namımı peşimden koşan çok. Ama biz seninle bir bütün olmalıyız. Çok yakışırız çok. Düşünsene herkes bizi parmakla gösterir.” diyor. “evet parmakla gösterir kendini bir şey zanneden embesille, yanındaki zavallı kız” derler diye geçiriyorum içimden.
Ne desem ne söylesem zeka seviyesi anlamaya yetmeyen bu arkadaş beni çığrımdan çıkartmayı başarıyor ve sayesinde ağzıma geleni söylüyorum. Kendinden o kadar emin ki ve o kadar alışmış ki her istediğini önünde hazır bulmaya benim hayır dememden naz yaptığımı çıkartıyor o leblebi kadar beyni. Sonrası daha da kötü. Evimin adresine kadar öğrenen bu manyak tutturdu ” ben seni almaya geleyim bize dair bir sonraki adımı kararlaştıralım” demeye. Ne almaya gelmesi, ne adımı, ne saçmalıyordu bu adam böyle! Nasıl tedirgin nasıl huzursuz oldum anlatamam. İlk işim Berkeyi silmek oldu zaten. Hatta elimi korkak alıştırmadım bu tarz potansiyel olarak gördüğüm birkaç kişiyi daha sildim.
Neydi benim hatam? Ayıp olmasın liseden arkadaşımdır diye ekleme talebini onaylamam mı? Fazla iyi niyet göstermem mi? Adam yerine koyup dinlemem mi? Nerede hata yaptım anlamıyorum ki! Sanırım benim hatam herkesi kendim gibi görmem. Yok ama bundan sonra aman şuradan arkadaşımdı ayıp olmasın, buradan bilmem neyimdi yanlış anlamasın, kırılmasın diye kimseyi düşünemeyeceğim. Sonrasında anladım ki olan bana oluyor. Yine ben kırılıyorum,yine ben üzülüyorum. İyi niyetin suistimal edilmesi böyle bir şeymiş demek ki! Yazık gerçekten yazık! Ben sizin erkeğim diye geçinen o gramlık kalıbınıza…



Ağustos 10th, 2010 on 14:02
Sorunlu insanları çekme konusunda bir çeşit mıknatıs olduğunu düşündüğümü daha önce söylemiştim sanırım. Artık düşünmüyorum biliyorum
Geçmiş olsun..
Ağustos 10th, 2010 on 15:31
teşekkür ederim geçmiş olsun dileklerin için. Evet sanırım ben bir paratonerim