Henri_de_Toulouse-LautrecKısacık hayatındaki özgür duruşuyla beni çok etkileyen Ressam Henri de Toulouse-Lautrec’in hikayesi;

Henri de Toulouse-Lautrec 1864 yılında Fransa’da Aristokrat bir ailenin çocuğu olarak doğmuş, çocukluğunda geçirdiği hastalık sonucunda cüce kalmış, resim yaparak hayata tutunmayı seçmiştir.

Yaptığı, Moulin Rouge müzikholünü anlatan resimler sayesinde gerçek ününe kavuşmuş, klasik anlayıştaki resmin aksine; poster, afiş tarzında resimler yaparak kendinden söz ettirmiştir.

Pavyonlarda, kabarelerde eğlenen insanları, fahişeleri, dansçıları, gece hayatının kadın figürlerini resmetmek en sevdiği tarzdır, hatta geneleve yerleşip genelev kadınlarının resmini yaptığı bilinir. Resimlerinde kullandığı figürler yüzünden sık sık muhafazakârlar tarafından eleştirilir.

Fransa’nın en köklü ve varlıklı ailelerinden birine mensup olmasına rağmen, aristokratların zengin ve soğuk dünyasından çok, kentin kenar mahallelerinde, dışlanmışların arasında, asilzadeler tarafından hor görülen insanların yanında yaşamaktan, onlarla aynı havayı solumaktan mutlu olur, aristokrasizmin tüm imkanlarını elinin tersiyle iter.

Çocukluğunda geçirdiği hastalıktan dolayı boyunun cüce kalması ve genel anlamda içsel huzuru yakalayamaması onu alkole ve bunalıma iter, bu bunalımlar sonucunda öldürücü yan etkisi olan ve halisülasyonlar görmesine sebep olan apsent adlı içkiyi çok tüketmesi ve buna bağlı olarak halisülasyonlar görmesi henri’nin sonunu hazırlar.

1901 yılında oldukça yoğun apsent içtiği bir gecenin sonunda, daha 36 yaşında  hayata gözlerini yumar.

Henri de Toulouse-Lautrec’in hayatını anlatan bir film izlemiştim o filmde Henri de Toulouse-Lautrec’in ölüm anı şöyleydi;

Ölüm döşeğindeki henri’nin etrafını resmini yaptığı tüm figürler/karakterler sarar ve; “sen ölüyorsun henri seni yolcu etmeye geldik” derler. Bitti.

Nakış nakış işliyorum hücrelerime Dilaver Cebeci’nin Sitare şiirini, işte o şiirden bir bölüm;

“Bakışlarımı sunuyorum, tereddütsüz alıyorsun
Gizli bir tebessümle çağırıyorum, geliyorsun
Kaşı karam, gözü karam, saçı karam
Umay gibi yumuşak huylum
Nerden çıktın karşıma böyle
Sesin ılık bir bahar güneşi gibi ığıl ığıl akıyor içime
Asya’nın bozkırlarında ordular düşüyor peşime
Yığılıp kalmışım bu Anadolu toprağına Sitare
Adam akıllı yorulmuşum
Ellerin böyle olmamalıydı
Ellerine acıyorum
Ve kim bilir kaç zamandan beridir kalbimi öğütlüyorum
Durup durup ıssız yerlerde
“güçlü ol ey kalbim, güçlü ol
Daha çok işimiz var” diyorum”

Dilaver Cebeci /Sitare

Gri Not

*Alkol tüm kötülüklerin anasıdır: Alkol alışkanlığı erkeklerde sertleşme kaybına neden olabilir. Kadınlarda ise adet düzeni bozulabilir. Ayrıca anne karnındaki bebeğin sağlığını ve gelişimini bozacağı için, hamile kadınların kesinlikle alkol almamaları gerekir.

*Sigara’da çok zararlıdır ve bağımlılık yapar: Erkeklerde iktidarsızlığın başlıca sebeplerindendir. Kadınlarda gebelikte tüketilen sigara düşük doğumlara ve bebekte gelişme geriliğine neden olur.

*Pratik bilgiler: Sıktığınız limonları atmayın, ellerinizi limon ile ovarak hem cildinizin yumuşak olmasını sağlayabilir, hemde liomanları değerlendirmiş olursunuz.

*Günün yemeği: mercimek çorba, zeytinyağlı pırasa, domatesli bulgur pilavı, turşu.

*Bugün doğan çocuklar için isim:  Erkek: Münir – Kız: Münire

About Cengiz Aydın

Cengiz Aydın has written 1010 post in this blog.

İlginizi çekebilir

  • 30 Mart 2010 -- Gönderilmemiş mektuplar/ Melek (2)
    Bilir misin bilmem; belki de tahmin edersin. Çok duymuşumdur bana ''Melek'' sıfatı yüklendiğini. Mesela okulumda, ''Melek'' kulağımın en aşina olan sözlerinden biri. Ama sen bana melek dedin ya han...
  • 04 Mart 2009 -- Dün’süz adamın bu günü 4 mart 2009 (6)
    11.00' da iş yerimdeydim, çayımı içerken haberlere göz gezdirdim, saat 13.30 da yönetimi aradım yine beni arayacaklarını söylediler ve sanırım 17.00 gibi aradılar, durumu anlattım, kira borcuma karşıl...
  • 28 Mayıs 2011 -- Bitmesi gerektiğinde, gitmesini de biliyor kalp… (0)
    Unutmaya çalıştıkça dünüm, tıpkı bir tokat gibi iniyor yüzüme her gece... Ve her gece bir kez daha sen oluyorum ben, senin benliğinde kendimden geçercesine... Silmek, sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi ...
  • 30 Aralık 2010 -- Siz hiç iki yaşında oldunuz mu? (5)
    Nicedir sesimi duymuyorum... Evet, kendi sesimi... Onca gürültünün arasında onu kaybettim galiba. Ondan mı artık kendime kaçamayışlarım. Hayallerimin de ipi kaçtı. Yalın ayak güleç bir çocuğa bürünmey...
  • 28 Şubat 2011 -- Seninle Biz… (3)
    Arsız bir aşkın doyumsuz iki aşığıyız biz... İçimizde ruhumuzu saran eşsiz bir kıpırtı, birbirimize baktığımızda ise gözlerimizde oluşan engellenemez bir ışıltı var bizim... Birbirine aşık iki deliyiz...
  • 11 Aralık 2010 -- Ağaran Bir Suyum (0)
    Nerden mi anlıyorum yaşlandığımı Kadınlar gittikçe daha güzel Güneş daha hızlı adımlıyor gökyüzünü Sular daha soğuk rüzgâr daha serin Eskiden her konuda konuşurdum istekle Bir geniş gülümseme...