Ben kış çocuğu olduğum için olsa gerek, hiç aramın iyi olmadığı, bir türlü barışamadığım sıcak olan hava, bana göre ”Deli sıcak. Manyak nem. Çıldırmış ısı”dır. Normal zamanda çaydan mı alıyorum sıvı ihtiyacı mı bilmiyorum ama, pek su tüketmeyen benim bile bu sıcaklarda karnım akvaryum gibi oldu. Durup dönüp su içmekten midemde cumburlop sesleri ile doldu. İş varsa, kaçmam işten sıcak da olsa. Sorumluluktur. Ama eğer, hani olsa da olur olmasa da halleri vardır ya, off işte o zaman mızmızlanır üşenirim yol almaya.
Şimdi bu dellenmiş sıcakta da olsa, ter içinde kalma pahasına, evin ihtiyacı olan bir-kaç ufak malzeme almak için, markete gittim. ”O ne, hayrola benim haberim mi olmadı. Kıtlık mı var, savaş mı çıktı?” diye korktum birden. Kasalardaki kuyruğu görünce, ”Noluyor lan?” derken, kızımdan uyarı geldi birden. O anne, ben çocuk oluverdik yine. Kızım, ”Yarın Ramazanın 1.günü ya, belki de ondandır” dedi, anaç bir tavırla. Kızımdan utandım filan sanmayın. Tam tersi başladım usul söylenmeye, kuyruktakileri tiye alıp kızımı güldürmeye.
Hadi çok boğaz olanları anlarım. Oruç ağız, dışarı çıkmamak için, önceden hazırlık yapabilirler de. Yine de ”Yahu, yumurta kapıya dayanmış, aklınız nerdeydi de siz bugün burdasınız”, diyesim geldi. Amma son dakikacı milletiz ya. Ahh ah gözüm bir iki kişiye takıldı ki, onlar tanıdık. Evde en çok iki, bilemedin üç kişiler. Kimsenin aldığını verdiğini gözüm görmez. Ama gözlerimle aldıklarını gördüm bu kez. Sanırsınız, kraliyet ailesi yemeğe gelecek. Ben kafa yapa durayım, baktım kafadan arife günü günaha girdim gireceğim, kızıma ”Yürü eve, yoksa delireceğim” dedim.
Sahi, neden her şeyi bu kadar abartıyoruz millet olarak biz? Ben ki, abartının küçükken büyüteç yutmuş haliyim. Ben bile son günün market kuyruğunda, sadeee- yalınnn- pasifff kaldım. Artık anlayın. Doktorlar bangır bağırsın, ”Sahurda iftarda yemeği fazla kaçırmayın” diye. Diyanet ”Gösterişten uzak kalmaya dikkat edin” desin her söyleşisinde. Bize bakın yaa, nerde ”Allah ne verdiyse?”
Adı üzerinde ”Oruç.” Kendimizi, nefsimizi olgunlaştırırken, ihtiyacı olanlara yardım etmek demek. Allah’ın rızasını almak için oruç tutmak ve Allah ne verdiyse paylaşmak. İşte bütün mesele bu…






Ağustos 15th, 2010 on 01:31
Evet
Gözü doymaz bir milletiz vesselam..Ama şunu da bilelim ki
cebi dolu olanlar gözünü doyurur..marketlerdeki yığılmalar Ramazan öncesi ve yılbaşı sonrasıdır.Deneyin görün..))
Ağustos 15th, 2010 on 17:31
Sevgili ikiler,
Onca aldıklarını, ne ara ve ne kadar sürede tüketiyorlar benim aklım ona daha da basmıyor. Gıda canavarı gibi. Obezite ondan mı artıyor ne?
Ağustos 13th, 2010 on 00:41
Uzmanlar diyor ki:)))açken alışveriş yapmayın diye uyarıyor ya ..,bizim Toplum ne zaman doydu ki aç olmasın..:))
Bense Ramazan alışverişini şöyle bilirdim;
Rahmetli Dedem’le (Nur içinde yatsın )Okmeydanı’ndan Kasımpaşaya yürür biraz nefes alır sonra oradan da Eminönü Mısır Çarşısına giderdik..o zaman böyle marketler yoktu tabi gerçi olsada yine alışverişi oradan yapardı Dedem..peynirin,zeytinin ve pastırmanın en alası orada olurdu;
Yolda Dede torun sohpet ederdik daha 7-8 yaşlarındayım bana hep karşısında büyük bir adam varmış gibi hissettirirdi Dedem ..buda beni çok mutlu ederdi tabi 8 yaşında adam olmak:)
Dedeme sorardım neden özellikle Ramazan da alışverişi farklı yapıyoruz dediğimde..! gülerdi..! başımı okşayıp aynen şu cümleleri unutmamam için tembih ederçesine sıralardı..;
Bizim için yeterli olan zaten var ama soframızda misafirimizin geleceğini ve aç geleceğini de düşünmemiz lazım ..Ramazanda herkesin sofrası herkese açık derdi sizlerinde sofranız öyle olacak daima derdi..
bunu hiç unutmam Dedemin sofrasından hiç ama ,hiç misafir eksik olmadı..Bayramlarda olsun diğer zamanlarda olsun evi dolar taşardı..ve herkeside mutlu ederdi..tersanede kazandığı işçi parası o kadar bereketliydi ki sanki hiç bitmezdi…
benim için Ramazan sofrası demek Dedemin bereket kokan cümleleri demek..
işte; asıl ramazan alışverişi eskiden buydu ama şimdi ne oldu bende bilmiyorum açıkcası ben Dedemin dediğinle avunuyorum
Güzel bir yazı güzel bir konu kaleminize sağlık Aslı hanım hayırlı bir Ramazan Diliyorum..
Ağustos 13th, 2010 on 17:24
Sevgili Murat Bey,
Rahmetli dedeniz nur içinde yatsın. Ama ne yalan söyleyeyim, Her güzel şey eskidendi bence. Hatırlıyorum da çocukluğumda bizim de kapımız da, yüreğimiz de, soframız da herkese açıktı.Ramazanda herkesin sofrası herkese açık olma halleri de bence artık gerilerde kaldı. Kime güveneceğimizi şaşırdık ki, en iyi bildiklerimiz bile değişti. Güven vardı, saygı vardı, sevgi vardı. O yüzden bereket vardı….
Size de hayırlı Ramazanlar diliyorum.
Ağustos 12th, 2010 on 03:35
Ah Aslı Hanım bir ramazandan bir gün önce marketler böyle bir de ramazan bitiminde bayram başlangıcında giyim alışverişi için alışveriş merkezleri böyle. Hani dersiniz millet aç açıkta,üzerilerine giyecek kıyafetleri yok.Deli gibi kasa kuyrukları, insanlar alışveriş çılgınlığında.Yumurta kapıya dayanmadan bizim milletimizin aklı başına gelmiyor malesef.
yine keyifle okudum yazınızı.Teşekkürler.
Ağustos 12th, 2010 on 13:28
Sevgili Elif,
Eskiden de boyleydi hatirliyorum. Dogamizda gocebelik oldugundan belki de. Hazir olmak, yedeklemek telasi bu yuzden olsa gerek.
Ama Simdi iyice bir goz ve gonul doymazligi aldi basini gidiyor. Boyleyiz malesef.
Tesekkurler
Ağustos 12th, 2010 on 00:27
Sevgili Mert,
Harbi bir tuhafız yaaa…
Ağustos 11th, 2010 on 23:47
Ruhu aç bir toplumuz maalesef her yerine işlemiş…
Teşekkürler…