Kendinden büyük laflar edip kapıyı kızcağızın yüzüne nasıl da çarpmıştı giderken. Ama söz ağızdan çıkmıştı bir kere. Kız ona “Sus! Ne olur böyle büyük konuşma” demişti.

Ah bir anlasaydı keşke o an hissettiği dakikalık sinirinin onun ömrüne bedel olacağını. Ah bir dinleseydi kızcağızı… Her hatanın bir telafisi vardı ama o hata kaldıramayacak kadar fazla hata yapmıştı belki de hayatında. Hata stokları ağzına kadar doluydu. Oysa ne çok severlerdi birbirlerini. Kurdukları her hayalin içinde birbirlerine düşerdi düşleri. Tam 12 den vurmuşlardı aşkı. Öyle bir ayrıldılar ve öyle bir gurur yaptılar ki hiçbir şeyin telafisi yoktu artık onlar için.

Seneler sonra aile baskısına yenik düşüp beklemeyi bıraktı kız ve evlendi. Beklese de gelmeyecekti zaten adam. Gururu, pişmanlığı kızla yaşadıkları her şeyden büyüktü çünkü onun için. Özür dilemek yerine özür dilesem de affetmez diye düşünüyordu. Ne kadar sefilce bir düşünceydi oysa bu. Adam hiç evlenmedi. Arada bir niyetlendi ama bir türlü devamını getiremedi. Aklında hep “bir daha yüzünü görmek istemiyorum” dediği o kız vardı.

Aynı şehirde yaşamamalarına rağmen genç kadın ailesini ziyaret için doğduğu topraklara geri döndü. Sıcaktan bunalmış yolda yürüyordu şuursuzca. Karşıdan saçları hafif seyrelmiş ama gözleri hala aşk dolu masmavi bakan o adam geliyordu. Oldukları yerde kaldılar. Uzun uzun birbirlerine baktılar. Birbirlerini gördükleri anda ikisininde gözleri doldu. Ne uzun zaman olmuştu bu iki çift göz birbirine değmeyeli… Adam kadının karnını farketti birden. Genç kadın eliyle karnına dokundu o an. 6 aylık hamileydi. Olacak iş değil ya karnını içine çekmeye çalışıyordu adam hamileliğini anlamasın diye. Adam tek bir cümle kurabildi “Her şey için çok geç değil mi…” Kadın ise sadece gözlerini yumdu ve zar zor şunları söyleyebildi, “Her şey için çok geç, çok geç…”

ANAHTAR

Konuşmak susmanın kokusudur.
Ya sus-git, ya konuş-gel, ortalarda kalma.
Yalan korkaklığın tortusudur.
Dürüst kaba ol, eğreti saygılı olma.

Özdemir Asaf

Benzer yazılar

  • 24 Nisan 2011 -- Yol Ayrımında Aşk (7)
    Özlediğim şeyler var sana dair... Seninle bir fincan kahveyi yudum yudum paylaşmayı, elini sıkıca tutup amaçsızsa rüzgar bizi nereye savurursa orayı dolaşmayı, birlikte bol küfürlü maçlar izleyip bund...
  • 25 Mart 2011 -- Yüreğim kadardı… (0)
    Hiç gitmem sanıyordun değil mi... Hep seninle kalacağımı, senden hiç vazgeçmeyeceğimi... Hatta sen ne yaparsan yap görmezden gelip sabredeceğimi düşünüyordun... Aklının ucundan bile geçmiyordu değil m...
  • 19 Nisan 2011 -- Aşk (1)
    Şu dünyadaki en önemli şey nedir? Mutlu olmak… Peki, mutlu olmak için neler gereklidir? Başarılı olmak, iyi para kazanmak, iyi bir kariyer yapmak, lüks bir araba, belki lüks bir çanta… Peki, bunların ...
  • 30 Mart 2011 -- Ne delilikler geliyor içimden (0)
    Hayat beni çekerken herşeyden, sen belkide bir fincan kahvenin kırk yıl hatırındasın şu dakikalarda. Özledim demek geliyor içimden ama inan izin vermiyor kalbin sızısı. Ne tuhafdır değil mi? Kaç kez s...
  • 23 Mart 2011 -- Sadece gülümse… (0)
    Düşlerle düşünceler bir olmayınca, içten gelen tutarsızlıklar sahipsiz bir kalpte yerini bulunca, bedel olarak hayal kırıklığının en büyüğünü yaşıyor belki de insan... Biraz ona inat, biraz da yaşanan...
  • 01 Şubat 2011 -- Ego (0)
    Bazen izini ararsın kaybettiklerinin... Kaybın ne kadar büyükse acın da o kadar fazla olur yüreğinde. Çok özlediğin zamanlar olur onu.  İşte o an onunla yaşadıkların tıpkı bir film şeridi gibi geçer g...