Hayata dair yaşanması gereken tüm duyguların bünyemde tavan yaptığına inanırdım ve rutin bir mutluluk oluşurdu yüzümde, alışagelmiş, kısmen huzur veren bir mutluluk…
Nadiren kendimi dinlediğimde de bir şeylerin eksikliği derin bir iç çekişte kalbimde çarpar, beynimde zonklardı.
Anlıktı bu durum, geçerdi, yine kendimi yaşamın kaygılarına ve diretmelerine bırakırdım. Süreçte düşündüm, o kalp çarpması, beyin zonklaması, derin iç çekmeler yaşamın kendisiydi, çok az zamanlarda bunu yakaladım.
Sokağımın sadık köpeğiyle şakalaşırken kafasını bana doğru uzatışında, gözlerimin içine saf ve çıkarsız bakışında gerçeği gördüm. İşte tam o anda başımı kaldırıp gökyüzüne baktığımda, bulutların; siktir et! gel gidelim buralardan dediğini duydum.
Duyduklarımı henüz kimseye söylemedim…
İlginizi çekebilir
- 07 Ağustos 2010 -- Aldatmak mı aldanmak mı hadi adını sen koy! (0)
Ah bu aldatmak nasıl derinliği olan bir iş böyle... Başkası tarafından aldatılmış, bunu öğrenince sevgilisinden ayrılmış sonra dayanamayıp barışmış olan bir arkadaşım anlatıyor bugün; "Titizlikle hare... - 12 Şubat 2010 -- Meliha Doğu/Başını Dik Tutan Hüzün (0)
Annesinin kanser tedavisi sırasında bir hasta yakını ve bir hemşire olarak yaşadığı, hissettiği, gözlemlediği olayları öykülerle anlatan Meliha Doğu, ikinci kitabı olan “Başını Dik Tutan Hüzün” de, k... - 20 Temmuz 2009 -- Bu yaz domates biber yiyemedik (4)
Çiçekleri, yeşili, doğayı, bağı ve bahçeyi çok severim. Bu belki çocukluğumun köyde geçmesinden ileri geliyordur sanırım. Şehirde yaşayınca ve üstelik yaşadığın yer bir apartman dairesi olunca, sevdi... - 05 Şubat 2009 -- Dün’süz adamın bu günü 5 şubat 2009 (0)
Sabah hava güzeldi, güneşli bile denilebilirdi, trafik kötüydü her zamanki gibi, 10.30 gibi iş yerime geldim, ilginçtir ki yine masamı sildim, kahvaltı çay derken, nette haberlere baktım, o sırada bir... - 05 Mayıs 2012 -- Bağbozumu (0)
Sürülür ömrün toprağı
yeni hasatlara
Başdöndürmüş sarhoşluktur şimdi salkım...
Sürülür sevdanın otu çöpü
Üzerine basılmış renktir şimdi hercai...
Yok artık ufukta görünen bir zerafet !..
siyah b... - 05 Eylül 2010 -- Akşam ne yedin (6)
Haftalar önce kuaförden randevu almıştım iftar sonrası için. Kuaförden içeriye girdiğim gibi uygun bulduğum bir koltuğa oturdum. Bir elimde kahve, bir elimde gazete diğer müşterilerle sohbet ederken b...
Ağustos 30th, 2010 on 11:34
sayfayı çevireceğim ve yazının devamı gelicek hissi uyandırdı bende…bu yazılar yüreğinizdekilerin bize yansıması, insanın bu yürek nasıl bir yürek yahu diyeceği gelmiyor değil:)
Ağustos 29th, 2010 on 17:05
yine yıkıp geçen bir yazı yazmışsın abi..duygular ancak bu kadar ilgi çekici anlatılabilir..yazılarına imrenmemek zor..
Ağustos 29th, 2010 on 00:07
Kafamızın içinde daima bir zonklama oluyorsa eğer.; ya bir şeyler fazladır…
yada eksik kaldığını sandığımız şeyler aslında yerine oturmamıştır…
ve birazda olsa bunları boşaltmanın zamanıdır..
Hayat dediğiniz; bir elin diğerine vurması kadar kısa ve bu kısalıkta ne kadar çok şeyi iki elin arasına sığdırırsan vurduğun zaman cıkacak ses te o kadar yüksek olur…
bazen gerçekleştirdiklerimizden değilde gerçekleştiremediklerimizden hayıflanırız; oysa ki her iki durumun da, iyi veya kötü bir neticesi vardır…
bugün olan yarın olmayabilir …her olmayan da gökyüzüne bakan yüzümüz ,her olanda da gökyüzüne bakmayı beceremez mahalesef …
not :Cengiz bey bu yorum sizin yazınızla alakalı bir eleştiri değil …
yazınız her zaman ki şiirsel bir güzellikte sadece yazınızı okuduktandan sonra böyle bir şeyler yazmak istedim..
kaleminize ve yüreğinize sağlık..