Bir süreliğine kuzenimin yanına gidiyorum İstanbul’a. Hem çok özlediğim arkadaşlarımı göreceğim hem de orjinal vücut sergisini gezeceğim.
Biletleri aldım bile. Artık aktarırım izlenimlerimi size. Kuzenim “off Elif sen iyice delirdin ne işimiz var ölülerin içinde” diyor. Ben tabi boş durmam hemen laf yetiştiriyorum “Ölü deme onlara saygı duy. Müthiş bir deneyim, unutulmaz bir anı olacak bizim için hacı” deyip heyecanlandırmaya çalışıyorum hatunu. Yerse tabi
Buraya kadar iyi güzel hoş. Yolculuk yapmayı da seviyorum aslında ama öyle bir sorunum var ki. Sinirlerimi tepeme çıkıyor. Şu valiz olayı. Gıcık oluyorum kendime. Valizin içine onu mu koysam bunu mu koysam derken ağzına kadar doldurup kapatamamaktan bahsediyorum. Şu an “Allahım sana geliyorum” nidalarıyla valiz hazırlamaya çalışıyorum sıcakta. Ama karar verdim ben bu valiz hazırlama olayında kesinlikle tırtım. Beceriksizin en önde gidip, bir de üzerine flama taşıyanıyım. Sanki dersiniz kocaya kaçıyorum. Ağzına kadar doldurdum valizi. Gittiğim yerde valizin içindekilerden 3 parça giyersem iyidir yine. Sanki dersiniz bir aylığına gidiyorum. Kuzenim ona her gidişimde korkuyor zaten “Elif açıkça söyle kalıcı mısın burada, niyetin nedir bebeğim?” diye ya da tam tersi “bu kadar valiz getiriyorsun bari şöyle 20 gün kal” der dalga geçer.
Hadi onun dalga geçmesine alışkınım. Bu terminaldeki amcalara da ne oluyor? En son Bursa’ya kuzenime gittiğimde adamlar kafa buldu benimle. Bir muavin valizimi yerden kaldıramayıp “Kocanı öldürüp valize mi koydun abla” dedi bana ya şaka gibi. Tüysiklet bir valizi kaldıramıyor hemen bana laf yetiştiriyor, dili deseniz pabuç kadar. Ukala dümbeleği ne olacak işte! Demek ki neymiş valiz taşımak her yiğidin harcı değilmiş!
Ama insanlar da haklı. Hep bunlar benim valiz konusunda takıntılı oluşumdan kaynaklanıyor. Aa bu t-shirtle bu etek olur ama bu eteği giyersem bu ayakkabılar olmaz, en iyisi arkası fiyonklu topuklu ayakkabılarımı da alayım yanıma. E çorap bronz aldım ama diğer elbisemi giyersem siyah çorap daha güzel durur. Ama bu çanta da bu elbiseli konsepte tamamen aykırı olur bu seferde. En iyisi bir iki çanta daha alayım yanıma. İşte benim bu noktada kayışım kopuyor. Sonra ne bulursam dolduruyorum valizin içine. Utanmasam bütün kıyafetlerimi, ayakklabılarımı, çantalarımı ve onlarla birlikte kullandığım aksesuarlarımı bile valize yerleştirebilirim. Ki yine içimden bir ses öyle olacak gibi diyor.
Neyse artık bütün şirineliğimle gülümseyip “afedersiniz bana yardım eder misiniz” diyeceğim. Hep işe yaramıştır
Ne derler bilirsiniz tatlı dil yılanı bile deliğinden çıkartır.



Ağustos 28th, 2010 on 13:44
valiz hazırlamak değilde taşımak sanırım tüm bayanların sorunu:)bende her defasında bu kez az eşya diyorum ama birde dediğimi uygulayabilsem…ama kaslı kollu bir adam bulma fikri hoş yani:)
Ağustos 29th, 2010 on 01:48
bende sevdim bu fikri Selda Hanım
Ağustos 28th, 2010 on 01:45
Bu sorun bende de var! 1 hafta tatile gidiyoruz.. Valiz ağzına kadar doluyor.. Giyeceğim giymeyeceğim ne varsa koyuyorum hazırlarken belki lazım olur diye.. sonra tabiki giymeden geri geliyor hepsi.. tek iyi tarafı benim valiz taşımak gibi bi sorunum yok… sevgili eşim yükleniyor sağolsun
)
Ağustos 28th, 2010 on 02:23
mesajı aldım sevgili cheetos acilen bavullarımı taşıyacak kolları kaslı bir adam bulmalıyım
şaka bir yana nerede gereksiz şey varsa hepsi bavulumda.saç kurutma makinesinden,şampuana kadar sanki mahrumiyet bölgesine gidiyorum
alt tarafı kuzenime gidiyorum yahu