Yüreğim suskun ağzımda berbat bir pas tadı bütün duygularım hazır olda.Neden bu huzursuzluk elimi ayağımı kesen düşünceler, beynimde dönüp duran hayat benim mi?
Ne yapsam eskisi gibi olamıyorum eksikliği arıyorum bulamıyorum.
En ufak bahanelerde gözyaşlarını salıveren ben şimdi ağlamak istesemde ağlayamıyorum. Gözpınarlarım mı kurudu neden içime akıyor yaşlar, taş kesiliyor kalbim dudaklarıma bin yıllık mühür vurulmuş gibi öldürseler ses verecek gücü bulamıyorum. Kalbimi yokluyorum sevgiden eser yok bir gün yine sevebilir miyim diye sormadan edemiyorum.
Kızım sen tuhafsın numuneliksin diyorum kendi kendime hep mi insan bir imkansızın ucundan tutar, hayatta bu kadar olur varken gidip insan nasılda seçer onların içinden en olmazını. Zor değilim kendimi zorluyorum inatla olmazı oldurmaya çalışıyorum, bugüne kadar olduramadım ama bir tanesini olduracağım diyor içimdeki ses s..tir diyorum zafer kazanmaksa niyetin git başka birşey yap zulüm etme bana.
Velhasılı kelam bu defa da hayatın önünde saygıyla eğiliyorum ve ekliyorum en ufak bir açığını bulursam affetmeyeceğim bilesin önümde eğilen sen olacaksın bu defa.
About Ebru Durul
Ebru Durul has written 134 post in this blog.
İlginizi çekebilir
- 24 Aralık 2011 -- Baba biliyor muydu? (0)
“Hayat devam ediyor” dizisi bildik konu ve ilişkilerle ile sürer iken bu hafta ilk defa zaplamadan izlediğim bölümde iki olay gözlerden kaçmadı.
Birincisi, baba oğlunu kemeriyle uzun bir süre kırba... - 07 Mart 2009 -- Saat… 3:48 (1)
Kaç gece daha böyle uykusuz geçecek? Zaman kavramının yitirilmişliğinde kaç gecem daha bitecek? Bugün güneş güzel doğdu, güzel battı ve yine tazeydi ve yine mutluydu. Bende mutluydum...Mutluluğuda biz... - 25 Eylül 2009 -- Gittim (0)
Aynada parlayan ustralar gibi içim bu gece,
Keskin,
İçimi kestin.
Geçmişe çekilmiş gırtlağımdaki sesim,
Kısık,
Boğazımı düğümledin.
Tuzu akıyor gözlerimin,
Nemli,
Göğü yüzüme indirdin.
Aramız... - 24 Aralık 2009 -- Muhtacım (6)
Sabah erkenden yola düştüm kardeşimin eşi arabayı kullanırken ben hala uykunun etkisinden kurtulmakla meşguldum. Bir kaç cümle ile başlayan yolculuğumuz şarkıların hakimiyetinde geçti. Radyoda çok uzu... - 06 Eylül 2011 -- Döksandört numaralı otobüs (0)
Aşkam itibariyle otobüs durağına doğru yol aldım. Az da olsa otobüsü kaçırma telaşına istinaden postacı yürüyüşünü seçmiştim. Hal bu ya ; sen koşarsan o kaçar, sen koşmazsan o bekler. Nitekim dediğim ... - 03 Temmuz 2011 -- Saatim geri zekama beş var (0)
Orta yolunu asla bulamadığım, hep patika kaldığım yaşam serüvenim de, saatim her daim geri zekama beş var, her daim birşeylere geri durmuşluk, geç kalmışlık var.
Aklımı vuran, ezen, aşağılayan, hi...
Ağustos 21st, 2010 on 12:51
Çok sanatsal bir yazı olmuş, hani şarkısı bile yapılır derler ya, işte öyle..
Bu süreci olgunlaşmanın bir süreci olarak görüyorum ben. Ermek gibi bir şey aslında. Çünkü o eskisi gibi gözükara sevmek yerine, neyin ne olduğunu bilerek temkinlik adımlarla ilerlemek tercih ediliyor çünkü. Zaten doğru olan da bu. Daha olgun ama bir o kadar da suskun bir şekilde..
Ağustos 21st, 2010 on 21:37
Teşekkür ederim Melih bey…sözlerinize sonuna kadar katılıyorum.yaşadıkları insanı olgunlaştırmalı yoksa ne anlamı kalır yaşamanın hepsinin izini yürekte taşımadıktan sonra.
Ağustos 20th, 2010 on 11:22
Sevgili Aslı hanım hepsi bir yana sevememek kötü içime bakıp bir kıpırtı görememek beni üzüyor..umarım her şey söylediğiniz gibi olur sözleriniz beni biraz rahatlattı tecrübeniz söylediklerinize kefildir eminim o yüzden rahatım
Çok teşekkür ediyorum desteğiniz için.Güzellikleri birlikte kucaklayabilmek dileği ile.
Ağustos 19th, 2010 on 22:43
Sevgili Ebru Hanım,
Bu haliniz bir süreç. Ve geçecek. Yine seveceksiniz. Yine sevileceksiniz. Yine yumuşacık olacak kalbiniz. Bu defa taş halini özleyeceksiniz. Ve devran dönecek, siz de hayat çarkını döndürürken minik dişli olarak, hayat da sizi çekip çevirecek…Yaşamak biraz da böyle birşey.
Hep güzellikler bulsun sizi…