Haftalar önce kuaförden randevu almıştım iftar sonrası için. Kuaförden içeriye girdiğim gibi uygun bulduğum bir koltuğa oturdum. Bir elimde kahve, bir elimde gazete diğer müşterilerle sohbet ederken birden Harun oturduğum koltuğun arkasına geçip at kuyruğu yaptığım saçlarımı çözdü.
Bir yandan sohbet ederken diğer yandan da parmaklarını saçlarımın arasında gezdiriyordu ne yapacağına karar vermek için. Arada bir sesli bir şekilde düşünüyor sonrada bana bakıp “yok yok öyle yapmayalım seni soluk gösterebilir beyaz tenlisin ne de olsa” diyordu. “Nasıl yapmayalım?” dediğimde gülüp “boşver o fikirden vazgeçtim bilmene gerek yok” diyordu.
En sonunda saçlarıma ne yapacağımıza dair ortak bir karar alabildik. Hadi saçlarını dore yapalım dedi. Rengi de gösterdikten sonra “Ee hadi yapalım bari bir değişiklik olsun” dedim. Saçlarım çeşitli aşamalardan geçtikten sonra sıra boya işlemine geldi. Baya bir endişeliydim açıkçası saçımın kendi rengi siyaha çok yakın olduğu için hiç başka bir renge boyatma ihtiyacı hissetmedim bugüne kadar.
Saçlarım boyalı endişe içerisinde beklerken Harun yanımda belirdi. Yüz ifadesi çok kötüydü, sanki bir şeyler ters gidiyormuşçasına bakıyordu bana. Birden irkildim “of kesin bir şey oldu! Ne oldu bana? Saçıma mı bir şey oldu? Bak doğruyu söyle Harun!” dedim. “Son zamanlarda ilaç kullandın mı Elifcim?” dedi. Ben panik halde düşünmeye başladım. “Hayır sanmıyorum. Ya ben ilaç kullanmam ki zaten.” dedim o ise saçlarıma dokunmaya başladı hala endişeli bir yüz ifadesi vardı. Yanındaki asistanları da ne olduğunu anlamadılar, onlarda benim gibi garip garip Harunun yüzüne bakıyorlardı. “Peki. Ama şu an soracağım soru çok önemli iyi düşünüp karar ver. Akşam yemeğinde ne yedin?” dedi Harun. Allahım panik bir halde ne yediğimi hatırlamaya çalışıyordum. “Fırında patates yedim. Of ne oldu ya?” dedim gözlerim dolu bir şekilde. Harun bastı kahkahayı “ya sen çok şeker bir şeysin ya! Kıyamam gözlerin doldu. Ama deminden beri sana bakıyorum öyle endişe ile bakıyorsun aynada kendine dayanamadım biraz rahatlatmak istedim seni” dedi. “Aman ne rahatladım anlatamam şu an sana hislerimi. Bir gittim geldim yani diğer tarafa. Of bi de salak gibi ne yediysem anlattım sana, inanamıyorum kendime” dedim. Tabi bu sırada kuaförde ne kadar insan varsa hepsi gülmeye başladı. Aralarında fısıldaşıyorlar “ay kıyamam nasılda gözleri doldu nasılda kandı Harun’a öyle” diye.
İçimden sürekli akıllısı beni bulmaz, delisi dibimden ayrılmaz dedim durdum. Zaten kuaföre gitmek olayı beni yeterince kasıyor bir de üzerine eşşek şakalarına maruz kalıyorum. Delireceğim ya. Neyse ki saçlarım aklımda tasarladığım gibi oldu. Bir öyle olmasaydı asıl ben ona yapardım o eşşek şakasının en alasını



Eylül 6th, 2010 on 00:29
aman Elif hanım …bu dediğinizi unutmayın
))
))
”İçimden sürekli akıllısı beni bulmaz, delisi dibimden ayrılmaz”
Eylül 6th, 2010 on 00:37
Erkekler kel olduklarında yine bir çekicilik oluyor ben kel olursam hiç şansım kalmaz herhalde
Uzaylı gibi olurum dazlak bir kafa eşşek kadar iki göz
Eylül 6th, 2010 on 01:05
Demi Moore bir ara denemişti ama siz yine de ;denemeyin derim ben
))
Eylül 6th, 2010 on 01:08
kesinlikle katılıyorum
)onun yerine kuaförümü sevsem sanırım daha iyi bir çözüm olur
Eylül 6th, 2010 on 00:17
işte kel olmanın en güzel yanı:))))
Eylül 6th, 2010 on 00:21
kel mi olsam ne yapsam