Dün gece Haydarpaşa Garından 23.30′da hareket eden Fatih ekspresiyle bir iş görüşmesi için Ankara’ya gittim.

Sabah 07.30′da Ankara’ daydım. Randevuma icabet etmek için Ümitköy’deki Arcadium Alışveriş merkezine seri bir şekilde ulaştım, alışveriş merkezinin yetkilileriyle görüştük, uzun uzun konuştuk, onlar ne beklediklerini ben neler istediğimi anlattım, bir konu hariç prensipte anlaştık (Bilnur Hanım ve Ela Hanıma teşekkürler), o anlaşma sağlayamadığımız konu için bugun maile son kararlarını bana bildireceklerini söylediler. Gelecek o maile göre herşey en net halini alacak.

Üçüncü defa gittiğim Ankara’da bu sefer biraz dolaşma şansım oldu, bazı notlar aldım; birçok simitçide 3 simit 1 lira yazan afişler vardı, yani Ankara’da simit ucuz:) ama minübüs şöferleri en az İstanbuldakiler kadar şeytan ve bana göre ulaşım pahalı.

Gün boyunca adres sorduğum 14 kişinin hepsi zarif bir nezaketle şık cevaplar verdiler. Ulus’ta ve Ankara tren garının önünde Türkiye’nin ev sahipliği yaptığı dünya basketbol şampiyonasına istinaden bazı elektrik direklerine Türkiye formalı basketbolcu maketleri asmışlar, fikir güzel, sevdim ama hani dünya şampiyonası ve hani ev sahibiyiz ya şampiyonaya katılan tüm ülkelerin formalarıda bu elktrik direklerine asılmış basketçilerin üzerinde olsaydı daha iyi olurmuydu bilemedim.

Gün sürerken Ankara’da olan gizemli bir kişiden telefon geldi, buluştuk :) sohbet ettik, yemek yedik, bolca çay kahve içtik…akşam olunca da tüm Ankara’yı görebileceğim bir noktadan (Etlik) yağmur kederli kederli yağarken gece 21.30′da 20 dakika izledim ve fotoğraflarını çektim kimyasını bir türlü çözemediğim bu şehrin.

23.30′da Ankara Garında yine Fatih ekspresiyle hikayemin doğduğu şehre İstanbula dönmek için yola çıktım, tren biletimi gidiş dönüş aldığım için 45 liraya Ankara’ya gidip döndüm, neymiş; tren yolculuğu; güvenli, ucuz ve duyguluymuş.

Ankara’da yaşadığım yaklaşık 15 saati kısaca yazdım, herkese selamlar.

Gri Not: Kıyısından köşesinden denize bağlantısı olan şehirlerde ne kadar gezerseniz gezin denize ve dolayısı ile dünyaya bağlantısı olduğu için sanki şehir bitmezmiş gibi geliyor. Ama denizsiz şehirlerde üç yerde gezseniz şehri sokak sokak gezmişsiniz izlenimi veriyor, şehir bitti moduna giriyorsunuz, diye düşünüyorum…

Benzer yazılar

  • 24 Şubat 2010 -- Ankara’daydım (0)
    Volkan Konak'ın show tv'de yaptığı programı büyük keyifle izledikten, "feriğim" başta olmak üzere bir çok şarkıya eşlik ettikten sonra yolculuk için hazırlanmaya başladım. Ankara coğrafyasının Batı...
  • 30 Nisan 2010 -- Bursa’daydım (3)
    Bursa Osmangazi belediyesi ile yaptığım mailleşmeler ve yoğun telefon trafiğinin sonucunda, verilen randevuya icabet etmek için dün sabah Bursa'daydım. Sabah sekiz buçukta belediyedeki görüşmeden s...
  • 23 Ocak 2010 -- Eskişehir’deydim (3)
    Yaşım 37 olmasına rağmen hiç şehirler arası tren yolculuğu yapmamıştım, Eskişehir'deki Kanatlı Alışveriş Merkezi ile görüşmek için Eskişehir'e Haydarpaşa'dan hareket eden Eskişehir ekspresi ile gittim...