Bundan daha klasik bir başlık ve başlangıç olamaz diye düşündüm. Kimbilir belki de vardır. Bu konuda bile temkinli olmamın sebebi yeni başlıyor olmaktan başka bir şey değil. Farklı bir platformda, farklı bir mecrada, farklı bir güruh içerisinde ilk kez yazıyor olmanın getirdiği çekingenlik var üzerimde.
Tıpkı bir çocuğun ilk adım atmaya başladığında yaşadığı düşme korkusu gibi bir şey. Daha henüz düşmenin bile ne demek olduğunu bilmediği halde içgüdüsel bir korku yaşar ya bebecik. Biz yetişkinler de bazen böyle korkular ve tedirginlikler içerisinde bocalayabiliriz.
Aslında korkacak bir şey yoktur belki. Zahiren görünen bir risk, bir umacı değildir korku duyulan. Korkunun kendisidir korkuyu yaratan. Korkmaktan korkmaktır aslında yaşanan tedirginliğin özeti.
“Ya…….” diye başlanan cümleler kurulur hemencecik beyninizin görünen loblarında. “Ya başaramazsan!” yankılanır parmakların ta ucunda bile. “Ya yapamazsan!” diye kükrer dökülmeye bile mecali kalmamış saçların. “Ya beğenmezlerse!” diye sufle verir kendini beğenmiş tırnakların…
Esiri olmuşsundur dipten tırnağa her şeyin. Bedenine tutsak yaşadığın günlerin ceremesidir tedirginliklerin. Ruhuna ettiğin işkencelerin öcünü alır hayallerin. Ve rüyalarda unuttuğun benliğindir bağımsızlığını ilan eden…
Engel olamadığın düşüncelerin parçalar zihnindeki planları ve hesapları. Toz dumandan geçilmez olur beynin kıvrımları ve çamura belenir bilinçaltı yaratığın. Korkularınla yüzleşmeden göçüp gideceğini sanan dürtülerin yanılır.
Korkularından korkmadan yaşamayı öğrenmeyi gerektiğin belki binlerce defa öğütlenir de başına gelmeden yine öğrenemezsin. Bir musibet beklersin nasihatleri derdest edecek. Bir musibet ki seni senden alarak benliğine teslim edecek…
İşte böyle dostlar. Başlarken ne yazabilirim sancısı ile kıvranmaktansa özgür bıraktım parmaklarımı. Onlar klavyeler üzerinde gezindiler bilinçaltımın emirleriyle. Ahmet ne der, Ayşe ne düşünür derdini çekmektense parmaklarımın derdini çekeyim.
Hayal dünyamdan gözlerime ve oradan yüreğime yansıyanların izdüşümü olacak bu satırlar. Bazen ağlamaklı, bazen sevindirik. Belki sulu gözlü belki de şen şakrak. Ağlarken gülmeyi gülerken de ağlamayı da bilerek. Allah ne verdiyse kuluyla paylaşarak… Sevgi, hürmet ve muhabbetle…






Ekim 16th, 2010 on 12:21
Başladık
)
Ekim 13th, 2010 on 17:38
Hayırlı Olsun Murat Bey…
Ben MB’ciyim, buralara koşup gelmek beni çok yorar değerli dost, kürkçü dükkanında buluşmak üzere… Selamla… MS
Ekim 13th, 2010 on 19:02
Tabi kürkçü dükkanının yeri ayrı hocam
Ben cumaları burada olacağım (aksilik olmazsa). Gönlden gönüle de yol var nasıl olsa, gelip gidemesek de oradan heberler geliyor
Sevgi, hürmet ve muhabbetle
Ekim 13th, 2010 on 11:37
Murat Bey,hayırlı olsun. Bu köşenizde moraliniz hiç bozulmaz.Yorumlar mümkün olduğu kadar pozitif yazilıyor… Zaten çok pozitif ve değerli bir arkadaş olduğunuzu biliyorum. Size olumsuz cümle kurmayı kimse istemeyecektir.Bizi de unutmayın.
Ekim 13th, 2010 on 19:01
Sizleri unutmam elbette. Zaten eski yerimizde de devam edeceğiz. Cuma’dan cuma’ya buradayız(şimdilik). İlerleyen zaman neleri gösterir bilemiyoruz tabi… Olumsuzluk demeyelim de onlara bir anlık dalgınlık diyelim. Sevgi, hürmet ve muhabbetle
Ekim 13th, 2010 on 09:45
Önce hayırlı olsun. Sonra bakıyorum şu pencere furyası senide vurmuş. Öyle şeyler vardır ki, kullarla paylaşırsın ama öyle şeyler vardır ki kullarla paylaşırken edebinide takınman gerekir. EDEP mi? İnsanlara tepeden bakmadan. Hani derler ya, sende dokuz aylık bende neyin havası cakası… Sen anladın ne olduğunu:)
Ekim 13th, 2010 on 10:06
Yanlışınız var efendim, pencere furyasına çok evvelden başladım, bakınız şahsi web sitemdeki isim de aynıdır. Yeni değil yani, 2 yıllık bir geçmişi var
Öteki kısmını tam anlayamadım da şimdilik anlamış gibi yapayım, biraz düşüneyim. Sağolun
Ekim 4th, 2010 on 14:29
Murat bey aramıza hoş geldiniz.
Ekim 4th, 2010 on 15:42
Merhaba, hoşbulduk. Bu sıcak karşılama için teşekkür ederim.
Ekim 1st, 2010 on 21:19
Canım hayırlı olsun. Seni takip etmek, gündemi takip etmekten zor hale geldi
)
Ekim 2nd, 2010 on 00:12
Çok atraktif gördüm kendimi
Nereye kaçsam buluyorsunuz ama
E hadi hayırlısı
Ekim 1st, 2010 on 11:36
hojammm, çok sevindim burada olmanıza:)
Ekim 1st, 2010 on 17:06
Ben de sevinçli biraz da heyecanlıyım
Ekim 1st, 2010 on 00:17
Hoş geldiniz Murat Bey..
İyi ki parmaklarınızı özgür bırakmışsınız çok hoş bir başlangıç yazısı çıkmış ortaya.
Yüreğinize sağlık teşekkürler.
Ekim 1st, 2010 on 17:07
Ben de teşekkür ederim. Hoşbulduk. Farklı bir mecrada yeni bir başlangıç heyecanlandırdı biraz
Eylül 30th, 2010 on 23:21
Murat bey, “Başlarken” başlangıç için oldukça içten ve hoş bir yazı olmuş.. yazılarınızın devamını merakla bekliyoruz.. Hoşgeldiniz..
Ekim 1st, 2010 on 17:08
Hoşbulduk, bu sıcak karşılama için çok teşekkür ederim.
Eylül 30th, 2010 on 23:18
Aramıza hoşgeldiniz Murat Bey.
Ekim 1st, 2010 on 17:09
Hoşgördük, hoşbulduk. Çok teşekkür ederim.
Eylül 30th, 2010 on 23:14
Sevgili Murat; “Ahmet ne der, Ayşe ne düşünür” diye tasalanmadan yazacağın yeryüzünün en yakışıklı bloguna hoş geldin.
Ekim 1st, 2010 on 17:10
En yakışıklı blogda yüreği güzel, ruhu yakışıklı insanların içinde ummadığım kadar mutlu olacağımı düşünüyorum. Sıcak karşılama için çok teşekkür ederim.
Eylül 30th, 2010 on 22:50
Hoşgeldiniz Murat Bey…
Ekim 1st, 2010 on 17:15
Merhaba, hoşbulduk. Teşekkürler.