Yediğinizin içtiğinizin ayrı gitmediği bir arkadaş çevresi düşünün. Herkesin birbirini sevdiği, koruyup kolladığı, birinin sorununun hepsinin sorunu olduğu insanlar düşünün. Ne güzel bir arkadaşlıkları var diye parmakla gösterirsiniz değil mi?

O işler öyle olmuyormuş yeni yeni fark ediyorum bende. Arkadaşlarımın arası çatırdama başladı. Nazara falan gelme durumu yok, daha çok mevsimsel azma durumu var sanırım :)

Bir arkadaşım erkek arkadaşından ayrıldı. Henüz üç hafta falan olmuştur herhalde ayrılalı. Başka bir arkadaşımız ise kayıplarda. Ne zaman arasak sorsak hep işleri var. Kızı ne zaman arasak sürekli bir bahanelerde yok misafir geldi, yok teyzemgiller bizde,yok ateşte yemeğim var vs… Geçenlerde konuşuyoruz bir baktım değişik sorular geliyor hatundan. Ne gibi sorular derseniz; “ya Elifcim bişi dicektim sana bizim Selin ayrılalı ne kadar oldu? Tam olarak neden ayrıldı onlar? Bizim kız çok üzüldü mü çocuktan ayrılınca? Seviyo mu hala çocuğu? Arıyor muymuş çocuk bunu?” Ben bu sorular karşısında direkt anladım zaten. Burnuma pis kokular gelmeye başlayınca uzatmayı sevmem “Çocukla mı görüşüyorsun sen?” dedim. Çıkardığı hık mık seslerinden sonra “Ya iki kere görüştük işte. Bir şey yok zaten aramızda.” dedi. “E bi de olaydı canım ya. Nerede görüştünüz? Hatta soruyu değiştiriyorum neden görüştünüz?” “Ama üzerime gelme artık. Benden hoşlanıyormuş, etkilenmiş işte” dedi açtım ağzımı yumdum gözümü “Bunu Selin e nasıl yaparsın? Sen o çocuğun niyetini anlamayacak kadar gerizekalı mıydın ya? Anlamıyor musun Selin e inat yapıyor. Sen hala karşıma geçmiş beni kıskanıyor,seviyor diyebiliyorsun. Bu ne rahatlık böyle! Bunlar ayrılalı kaç hafta oldu da çocuk seni sevmeye fırsat buldu. Kafan yerinde mi senin?” “Tamam Elif sadece aklım karışık biraz. İçimde bir şeyler var ona karşı. Lütfen saygı duy aşağılama beni. Zaten bir şey yok aramızda. Sadece takılıyoruz. Söylediğime pişman ettin.” Hayal kırıklığına uğramış bir şekilde konuşmayı sonlandırdım. Selinin yanında sürekli “Canım bugün nasıl oldun daha iyi misin” diyen kızın çevirdiği numaralara bak. Biraz kafamı toplayıp Selin in yanına gittim. Yarın öbür gün başkasından duyup göreceğine benden bilsin istedim.

İçeriye girdiğim gibi Selin sarıldı bana. Gözleri dolu doluydu. “Neyi varmış benim tatlımın?” dediğimde “hiçbir şeyim yok. O yok ya, bende yok gibiyim. Nefes alamıyorum. Durup durup ağlıyorum. Of sıkıldım bu hallerimden Elif.” dedi. Kız öyle bir durumdaydı ki neyi nasıl söyleyeceğimi bilemedim. Onu öyle görünce alt üst oldum. Koltuğa oturttum, bir bardak su koydum önüne, bir iki tane de peçete getirdim yanına. O sırada Çiğdem aradı Selincim bugün nasılsın merak ettim seni diye. Ben gülmeye başladım. Telefonu kapattıktan sonra Selin yüzüme baktı o da gülmeye başladı “deli misin kızım sen ya, neye gülüyoruz biz şimdi?” dedi.

Şu Çiğdem nasıl da komik bir kişilik nasıl da hoş bir hatun değil mi dedim. “İyidir Çiğdem bak hep arıyor sağolsun” dedi. Ah ah salağız biz aptalız biz hatta safız biz dedim gülmeye devam ettim. Selin birden gülmeyi kesti “Neden öyleymişiz bakalım? Çok değer verip salya sümük ağladığım için mi salak, aptal, hatta saf oluyorum?” dedi. “Tatlım bu nasıl söylenir bilmiyorum. Hatta ben anlatırken yerin dibine geçiyorum ama insanoğlu işte kimisinin sütü bozuk oluyor. Senden tek bir şey rica ediyorum lütfen bir daha Çiğdeme herhangi bir şey anlatma.Nedenini sorarsan Çiğdem ile seninki görüşüyorlar. Pat diye söyledim farkındayım ama lafı evirip çevirmenin anlamı yok. Eminim ki ben aynı durumda olsam sende benim için aynı şeyi yapardın bana söylerdin. Şimdi hiç ağlamanı falan da istemiyorum. Senden bir tepki de beklemiyorum. Duy ama bilme. Kime nasıl davranacağına sen karar ver.” dedim.

Selin yine içten bir şekilde sarıldı. “iyi ki varsın” dedi. Üzüntüsü artık ayrıldıkları için değildi daha çok aptal yerine koyulduğuna üzülmeye başladı bu kez de. Ama daha çabuk atlatacak öyleye benziyor. Dün sokakta Çiğdem le karşılaşmışlar. Çiğdem Selin in bir şeyden haberi olup olmadığını bilmediğinden dolayı hemen sarılmış öpmüş. Selin ise son derece soğuk konuşmuş. Kısacası artık görüşmüyorlar. Bende mesafeliyim. Hayırdır sen neden mesafelisin sanane ki derseniz eğer.

Herkes hakettiği insanlarla görüşmeli derim. Yaptığı bu terbiyesizlikten sonra arkadaşlığımız ona iki beden büyük gelir. Duyacağı sözleri kaldıramaz bünyesi. Arkadaşlarım benim için çok önemli. Eğer bir insana değer verdiysem haklı olduğu bir konuda ya da haksızlığa uğradığı bir durumda sonuna kadar yanında olurum. Birisi benim değer verdiğim bir insanla dalga geçip,oynarsa bende gerekeni yaparım.

İnsanlar çok acımasız, çok içten pazarlıklı. Yüzünüze gülüp iki dakika sonra arkanızdan konuşabiliyorlar. Ve kadınlar inanılmaz tehlikeli. Erkekler ne yaparlarsa yapsınlar netice itibariyle verdikleri zarar sadece kendilerinedir. Ama kadınlar öyle değil. Yaptıkları herhangi bir kötülüğün neticesini herkese yaşatabilirler. Etrafımda böyle ucuz kadınları gördükçe midem bulanıyor. Ve gerçekten erkek milletinden değil kadın milletinden korkmak gerektiğini düşünüyorum. Tabi ki genele vurmuyorum bu durumu ama kadın milletinin çoğu daha bir sinsi geliyor bana. Sanırım bu durum kadınların birbirlerini çekememesinden kaynaklanıyor.

Siz hiç birbirini rakip olarak gören iki erkeğin savaşını gördünüz mü? Ben görmedim. Ama herhangi bir şey için savaşan çok kadın gördüm.

İlginizi çekebilir

  • 20 Eylül 2010 -- Sızı (4)
    Her okulda parmakla gösterilen popüler erkekler ve bir o kadar popüler olan güzel hatunlar vardır. Karşıdan bakıldığında insanlara karşı soğuk duruşları ve kendinden emin tavırları ile hemen fark edil...
  • 29 Temmuz 2011 -- Bilinçaltı serzenişleri 10 (0)
    Beynimi söküp yerinden, üstünde iyice bir tepinesim var. Düşünüp düşünüp işe yarar bir şeyler bulamadıktan sonra, düşünmek ne boka yarar. Her şeye bir adım yakın ama yine her şeye bin adım uzağım. Yaş...
  • 24 Nisan 2009 -- Çöpe attığım diyaloglar (3)
    Resim galerisi işlettiğim dönemlerden kalma diyaloglar; - Bu resmi bende yaparım (yanındaki hatuna hava basan tiplerdir genelde, al yap diyeceksin tutuyosun kendini) - Okuldayken resmim çok iyi...
  • 15 Kasım 2010 -- Yitik bir yazardan yokluğa dair (3)
    Her şeye rağmen sözünü dinletememiş bir çocuk edasıyla susuyorum Dilimi damağıma bağlayıp, dudaklarıma kilit vurdum ve susuyorum Ne söylenileni idrak ediyor Ne de söyleyene iştirak ediyorum Tepkis...
  • 02 Temmuz 2009 -- Çok hor kullanmışsın yüreğini (6)
    Çok hor kullanmışsın yüreğini. Karalamışsın yürek sayfalarını yaramaz çocuklar gibi. Kenarını köşesini koruyamamışsın hiç, yırtmış birileri. Sen de sahip çıkmamışsın, ''nasıl olsa yıprandı artık'' ...
  • 07 Eylül 2009 -- Bekleyecek bir şeyi olmamak korkunçluğu (1)
    Gene de bir iştir beklemek. Bekleyecek bir şeyi olmamaktır korkunç olan" demiş, Cesare Pavese. İşte şu sıralar yaptığım bu, umutla bekliyorum ama neyi umut ettiğimi ve neyi beklediğimi bilmeden bekliy...