Seni düşünüyorum. Seni bu gece her gece düşündüğümden daha çok düşünüyorum. Canım çok acıyor bu gece. Kalbimde bir sızı var. Geçti sandığım her şey karşımda. Hepsi dirilmiş gibi bir bir hesap soruyor bana. Kabuk bağlamış yaramın kabuğunu sıyırdı sanki birisi. Kanıyorum… Gözyaşımla karışık yaramdan ruhuma damlayan kanı durduramıyorum bu gece…
Neydi beni darmadığın eden? Birden aklıma gelen gözlerin mi? Hala ismimi taşıyan dudakların mı? Durmadan çınlayan kulaklarım mı? Seni ansızın soran arkadaşım mı? Yoksa bir zamanlar hayatımdaki doldurduğun boşluklarımın gidişinden sonra yeniden boş olduğunu fark etmem mi? Neydi beni sana bu kadar bağlayan? Neydi son veda sonrası beni yine sana döndüren? Şu bir gerçek ki ne yaparsam yapayım dönüp dolaşıp kendimi huzurlu hissettiğim tek yer yine senin beni sıkıca sardığın kolların…
Sen bilirsin beni. İçimi, dışımı, bir bakışımla sana ne demek istediğimi, bir sarılışımla seni ne kadar özlediğimi, sana kızdığımda aslında sadece beni haylazca öpmeni dilediğimi… Hepsini anlarsın sen…Bu yüzden sana hiç yalan söylemedim ve bu yüzden bana hiç yalan söylemedin. Biz başka türlü sevdik birbirimizi. En doğal halimize vuruldu hallerimiz. İlk önce bir ses, sonra birbirine karışan iki nefes olduk şu hayatta… Elimizden geldiğince yanyana olduk, huzursuzluktan uzak durduk. Ne şartta olursak olalım birbirimiz için var olmayı görev bilmedik, birbirimiz için var olmayı gerçekten kalbimizden istedik.
Ne tuhaf artık seni sevmek diye bir şey yok lugatımda ve beni sevmen diye bir şey söz konusu bile değil. Ne acı bir şeydir bu. Söylesene sen ve ben artık BİZ değil miyiz? Arada bir bu gerçeği bir tokat gibi çarpmam gerekiyor suratıma. Yoksa inanması zor ikimizin uydurduğu bu talihsiz oyuna…
” Diyorlar ki; küsme aşka, daha kimler gelecek kimler geçecek… Bilmiyorlar ki; en son giden herşeyimi götürdü… Bilmiyorlar ki; en son giden daha sonra gelecekleri bile götürdü…”






Eylül 19th, 2010 on 11:04
Elif hanım;
şiir tadında güzel bir anlatım..
Zamanında ne kadar doluysan eğer o kadar büyük bir boşluk oluyor.. hoyratça harcanan alışılmış zamanları mumla arıyorsun…
verdiklerinin bedelini ödemek değil kırılmışlığa serzeniş ..;aynısını bulacakmış gibi bir hayale kapılmak …hiç bir şey aynı olmayacaktır…ama hiç bir şeyde aynı olmadığı için; kötüde olmayacaktır…
bölünen dağılan her hücre tekrar yeniden canlanacaktır…
yeni bir doğuş gibi …
yeni bir çoşku gibi..
her bitiş.. yeni bir başlangıçtır..
Eylül 19th, 2010 on 16:26
ben hep buna şükür daha kötüsü de olabilirdi diye düşünüyorum. evet gidenin ardından yaşattıkları kadar bir boşluk oluşuyor hayatımızda.ama zaman içersinde o kişiye olan değer yargılarımız değiştikçe yeni bir doğuş içerisine girip belkide yeni bir başlangıcın rolünü alıyoruz hayatımıza.harika bir yorum yapmışsınız teşekkür ederim Murat Bey.
Eylül 19th, 2010 on 17:44
teşekkür ederim Elif hanım ;
Aynen ‘şükretmek’ anahtar kelime…dediğiniz gibi zaman içerisinde değer yargılarımız değişiyor..;
ona karşı içimizdeki öfkemiz bile kayboluyor…öfkenin bir duygu olduğunu düşünürsek… öfkeden kaybomuş rollerimiz …tekrar başlıyor … roller ve rollerini benimsemiş hayatlar…
sizin yorumunuz da harika Elif Hanım….
Eylül 19th, 2010 on 18:37
ne tuhaf bir zaman geliyor ki onu düşündüğünüzde kırılamıyorsunuz bile.hani artık dahası olamaz,daha kötüsü yaşanamaz diye düşünüyorsunuz.iyi kötü hiç bir şey hissedememek,nötr olmak
Eylül 19th, 2010 on 19:25
Elif hanım; birden aklıma bunun sonucu olarak sıcağı sıcağına affınıza sığınarak bunu demek geldi:))
zamanı gelince ;şişme sevgili gibi oluyor:))) birde bakmışsınız pattt diye .. patlıyorrr:)))
Eylül 19th, 2010 on 23:30