Feribotla Eskihisardan karşıya doğru geçiyoruz. Otobüsün kapıları açıldığı gibi kendimi dışarıya atıyorum. Yukarıya çıkıp feribotun dış kısmında oturuyoruz denize karşı. Deniz çok güzel pırıl pırıl. Hava deseniz mis gibi ne çok sıcak ne çok soğuk.

Yanımıza yunanlı bir teyze geliyor. Elinde kamerası. “Burasi İzmir?” diye sorup suratıma bakıyor. “Eskihisar” diyorum. “Tessekkür ederim” diyor. Rica ederim diyorum. “Riza ederim? Tesekküre riza mı deniyor” diye soruyor bu kez de. Gülümseyip evet diyorum. Sonra kamerasını bana çeviriyor. Bir süre beni çekmeye başlıyor. “Güzel kızsin sen” diyor. Sonra bana yunanca merhaba dedirtmeye çalışıyor. Ben iyice gülüyorum bu kez tekrar. Kardeşim “Ooo abla hadi iyisin kaptın iltifatı.” Bir süre taksim de kaldıkları otelden bahsediyor. Tur ile gelmişler bütün kızlar toplandık modunda Türkiye’yi geziyorlarmış.

Sonra “sehrazat, binbir gece nerede?” diyor. Yanımızda genç bir adam oturuyordu. Adamın cevap çok komik “şehrazat evlendi teyze evlendi, çoluk çocuğa karıştı, karşıda oturuyor” Sonra adam Mustafa Kemal Atatürk ü tanıyor musun diye soruyor. Yunanlı teyze ise gülümseyip elini alnına vuruyor ah çekiyor  “ah Musstaffe ah” diyor.  Genç adam “iyi tanımış Atatürkü tepkisinden belli.” diyor bütün feribotu güldürüyor.

Sonrasında çay içmek için feribotun iç kısmına giriş yapıyoruz. İçeriye girdiğim gibi nereye otursak diye bakınıyorum. Bir baktım kocaman gülümsemesiyle genç bir adam bana bakıyor. Arkadaşlarına ise devamlı bana bakarak bir şey anlatıyor. Kardeşimle çaylarımızı alıp uygun bir yere oturuyoruz. Çocuğun iyice göz hapsine girmiş bulunuyorum. Arkadaşlarına “etkilenmek böyle bir şey işte. çekim gücü kesin böyle bir şey. Bakmadan duramamak bu olsa gerek” diyor. Kafamı çeviriyorum. Arkasından çantamdan fotoğraf makinemi çıkartıyorum kardeşimi çekmek için. Ama o da ne fotoğrafı çektikten sonra bir bakıyorum bu genç adam ben fotoğrafı çekerken yine bana bakıyormuş meğerse. Kadrajıma yakalandı :)

Sonrasında aşağıya inmek için kalkıyoruz. Bu kez bütün arkadaşlarının bana baktığını hissediyorum. Hiç bir tepki vermeden aşağıya inip otobüsteki yerlemizi alıyoruz. Kardeşim “maşallah gözüyle yedi yani seni. O ne öyle ya amma baktılar sana” dedi.

Güzel ve ilginç bir feribot yolculuğundan sonra otobüsle gitmeye devam ediyoruz. Bursa terminaline vardığımızda acıktığımı hissedip açma almak için aşağıya iniyorum. Açıkçası hiçbir terminalde yaşamadığım şeyi yine Bursa terminalinde yaşıyorum. Bilet satmak için kendini parçalayan adamlara alışkınım da yanıma kadar gelip benimle yanyana yürüyüp nereye gideceğimi soranlara henüz alışamadım. Açma almak için Kafkas mağazasına giderken biri geliyor yanıma.”hanımefendi nereye gidiyorsunuz ben yardımcı olayım” diyor. Durup “Biletliyim” diye kısa bir cevap veriyorum. “Olsun şimdi nereye gidiyorsunuz ben yine de yardımcı olayım” diyor, gülümsüyor. Bu kez dayanamayıp tersliyorum “Ne biçim insanlarsınız siz. Biletimin olduğunu söylüyorum. Nereye gideceğimi gayet iyi biliyorum. Ne bu ısrar. Ben hiçbir terminalde görmediğim şu yaptığınız davranışları her seferinde Bursa Terminalinde yaşamak zorunda mıyım. Biraz kendinize çeki düzen verin ya!” diyorum. Adam peşimden gelmeyi bırakıyor bu kez bozulmuş bir şekilde.

Sinirlerim tepemde otobüse biniyorum. Balıkesir e vardığımızda içimden tek geçirebildiğim “evim evim güzel evim oluyor” Gerçekten de öyle nereye gidersek gidelim yine de insanın evi gibisi yok.

İlginizi çekebilir

  • 27 Mayıs 2011 -- Hayal (0)
    Hayallerin görkemine yenilmiştim. Başta kendisine aşık eden uzak ışıltılı güzel bir ihtimaldi. Yaklaştıkça ışıltısıyla kalbimde kelebekler uçurması gerekirken yüreğimdeki anlamını kaybetmişti. Uzak...
  • 26 Ocak 2009 -- Sahte melek (2)
    Derince çekilen sigaranın ucundaki külü,  sağ el işaret parmağı ile dokunup küllüğe bırakışını izledim, ben sana, sen yalnızlığa bakarken. O an işte o an kendimi kül gibi hissettim. Ne düşünülerek içi...
  • 11 Ekim 2010 -- Tükenirken doğmak (0)
    Yüreğimin kısıtlı zamanlarından sana sesleniyorum. Seni düşünüyorum birden aklıma ruhumu okşayan çocuk tarafların geliyor. Çok özlediğimi farkediyorum o an seni. Hınzır gülüşünü düşlüyorum sonra tuhaf...
  • 30 Nisan 2009 -- Hırsımızın esirimiyiz ? (0)
    Nasıl bir kişiliğe sahipsiniz? Küçük hırslarınız varmı yada sonu gelmeyen istekleriniz…Hırslı olmak normal dozda olduğu zaman, okul hayatında, iş hayatında genel anlamda işe yarıyor, bir şeyleri başar...
  • 24 Haziran 2011 -- Ce Ng(iz)aydıN “kısa kısa” bölüm 10 (0)
    1- Ve yağmur anlamsız bir ayrılıkla işbirliği yapınca, aşk çağrıldığı her buluşmaya artık sırılsıklam gelecekti… 2- Heveslendiğimiz yarınlar kafayı çekip sızmışken; an olup, yar olup yarıyorsun cüm...
  • 26 Mayıs 2010 -- Umut Balçık’ı Askere Yolladık (3)
    Dün gece mahallemizin çılgın çocuğu, çılgın Çamlıcalı Umut Balçık kardeşimi organize edilen eğlence sonrasında, Çamlıca tarihinin en şık şovlarıyla bezenmiş ve en kalabalık konvoyuyla askerliğini yapm...