Nasıl da çabuk geçti koskaca ramazan. Bayram geldi çattı. Evler daha bir özenle temizlendi, şekerlikler doldu, kolonyalar alındı, ikram için tatlılar yapıldı, kapıya gelen çoçuklar için çikolatalar alındı. Her şey hazır bir giyinip süslenip misafirleri beklemek kaldı.

Bayramlara aşık birisi değilim açıkçası. Kendime yakın hissetmediğim ve normal şartlarda hiç görüşmediğim uzaktan bile daha uzak olan akraba ziyaretleri beni biraz kasıyor. Beni her gördüklerinde “Ay sen ne olmuşsun serpilmişsin, evlenecek yaşa gelmiş Pervinciğim bu, tü tü tü maşallah yavrum. Ee artık sıran geldi evlendirelim seni” demeleri bir yana, annemin verdiği cevap diğer bir yana “öyle oldu teyzesi. Ee doğan büyüyor.” O sırada anneme imalı bir gülücük atıyorum ve İçimden beni bir türlü everemeyen teyzeye bakıp “of teyze kaç yaşına geldin her sene aynı geyik, her sene aynı şamata. Ben bıktım sen bıkmadın valla. Neyse cenaze törenlerinde de ben senin yanına gelip hadi bakalım bebeğim sıra sana geliyor diyeceğim”  O kısımda annem bana bakıyor ben anneme alttan alttan gülüyoruz keyfimiz yerinde :)

İşte ben tam da bu yüzden bayramları en sevdiklerimle geçirmeyi tercih ediyorum. Dayım, kuzenlerim, biricik sultanımız anneannem, teyzoşlarım onların eşleri ve tabiki kendi çekirdek ailem hep birarada oluyoruz bayramlarda. Bizim aile biraraya geldiği vakit sit com tadında bir şey oluşuyor bulunduğumuz ortamda. Her kafadan çatlak bir ses çıkıyor. Bayramın ilk günü evdekilerle bayramlaştıktan sonra anneanneme yapılan ziyaret bambaşka hiç utanmıyorum geldim 25 yaşına hala harçlık alıyorum ama sonra benden 1 yaş ve 4 yaş büyük kuzeniminde harçlık aldığını düşününce “hakkım o benim hakkım hakkım” diyorum :) Anneannem her zaman “işinizde olsa, evlensenizde siz benim yavrularımın yavrususunuz ondan ben hep size gönlümden geçtiğince, elimden geldiğince harçlık vereceğim adettir adet” der :) Ben böyle adete kurban olurum :)

Neyse lafı fazla uzatmayayım ramazan bayramınızı içten bir şekilde kutluyor; çok büyüklerimin ellerinden, orta yaş büyüklerimin yanaklarından, çocukları ise mümkünse yerde yuvarlanıp güreşmek suretiyle mıncırıyorum. Hepinize mutluluk ve huzurla geçireceğiniz bir bayram diliyorum.

About Elif Savaş

Elif Savaş has written 367 post in this blog.

İlginizi çekebilir

  • 18 Mart 2011 -- Galatasaray, Fenerbahçe’yi yenecek (8)
    Spor Toto Süper Lig 2010 - 2011 Sezonunda şampiyonluk iddiasını haftalar önce kaybeden, Türkiye kupası ve Avrupa liginden de elenmiş olan Galatasaray’ım tarihinin en kötü sezonlarından birini yaşıyor ...
  • 08 Şubat 2011 -- Yüzün (2)
    Sevgilim, ben bir şair değilim, satacak bir ceketim de yok, ama ak gerdanım üzerinde uyuman için kocaman bir boşluk var. Sonra kadın içtenliğiyle seven gözlerim ve çok iyi resim çizen ellerim var. ...
  • 16 Eylül 2010 -- Biterken başlayan (6)
    Siz hiç öldünüz mü? Ölüp de tekrar dirildiniz mi? Körün gördüğünü siz de gördünüz mü karanlık gecelerde? Dibe vurdun mu ey dost. Dibe vurdun mu hiç? Kader dahil herkez aldattı mı seni? Ben bir k...
  • 06 Ağustos 2010 -- Ayrılığın kadındaki sureti/ düşümde sen (0)
    Bir rüya gördüm, rüyamda aklıma düştün bende boş durmadım bol bol düşledim. Keşke dedim keşke; Sabah yine sen benden önce uyansan ve uyandığımda yine beni seyrediyor olsan. Uyku semesi sana gülümse...
  • 10 Haziran 2009 -- “Ekmek yoksa, pasta yesinler” sözü gerçekten söylendimi? (0)
    Marie Antoniette, açlıktan kıvranan yoksulların şikayetleri üzerine verdiği söylenen yanıtla ünlüdür: “Qu’ils mangent de la brioche.- Ekmek yoksa, pasta yesinler.“ Bu sözler neden ün kazandırdı ona? Ç...
  • 10 Nisan 2011 -- Anlam Kusmaları (0)
    ve/... Bazan; Sorarsın  alakası aptallara bile malum olmayan soruları kendi kendine / cevapsız anlamlar yüklü bohçaları sırtlarsın gece karamsarlığında /gidenler  mi suçludur hep / kalan mı/ yok...