Son zamanlarda okuduğum en sürükleyici romanlardan birini anlatmak istiyorum. Dan Brown’ın son romanı Kayıp Sembol. Kitap CIA, İncil, Masonlar, ABD ve semboller üzerinde geçiyor.

Ünlü bir sembolbilim profesörü olan Robert Langdon isimli bir adamın yüksek dereceli bir mason arkadaşı tarafından ABD başkenti Washington’a çağrıldıktan sonra yaşadığı olayları konu alıyor. Kitaptaki yerlerin gerçek oluşu çok daha etkileyici kılıyor. Bir solukta okudum resmen. Kitabın sonunda ciddi felsefik konuşmalar var ve kitabı bitirdikten sonra en az 1 haftanız bunun üzerine düşünmekle geçiyor, en azından benim öyle geçti ve bir aydınlanma hissediyorsunuz sanki.. Mutlaka okunmalı diyerek kütüphaneme ekledim, ve sizlere de tavsiye ediyorum.

Aslında bütün dinlerin, bütün öğretilerin aslında aynı şeyi anlattığını hatırladım tekrar. En önemli şeyin insanın zihni olduğunu, aslında yapmak istediğimiz şeyin zihnimizde olduğunu düşündüm. Çünkü insan bakış açısını değiştirirse gerçekten dünya değişmiş olur. ve aslında tarih boyunca insan hep tanrıyı aradı onun için büyük mabetler yaptı, halbuki asıl güç kendindeydi onu farkedemedi.. Çünkü akıl neredeyse Hazine oradadır.

“Tarih boyunca tüm bilimsel keşifler, tüm inançlarımızı altüst eden basit fikirlerle başladı. ‘Dünya’nın yuvarlak olduğu’ kadar basit bir ifade bile, çoğu insan okyanusların döküleceğine inandığı için imkansız görülerek alay edilmişti. Güneş’in evrenin merkezi olduğu düşüncesi kafirlik olarak adlandırılmıştı. Küçük zihinler daima anlayamadıklarına saldırmışlardır. Yaratanlar da var tahrip edenler de. Bu dinamik her zaman vardı. Ama sonunda yaratanlar inananları bulur ve inananların miktarı önemli bir sayıya ulaşır ve Dünya bir anda yuvarlaklaşır veya Güneş evrenin merkezi haline gelir. Algı değişir ve gerçeklik doğar.” ~ Kayıp Sembol

İlginizi çekebilir

  • 26 Kasım 2010 -- Kapım her çalmadığında gelmeyen sen oluyorsun (11)
    kapım her çalmadığında gelmeyen sen oluyorsun, içeri buyur etmeden yalnızlığım giriyor bedenime... kovuyorum! ben ve bekleyişim bu gelmeyişten mutluyuz. mutlu iki uyuzuz... pasifloralı saflıkla...
  • 27 Mayıs 2011 -- Dört Eş’le Yaşam… (0)
    Sibel Üresin ismi gündemi  meşgul ediyor;  malum açıklamaları yüzünden. Çok eşliliğin dinimizde olduğunu söyleyen Üresin, bunun yasal olmasının gerektiğini ve dayanaklarını kendince açıkladı .Toplumda...
  • 29 Aralık 2010 -- Yaprak Dökümü (1)
    Bugün akşam 5 yıldır devam eden ,Reşat Nuri Gültekin’in ölümsüz eserinden yola çıkılarak yazılan ve oynanan Yaprak  Dökümü dizisinin son bölümü yayımlanacak.. Çok izlenince bu sene artık bana göre ...
  • 17 Haziran 2010 -- Parmak izimi saçlarının kokusundan tanırlar (10)
    yapma kadın, dokunma, öpme, korkarım... korkarım ki yine sevişeceğiz. lütfen sorgula! lütfen düşün! bedenimi bedeninin yanında bulurlar, parmak izimi saçlarının kokusundan tanırlar, anlarlar ...
  • 25 Ekim 2010 -- Gitmek vakti (1)
    Kaybolacağını bile bile sorgusuz sualsiz Nereye gittiğini bilmeden, ardına bakmadan Parantez içine almadan hayatını… Keşkelerini de atıp bir kenara Kendini bulmak ümidiyle gitmek gerekir… Ama ö...
  • 11 Ocak 2009 -- Sessiz vedalar (0)
    Bu şarkının her saniyesi, dinledikçe içine çeken insanı Kocaman bir girdap gibi yuttu yutacak benliğimi Tıpkı yokluğun gibi... Neden sevilir veda şarkıları bu kadar? Çünkü herkes bir veda yaşar, ...