Gunther Von Hagens in Orjinal Vücut Dünyası Sergisine gitmek için kahvaltımızı edip apar topar evden çıkıyoruz. Baya bir yol gittikten sonra Karaköy e varıyoruz. Daha içeriye girmeden çocuklar gibi heyecanlanıyorum. Kuzenim hala mızıklıyor “bakalım gittiğimize değecek mi” diye. Kapıdan içeriye girdiğim gibi aldığım biletleri onlaylatıyorum. Görevli fotoğraf çekmenin kesinlikle yasak olduğunu hatırlattıktan sonra içeriye giriş yapıyoruz.
Kapıdan içeriye girdiğiniz gibi duvarlarda sağlığımızla ilgili yazılar ve resimler bizi karşılıyor. İçerisi ne çok soğuk ne de çok sıcak. Bizi ilk önce ceninler karşılıyor. Bir aylıktan dokuz aya kadar sıralanmış bebekler. Gözlerinize inanamıyorsunuz. Hepsi birer mucize gibi. Sonrasında cam bir bölmenin içinde haftalık bebekler dikkatinizi çekiyor. Birden aklıma kürtaj yaptıran anne adayları geliyor. 6 haftalık tırnak ucum kadar bir bebek görüyorum.
Evet yanlış duymadınız 6 haftalık belirgin bir şekilde şeklini almış bir bebek. Hele ki 7 haftalık bebeğin parmaklarına kadar görebiliyorsunuz. Birden irkiliyorum insanlar nasıl bebeklerini aldırabiliyorlar diye. Tırnak ucu kadar da olsa o anne karnına tutunmuş, Allah ona şeklini vermiş bir kere. Sonrasında rahim içerisinde bir bebek görüyorum o kadar güzeldi ki tekrar tekrar bakıyorum.
Sonrasında bir bölmeden daha geçiyoruz bu kez cam bölmelerin içinde organları görüyorum sağlıklı organlarla sağlıksız organlar. Kanserli hücrelerle kansersiz hücreler, Tümörlü beyinlerle, tümörsüz beyinler, sigara içen bir bağışçının akciğeri ile sigara içmeyen bir bağışçının akciğeri. İnanılmaz fark ediyor. O sigara içmiş olan akciğeri görmelisiniz o kocaman sergide tek midemi kaldıran o akciğerdi diyebilirim. Simsiyah ve aşırı pis gözüküyordu.
İlerlemeye devam ettik, sonunda bağışcıların bulunduğu kısma geldik. İçeride saymadım ama herhalde elliyi aşkın bağışçı bulunuyordu. Onların ölmeden önce Dr Gunther dan istedikleri pozisyonlarda duruyorlarmış. Çok fazla kadın bağışçı yoktu. Ama şunu söyleyebilirim kadın vücudu derisi soyulmuş bir şekildeyken bile çok estetik duruyordu. Diz çökmüş bir kadın ellerini öne doğru uzatmış ve ellerinin ucunda sadece sinirleri bırakılmış iki tane kuş. O kadar estetik duruyordu ki büyülenmemek elde değildi.
En çok dikkatimi çeken başka bir bağışçı ise bir erkekti. Ayakta duruyordu, bir elinde soyulmuş derisi vardı. Bütün bedenini saran deri parçasını elinde taşıyordu. Bütün organları, sinir sistemi gözle görülebiliyordu.
Bir basketbolcu vardı. Vücudu diğer bağışçılardan farklı olarak kendini orada hemen belli ediyordu. Hem aşırı kaslı hem de oldukça iriydi. Tam karşısından baktığınızda onun o masmavi gözleriyle gözgöze geliyordunuz.
İçeride kocaman bir at ve onun üzerine binmiş bir bağışçı vardı. Bağışçının bir elinde o kocaman atın küçücük beyni diğer elinde ise kendi beyni vardı.
Minik bir tavşan, bir horoz ve kuşlar vardı. Bunların ise sadece sinir hüceleri bırakılmıştı.
Biraz daha ilerlediğinizde gözlerinize inanamazsınız kocaman bir zürafa sizi karşılıyor. Bak bak bitiremiyorsunuz zürafayı. Bir kalbi var ki üç insan kafasına bedel. Etrafında cam yok. İnsanda dokunma isteği uyandırıyor. Tabi dokunmuyoruz o ayrı mesele.
Daha sonra video odasına geçip bağışları nasıl bu hale getirdiklerini anlatan yaklaşık 5 dk süren bir video izliyorsunuz. Dışarıya çıktığınızda bu serginin hayatınız için çok büyük bir anlam taşıdığının farkına varıyorsunuz. İnanılmaz derecede güzel bir deneyim yaşadım ve gerçekten de buradan hepinize tavsiye ediyorum. Ölülerin canlılara ders verdiği büyülü bir yer burası mutlaka gidip görülmeli.



Eylül 2nd, 2010 on 01:35
Serginin ilgi çekici olduğu konusunda Cengiz Bey’e katılıyorum.Fakat beni asıl etkileyen Elif Hanım’ın anlatımıdır.Sanırım ben gördüklerimden aşırı etkilenmemin sonucu tek satır yazamazdım.Teşekkürler Elif Hanım.Her bir satırda sergiyi gördüm,hatta ordaydım adeta…
Eylül 2nd, 2010 on 01:48
rica ederim Sinan Bey ama siz yine de mutlaka gidip görün vakit bulabiliseniz bu sergiyi.Ben anca yüzde onunu anlatabilmişimdir bu serginin.
Eylül 1st, 2010 on 16:23
Sergi ciddi anlamda nefes kesiciymiş, çok etkilendim. Anlatımda güzeldi teşekkürler Elif hanım.
Eylül 1st, 2010 on 16:26
rica ederim editörüm.mutlaka görülmeli diyorum bir kez daha