Oynatmaya az kaldı Doktorum Nerde? İşverenler yüzünden Çıldıracağım…
Yaklaşık 4 ay süren iş arama sürecim ve bu süre içinde denediğim gir çık faaliyetlerinden sonra nihayet iş bulabildim. Buldum bulmasına fakat ülkenin Türkiye, söz hakkının ise işverenin olduğunu unutmuşum bu süreç içerisinde…
Ama bir saniye…Öncelikle kısaca kendimi tanıtma arzusu kapladı içimi fazla detaya inmeden. Efendim bendeniz bir meslek Lisesi mezunu, Üniversiteyi eğitim sisteminin çarpıklığından (kızlar…, kumar masası, delikanlı tribi, kuş gribi vs’ninde etkisi var bir perçem) yarıda bırakmış, yılların Anadolu üniversitesi İşletme bölümü öğrencisi, Elektrik elektronik mesleğine gönül vermiş bir bireyim.
Kendi mesleğimi icra edememiş olmanın verdiği bir sıkıntı var uzun yıllardır. Rabbim biraz akıl, biraz fikir, bolca özgüven, delice bir potansiyel de bağışlamış üstelik…ülkemizde ki her 10 kişiden 9 unda olan bir hastalık tebelleş olmuş başımıza işte. Mesleğin dışı her işi yapabilme fakat kendi dalında, kafanın bastığı, içini kıpırdatan ve kafanı açacak işi yapamama hastalığıdır. Hastalık dediysek içten gelen değil, dış etkenlerden kaynaklı bir problem bu..
Velhasıl…Dedim ya iş buldum bulmasına diye.Yanlış politikalar, işverene sınırsız yetki verilmesi, işçi ve emekçi kesimin kaale alınmaması vesair nedenlerden ötürü, eğitim sistemimizde olduğu gibi iş hayatı sistemimizde harap bitap durumda, tüm tersaneleri zaptedilmiş, tüm kaleleri yıkılmış bir hal almış bulunmaktadır.
Haftanın 6 gününden az çalışanların, 08:30 – 17:30 saatleri arasında mesai yapan, artı olarak bu saatler dışında kaldığın her saatin karşılığını alan insanların ve maaşı 4 haneli rakamları bulan emekçilerin şanslı zümreden sayıldığı bir iş hayatımız oldu sonunda.
Bir baktım ki haftanın 6 günü, en az haftada 70 saat, sosyal hayatsız, gazete, dergi, kitap okuyamaz, ailemle sofraya oturup iki kelam edemez buldum kendimi. Sanılmasın işimden memnun değilim, adam sende hadi oradan, iş bulmuşsun daha ne istersin demeyin şimdi…Soruyorum size; İnsan ne için çalışır? Hayatını idame ettirebilmek, ailesiyle refah içinde yaşamak, sosyal bir birey olarak toplumda yerini almak için değil mi? Peki sizce eksik olan nedir? Tanrıya şükürler olsun ki bunlar dışında bir eksiğimiz yok şimdilik…
Ve iki dip not;
Ve 1) Burada iş, işveren ve herhangi bir şey değil, tüm düzen hakkında bir eleştiri yapmaktayım. Cımbızla laf seçip aleyhimde kullanma teşebbüsünde bulunacak tayfaya ithafen…
Ve 2) Cengiz abi 3 aydır modem konusunu halledemememizin sebebi buydu abi beni affet…
Tüm Baygri Ailesine ve Sayın Cengiz Aydın’a Saygılarımla






Eylül 4th, 2010 on 00:51
Ez çalışanı, yıprat, egonu da tatmin et arada , posası çıkıncaya kadar çalıştır, sesini mi çıkardı, hakkını mı aradı, koy kapıya devrindeyiz artık Elif Hanım… İşverende ayıktı tabii artık mevzuyu.Nasılsa sistemimiz buna izin veriyor, nasılsa devletimiz çalışanını, işçisini korumayıp oa vergiyi veren işletmeciyi kolluyor.Adam haklı Beyler! derdi eskiden bir vatandaş..Üstelik bütün bu olan bitene, sizinde anlattığınız cehennemimsi bir havası olan mülakatlardan, enteresan sorulardan geçip öyle dalıyoruz
Ey benim güzel ülkemin çarpık işleyişinin mağduru güzel toplumum.Seviyorum be hepinizi
Çorabı kaçmış bir hanımefendi gibi endişeliyim iş pazarımızın gidişatından…
Bu arada söylemeden edemeyeceğim,neden siz sorusuna karşılık vermek istediğiniz “bebeğim çünkü ben harikayım müthişim benden iyisini bulamazsın” cümlesini bir mülakatta kullanma üzere şahsınızdan izin istiyorum
Hürmetler ilginç ülkemin güzel işçileri ve güzel! işverenleri…
Eylül 4th, 2010 on 01:24
ne zaman isterseniz kullanın sinan bey izne gerek yok
bugün bu soruya şöyle bir cevap verdim.”neden siz diye bir şey yok.bu işe başlama sürecim aşamalı olacaktır.yani kaliteli şirketlerde en azından işler bu şekilde yürüyor sizin de bildiğiniz üzere.bir oryantasyon sürecinden geçeceğimi sanıyorum.bu süreç içerisinde siz benim verimliliğimi, bende sizin verimliliğinizi göreceğim ve değerlendireceğim.evet ben sizin işinize başvurdum demek istediğim sizin beni seçtiğiniz kadar bende sizi seçtim.bu yüzden siz beni denersiniz bende sizi.hayırlısı ise yola devam ederiz hayırlısı değil ise başka yollarda yolumuza devam ederiz” Kadın bana sinir oldu
Eylül 3rd, 2010 on 23:57
bu işverenlerin çoğunda bir baston yuttum havası, bir kasılmalar. Zaten mülakat soruları belli “neden sayın savaş neden sizi seçelim?” “bebeğim çünkü ben harikayım müthişim benden iyisini bulamazsın” diyesim geliyor. off o kadar sıkıldım ki bu klişe mülakat sorularından, işverenlerin tek kaşlarını kaldırıp kendilerinde buldukları o sınırsız soru sorma hakkını sonuna kadar zevkle ve bir şeylerin acısını,ezikliğini çıkartırcasına kullanmalarından.Mülakatlar konusunda son derece kaşarlanmış bir birey olarak bütün söylediklerinize sonuna kadar katılıyorum Sinan Bey.hatta bugün bir mülakatım vardı.İnsan kaynakları müdürünü turşuya çevirdim ohh canıma değsin.sinir oldu bana.arkasından şirketin sahibi ile görüştüm onunla ise tam tersi çok iyi anlaştık.bakalım sonuç ne olacak
müthiş bir yazı olmuş yüreğinize sağlık
Eylül 3rd, 2010 on 23:40
Sinan Türkiye’de iş veren olmak ne kadar zorsa bu zorluğu 10′la çarp çıkan sonuç çalışanların zorluğunun ancak 10′da biridir. Yani Türkiye’de çalışansan sen bir modern zamanlar kölesisin…
Bu ülekede sevdiği işi yapıp para kazanalar mutlu bir rüyanın en heyecanlı yerindeler. Bu ülkede hem işveren hem çalışan olarak mesai yapmış biri olarak sana tavsiyem içinden bolca küfür et ve haftada tek kolon sayısal oyna
tanrı seni pazartesi sendromu dahil tüm işsel kötülüklerden korusun,
amen