Dünya basketbol şampiyonasının son gününde 167 ülkeye canlı yayınlanan ödül töreni sırasında resmen rezil olduk. Niye? Çünkü podyuma ödülleri vermek için Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve Başbakanı çıkınca yuhalandılar.
Ülkemizdeki basketbol seyirci popülâsyonuna baktığımızda daha elit bir kesimin olduğunu görürüz. O nedenle yapılan bu protestoya şaşırmamak lazım. Çünkü bu iktidar ağzıyla kuş tutsa onlara yaranamıyor. Birde aynı saatlerde referandum sonuçları açıklanmaz mı? Hoşlarına gitmeyecek bir şekilde! Dolayısıyla fırsat bu fırsat kaçırmayalım dediler herhalde!
Aslında ödül töreninde bırakın devlet erkânını protesto etmeyi spor adına maçlara gelmelerine sevinmeleri gerekirdi. Çünkü ülkenin Cumhurbaşkanı da, Başbakanı da hatta bakanları bile yoğun programlarına rağmen spora hiç uzak değiller, ilgililer ve hep iç içeler. Bundan bir sporsever olarak gurur duymaları gerekir. Ama onlar için bunun ve bazı değerlerin önemi yoktur. Üstelik Dünya ülkelerinin çoğuna canlı yayın yapılıyormuş, rezil olurmuşuz falan. Onlar için varsa yoksa kendi istediklerini yapan ve kendi görüşleri doğrultusunda oluşmuş bir hükümet ülkeyi yönetsin. Niye? Çünkü onlara gerektiğinde akıl versinler. Müdahale etsinler. İstediklerini yaptırabilsinler diye. Onlar Demokrasiye de pek aldırmazlar. Onunla işleri güçleri olmaz. Zaten “bizim oylarımız daha değerlidir, diğerleriyle aynı olamaz, bizim haricimizdekiler bidon kafalıdır, göbeklerini kaşırlar” siz hangi demokrasiden bahsediyorsunuz diye de çekinmeden itirafta da bulunmamışlarmıydı. Bu nedenle onlar için demokrasi falan hak getire.
Onlar Türkiye gerçeklerini de fazla bilmezler. Veya bilirler de işlerine gelmez. Bağdat caddesinde, Etiler de, Bebekte otururlar. Türkiye’nin her yerini öyle sanırlar. Esenlere, Avcılara gidince doğuya gittik, başı kapalı birini görünce öcü gördük sanırlar. Demokrat gibi görünürler ama değildirler. İşlerine gelmediği zaman “ ordu göreve” diyebilirler. Eğer ki darbe yapmış bir Başbakan veya Cumhurbaşkanı o ödülleri vermiş olsaydı elleri patlayana kadar alkış da tutabilirlerdi. Bunda da hiç bir mahsur görmezlerdi.
Oysaki uzun süredir her şeye rağmen istikrarlı bir hükümet var. Bankalar batmıyor, döviz artmıyor, devalüasyon olmuyor, borsa coşuyor ve yine onlar kazanıyor. O protestoların ertesi günü borsada paralarına para katıyorlar. Ama nafile. Nafile. Olsun! Nasıl olsa alışıldı artık. Bunlar olacak ki gerçek yüzleri ortaya çıksın.
Sonuçta” it ürür kervan yürür” fazla aldırmayıp ileriye bakmak lazım. Gerçekleri görmek isteyen zaten görüyor.






Eylül 16th, 2010 on 13:19
Görüşlerini yorum olarak yazan arkadaşlara teşekkür ediyorum. Tabii ki herkesin farklı da olsa bir görüşü olmalı. Bu çok normal. Ayrıca her türlü görüşe de saygı duyulmalı. Yalnız hadler aşılmamalı. Sanırım ki had aşıldığı için herkes protestoyu şık bulmadı.
Diğer teferruatlarda bazı arkadaşlarla aynı kanıda değilim. Ben aslında olabildiğince her şeye objektif bakmaya çalışıyorum. Taraf olmadan. Bu yanlış anlaşılmasın. Değerlendirmemi geçmişe ve şimdiki duruma bakıp yapıyorum. Artılar ve eksileri karşılaştırıyorum. Olmadı eksiler fazla ise olası alternatifleri gözden geçiriyorum. Onların misyonları, vizyonları, liderlik özellikleri, sevdaları var mı yok mu ona bakıyorum. Bu şekilde bir görüş,duruş oluşturmaya çalışıyorum.
Cheetos hanım: Güçlü muhalefet daha çok güçsüz, sorunları çözmeyen, iş hizmet üretemeyen iktidarlardan çıkar.
Eylül 16th, 2010 on 19:04
Selami bey, muhalefet nasıl çıkarı tartışmıyoruz ki.. var olan muhalefetin kötü olduğundan yakınıyoruz sadece..
“Muhalefet olmak, hükümetin yaptığı icraatların, ülkenin faydasına ise hükümetin yanında olduğunu hissettirebilmek, kötü icraatlerde de yaptığı icraatın kötü olduğunu ve sorunun kimde olduğundan çok çözüm üretmek amaçlı eleştiriler yapmaktır”
Bu durumun şuanki ana muhalefet partisine hiiiççç uymadığını söylüyoruz.. bu konuda sizinlede hemfikiriz sanırım..
aslında vatandaşı düşünen yok! herkes getirmenin götürmenin derdinde! benim kesin görüşüm budur
)
Eylül 15th, 2010 on 19:26
Selami bey size katılıyorum sözleriniz çok doğru,akılları sıra cumhurbaşkanı ve hükümeti protesto ettiler ama kendilerini o kadar şartlamışlar ki anlamıyorlar kendi ülkelerini bütün dünyanın gözü önünde küçük düşürdüler..yazık diyorum demek ki elit olmak demek düşünebilmek farkında olabilmek anlamına gelmiyormuş ne kadar kötü olursa olsun o salon o protestonun yeri değildi.farkında olarak izleyen yabancı vatandaşlar elit kesim böyle isee vah vah Türkiyenin haline diye de düşünmüştürler bence.yüreğinize sağlık teşekkür ediyorum.
Eylül 15th, 2010 on 15:45
evet protestonun yeri ne yazıkki orası değildi.. millet olarak sapla samanı ne zaman ayıracağız merak ediyorum…
ama yazdıklarınızın bir kısmına bende katılamıyorum.. referandumla ilgili yazınıza da aynı yorumu yapmıştım.. ne yazık ki insanlar neye evet-hayır dediklerini bilmeden oy kullandılar.. ben ilçe ilçe yada bidon kafalılar, göbeklerini kaşırlar diyerek kimseyi aşağılamam.. sadece bilinçsizce oy kullanıldı diyebilirim…
Sayın Başbakanımızın 12 dev adama verdiği 28 trilyondan bahsetmedim bile! reklammış.. millisin sen milli.. ülkeni tanıtacaksın tabi.. bu arada kendinide tabi..
saygılar..
Eylül 15th, 2010 on 19:14
sevgili Cheetos bir şeyi merak ediyorum evet millet neye evet neye hayır dediğini bilmeden oy kullandı dediniz peki başbakan ve partilileri neden evet diyeceksiniz diye millete anlatırken muhalefet neden hayır diyeceksiniz diye millete bir açıklama yaptımı adam akıllı bir kampanya yaptımı hayır onlar ağız dalaşıyla gün geçirdi referandumda hayır çıktı böyle olacağı belliydi kimse kalkıp halkı suçlamasın…reklamı iyi yapılan her iş başarıyla sonuçlanır bu bir gerçektir hayır denmesinin en büyük sebebi beceriksiz muhalefettir çünkü onlar muhalefeti ağız dalaşı yapmak hakaret etmek zannediyor.suçlu kendileridir hükümetin ekmeğine yağ sürdüler şimdi eğer biraz akılları varsa oturup düşünsünler diyeceğim ama o akıl onlarda olsaydı hükümetin başında kendileri olurdu..yazık çok acı ki bu ülke gerçekten muhalefet yapan insanlar göremeyecek bu gidişle.
Eylül 15th, 2010 on 22:43
sevgili Ebru, birincisi “referandumda hayır çıktı böyle olacağı belliydi kimse kalkıp halkı suçlamasın” demişsiniz referandumdan hayır mı çıktı? ben evet çıktı diye biliyorum
ikincisi anayasa değişikliği gibi böyle önemli bir konuda işimiz reklamlara kalmışsa yanmışız.. reklama göre oy vermek ne kadar doğru.. ne başbakanın evet, ne de muhalefetin hayır demem için beni ikna etmesine gerek yok! oylanacak maddeler ortada.. açarım, okurum, kararımı veririm..
üçüncüsü kimseyi suçladığım yok.. fikrimi belirttim sadece.. evet çıktı ama hayırda çıksaydı inanın aynı yorumu yine yapardım.. yani hayır çıkmadı diye bu yorumu yapıyor değilim… sevgiler..
Eylül 16th, 2010 on 21:36
reklam derken ben akp nin dağıttığı neden evet kitapçıklarından bahsediyorum…haklısınız açıp okuruz olur biter herkes okur ama herkes anlayamaz benim demek istediğim buydu neden hayır bu maddeler ne anlama geliyor bunu anlayamayacak insanlara açıklayıcı bir materyal olmadığı için insanlar neye evet dediğini yada neden hayır diyeceğini bilemedi..
Eylül 16th, 2010 on 23:17
rica ederim sevgili Ebru.. özüre hiç gerek yoktu.. insanlık hali olur böyle şeyler, ne kadar kontrol edersek edelim gözümüzden kaçabiliyor bazen, sağlık olsun
)
Eylül 16th, 2010 on 01:39
size katıldığım tek nokta, iktidar partisinin karşına güçlü bir muhalefetin çıkmaması. dediğiniz gibi bu ülke gerçekten muhalefet yapan insanlar göremeyecek bu gidişle..
Eylül 15th, 2010 on 14:53
Selami bey yazınızda “ödül töreninde yapılan protesto”nun yersizliğine şık olmayışına katılıyorum.
Ama iktidar olmanın bütün nimetlerinden sınırsız şekilde yararlanan ve düşüncedaşlarına da yararlandırtan, çocuklara hediye ettirdiği her oyuncağın bile TV’lerde görünmesinden kazanacağı sempatinin denklemleri içinde olan, demokrasi bizim için amaç değildir araçtır diyen (almanyadaki bir konuşmasının videosunda), ananıda al git, kelle, iflas edenler, kredi kartı borcundan dolayı zor durumda kalanlar “iş” bilmezdir” diyebilen, ülkede hücre hücre kadrolaşıp bir saltanatın tek adamlığının yolunu yapan, hukukun dokunulmazlığının tek umut olduğu ülkede hukukuda el atıp onada dokunan başbakan ve iktidar için yazdıklarınıza katılmıyorum.