Kendimi iyi hissetmek için harika bir işe, harcayamacağım kadar bol paraya, son model bir arabaya(olsa hayır demem o ayrı konu) ya da kaslı, geniş omuzlu bir erkeğe ihtiyaç duymadım hiç. Hep Allah ın bana verdiklerine şükrettim. Ben şükrettikçe hep daha güzellerini, daha iyilerini tanıdım insanların.

Ama bazen seçme şansımızın olmadığı insanlar girer hayatımıza. Bu da ailemize bizden sonra gelen bireylerdir. Size biraz kardeşimden bahsetmek istiyorum. Tamam doğduğu zaman onu hiç istemedim. Çok kıskandım, orta yerimden çatladım. Hastanede annemin suratına bakmadım. Hatta annem taburcu olup eve geldiğinde kıskançlığımın dozunu daha da arttırıp aileme “hadi yeter artık nereden aldıysanız oraya götürün verin bunu” demişliğim bile var. Ama insanın yaşı ilerledikçe bir kardeşinin olması kadar güzel bir şey yokmuş onu anlıyor bünyemiz.

Bazen ona baktığımda sanki o abi, ben ise yaramaz küçük kız kardeşi gibi geliyor bana. Hayatımda çok erkek tanımadım ama kardeşim kadar yaşının üzerinde davranan bir erkek de görmedim açıkçası. Her şeyi o kadar büyük olgunlukla karşılayabilecek güçlü bir yapısı var ki ona hayran olmamak elde değil. En çok insanları sevmesini seviyorum onun. Birisini sevdiği zaman öyle bir seviyor ki, öyle bir hissediyor ki kendini sanki onun için yaratılmış gibi hissediyor ve bunu karşısındaki insana olabildiğince hissettiriyor. Bazen dalga geçiyorum “Bak bebeğim açık konuaşacağım; bulsam senin gibi birisini alırım çikolatamı, çiçeğimi gider isterim ailesinden. Vermezlerse de kaçırırım yapacak bir şey yok” diye. Hemen laf yetiştirir tabi bana “of abla delisin sen :) ” diye.

Küçükken birbirimizi yediğimiz kardeşimle şimdi bakıyorum da dert ortağı olmuşuz. İşte bu yüzden benim kendimi iyi hissetmek için hayatımda çok büyük lükslere sahip olmama gerek yok. Çünkü benim mükemmel bir ailem ve mükemmel ötesi bir kardeşim var. Laf aramızda sosyal mesaj da vereyim buradan ona “Çok seviyorum ulen seni kereta” :)

İlginizi çekebilir

  • 24 Ağustos 2011 -- Yapamıyorum (0)
    nereye dönüp baksam hep seni görüyorum ne zaman yağmur yağsa sesini dinliyorum her rüzgar estiğinde kokunu soluyorum unutmak istiyorum ama yapamıyorum keşke yağmasa yağmur duymasam hiç se...
  • 07 Mayıs 2009 -- İlahi Polat Alemdar (1)
    Polat Alemdar, Halo Dayı'nın tabancasından, şakacıktan sağ omzuna kurşunu yiyor, olay şaka ama kurşun ciddi neyse hastaneye kaldırılıyor..herkes onu ameliyatta sanıyor, lakin o doktorla konuşuyor; ...
  • 02 Aralık 2011 -- Şiir üzerine konuşmalar (0)
    Basit cümlelerle kendine has duygular yakalamayı seviyorum. Bu benim için imkansızı zorlamak gibi bir şeyi temsil ediyor. İmkansızları seviyorum. Anlaşılamıyoruz. Her ne kadar basite indirgesek bil...
  • 07 Ekim 2009 -- Sessizliğin kahkahası (0)
    Şimdi gece, şimdi sessizlik, şimdi tuhaf bir hüzün ile huzur elele tutuşmuş hallerde bende. Sessizliğin, hüzünlü tarafını, huzurlu tarafını seviyorum da, bir de kahkahalı tarafı var ki, oldum olası...
  • 20 Aralık 2010 -- Bu sondu (6)
    Eve yeni gelmiştim. Moralim sıfırın altında, sinirlerim son derece laçka, kendime yabancı hallerdeydim. Sanki birisi aldığım nefesi haram ediyor gibiydi bana. Dokunsalar ağlayacak bir durumdaydım, sak...
  • 13 Temmuz 2009 -- Merak etme adabı (2)
    Merak ettirmeyi bilmediğimden, adabıyla merak etmeyi de beceremiyorum ben. İki elim kanda olsa, merak ettiremiyorum kimseyi. Ne yapıyor ediyorum, bir şekilde arıyorum. Kuşlar buluyorum, aracılara y...